MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Elatmanın Önlenmesi, Yıkım ve Ecrimisil
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, men'i müdahale talebinin kabulüne, davalıya ait ev ve kömürlüğün dava konusu 12 parselin 45,00 m2 kısmına müdahalenin men'ine, üzerinde bulunan binaların enkazı davalıya ait olmak üzere kal'ine, ecrimisil talebinin reddine karar verilmiş olup hükmün davalı tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü. KARAR
Davacılar vekili, müvekkillerinin 12 parselde kayıtlı 632,00 metrekare yüzölçüme sahip arsa vasıflı taşınmazın müşterek malikleri olduklarını, davalının bu arsa üzerindeki gecekonduda işgalci olduğunu ileri sürerek davalının müdahalesinin men'ine, ihtarname tebliğ tarihi ile daha önceden davalıya karşı açılmış olan davanın tebliğ tarihinden bu davanın açılma tarihine kadar olan ecrimisil talebi yönünden fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 5.000,00 TL bedelin yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı cevap dilekçesinde; dava konusu arsanın babası tarafından kullanıldığını ve babasının vefat tarihi olan 1974 tarihinden itibaren ise kendisi tarafından kullanıldığını, ecrimisil talebinin haksız olduğunu ve zamanaşımına uğradığını, söz konusu arsada işgalci ya da kiracı durumunda bulunmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, men’i müdahale talebinin kabulüne, davalıya ait ev ve kömürlüğün dava konusu 12 parselin 45,00 metrekarelik kısmına müdahalesinin men’ine, üzerinde bulunan binaların enkazı davalıya ait olmak üzere kal’ine, ecrimisil talebinin reddine karar verilmiş olup; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Dava; elatmanın önlenmesi, kal ve ecrimisil istemine ilişkindir.
1-Türkiye Cumhuriyeti Anayasası yargılamanın açıklığı ilkesini kabul etmiştir. HMK’nun 297. ve devamı maddelerinde hükmün nasıl tesis edileceği ve sonrasında kararın nasıl yazılacağı etraflıca hükme bağlanmıştır. Yargılamanın açık bir şekilde yapılması ve tesis edilen hükmün açıkça belirtilmesi ilke olarak kabul edilmiştir. Bu nedenle, hükmün
açık, anlaşılır, şüpheye yer vermeyecek şekilde infazı kabil olarak kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun bulunması gerekir. Aksi halde, yargılamanın açıklığı ilkesi dolayısıyla kamu vicdanı zedelenmiş ve mahkeme kararlarına duyulan güven sarsılmış olacaktır. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu’nun 10.4.1992 gün ve 1991/7 Esas 1992/4 sayılı Kararı’nda da kısa karar ile gerekçeli kararın çelişik bulunmasının bozma nedeni sayılacağı içtihat edilmiştir.
Somut olaya gelindiğinde, Mahkemece, verilen kısa kararda “davacının men’i müdahale davasının ecrimisil talebinin reddine“ denilmesine karşın, gerekçeli kararda: ”davacının men’i müdahale davasının kabulüne, davalıya ait ev ve kömürlüğün ... 12 parselin 45,00 metrekarelik kısmına müdahalesinin men’ine, üzerinde bulunan binaların enkazı davalıya ait olmak üzere kal’ine,ecrimisil talebinin reddine” karar verilmiştir. Bu şekilde kısa karar ve gerekçeli karar arasında çelişkiye yol açılması doğru olmadığından kararın bu yönden bozulması gerekmiştir.
2- Bozma sebep ve şekline göre de, davalının temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle kararın BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalının temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek olmadığına, taraflarca İİK'nun 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine 25.06.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy