MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Müdahalenin Men'i, Ecrimisil Ve Yıkım
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
K A R A R
Davacı vekili; dava konusu 265 ada 1 parsel sayılı taşınmazın maliki olan davacıların murisi ... ...'nin 03.01.1998 tarihinde vefat ettiğini, bu durumdan faydalanan davalının taşınmaz üzerine ev yaparak muhtelif ağaçlar diktiğini, 1998 yılından bu yana davalının haksız kullanımının sürdüğünü belirterek, davalının el atmasının önlenmesini, taşınmaz üzerindeki yapı ve ağaçların kal'ini ve 22.500,00 TL ecrimisil bedelinin yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı kendisinin geçmişte davacılardan ... için ev yaptığını, işçilik bedeli olarak davacılar murisi ... ...'nin kendisine dava konusu taşınmazı verdiğini, 1998 yılından bu yana taşınmazın maliki olduğu düşüncesiyle kullandığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece davanın kısmen kabulü ile, davalının taşınmazın 824,09 m2 bölümüne vaki el atmasının önlenmesine, bu alan üzerinde bulunan ev ve ağaçların kal'ine ve toplam 2.976,02 TL ecrimisil bedelinin yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesi üzerine hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, el atmanın önlenmesi, kal ve ecrimisil isteğine ilişkindir.
1. Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına ve ilâmda belirlenip dayanılan gerektirici sebeplere göre davalının el atmanın önlenmesi talebinin kabulüne ilişkin temyiz itirazları yerinde olmadığından reddine karar verilmesi gerekmiştir.
2. Davalının kal kararına yönelik temyiz isteğine gelince; Türk Medeni Kanunu'nun 723. maddesi uyarınca ödenecek olan tazminatın tutarı malzeme malikinin iyiniyetli olup olmamasına göre değişir. TMK'nin 723. maddesinde “Malzeme sökülüp alınmazsa arazi maliki, malzeme sahibine uygun bir tazminat ödemekle yükümlüdür. Yapıyı yaptıran arazi maliki iyiniyetli değilse hakim, malzeme sahibinin uğradığı zararın tamamının tazmin edilmesine karar verebilir. Yapıyı yaptıran malzeme sahibi iyiniyetli değilse, hakimin hükmedeceği miktar bu malzemenin arazi maliki için taşıdığı en az değeri geçmeyebilir.” şeklinde düzenleme yapılmıştır. Üzerine inşaat yaptığı arazinin kendisine ait olmadığını bilmeyen veya bilmesi gerekmeyen kişi kural olarak iyiniyetlidir. Bunun gibi inşaatı arazi sahibinin açık veya örtülü muvafakatı ile yapan malzeme sahibi de iyiniyetli sayılır. Buna karşılık, üzerinde inşaat yaptığı arazinin kendisine ait olmadığını bilen veya bilmesi gereken kişi kötüniyetlidir.
Malzeme sahibi ve arazi maliki iyiniyetli ise malzeme sahibine muhik bir tazminat ödenmelidir. Muhik tazminatın tespit ve takdiri hakime ait bir görevdir. Olayın özelliğine göre malzemenin dava tarihindeki değeri gözetilerek takdir edilir. Malzeme sahibi kötüniyetli ise arsa sahibi malzemenin kendisi yönünden taşıdığı en az değeri öder.
Somut olayımızda, dosyanın içeriğine, toplanan delillere ve tanık beyanlarına göre davalının davacıların miras bırakanı ... ...'nin izni üzerine söz konusu yapıları yaptığı anlaşıldığına göre davalı ... TMK'nin 723. maddesine göre iyiniyetlidir. TMK 723/1 maddesi gözetilerek davalı ... lehine uzman bilirkişiler vasıtasıyla hesaplanacak uygun tazminat bedelinin ödenmesi karşılığında kal kararı verilmesi gerekirken mahkemece bu husus gözetilmeden karar verilmiş olması doğru olmamıştır.
3. Davalının ecrimisile yönelik temyiz isteği yönünden ise; bilindiği üzere ecrimisil, kötüniyetli zilyedin geri vermekle yükümlü olduğu bir şeyi, haksız olarak alıkoyması nedeniyle kayıt malikine ödemekle yükümlü olduğu en azı kira geliri, en çoğu ise mahrum kalınan gelir kaybı olan bir tür haksız kullanım tazminatıdır. Açıklanan bu tanıma göre, bir taşınmazı haksız olarak kullanan ya da başkasına kullandıran kişinin ecrimisille sorumlu olacağı açıktır. Ancak dosyanın içeriğine ve tanık beyanlarına göre davalı ...'nın taşınmazı davacıların miras bırakanı ... ...'nin rızası ile kullanmaya başladığı, kullanımın başlangıcından itibaren ihtarname gönderilene kadar uzunca bir süre davalının kullanımına ses çıkarılmadığı anlaşılmaktadır. Bu durumda kullanıma muvafakat gösterildiğinin ve muvafakatın ihtarname ile sona erdirildiğinin kabulünde zorunluluk vardır.
Hâl böyle olunca; elbirliği mülkiyeti hükümlerine tabi olan taşınmaz maliklerinden davacılardan ...'nun noter kanalıyla göndermiş olduğu 17.04.2012 tarih 3639 yevmiye numaralı ihtarnamenin tebliğinden 15 gün sonrasından itibaren davalıdan ecrimisil istenebileceğinden, ihtarnamenin davalıya tebliğ edildiği tarihe ilişkin araştırma yapılarak tebliğ edildiği tarihe göre ecrimisil verilmesi gerekirken, bu husus üzerinde durulmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması doğru değildir.
SONUÇ: Açıklanan nedenlerle, davalının yukarıda belirtilen temyiz itirazları yerinde olduğundan kabulü ile Yerel Mahkeme hükmünün 6100 sayılı HMK'nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, davalının elatmanın önlenmesine yönelik temyiz itirazlarının yukarıda 1 nolu bentte yazılı nedenlerle REDDİNE, taraflarca HUMK'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 18/02/2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy