MAHKEMESİ:İcra Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ: İstihkak
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
K A R A R
Davacı 3. kişi, kendisine ait işyerindeki eşyaların haczedildiğini, mahcuz mallarla borçlunun herhangi bir ilgisi olmadığını, borçlunun işletmesini kapattıktan sonra aynı yerde kendisinin kafe işletmeye başladığını açıklayarak istihkak davasının kabulü ile müvekkilinin malları üzerindeki haczin kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı alacaklı vekili, hem borçlu ... hem de eşi ...'in aynı yerde yapılan her iki haciz işleminde de hazır bulunduklarını belirterek davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, tanık beyanlarına göre borçlunun iş yerinde bulunan kendine ait malları haciz adresinden boşalttıktan 2 ay sonra, davacının kendisine ait malları işyerine getirerek faaliyetine başladığı, davacının işletmeyi devir yolu ile almadığı, davalı borçlu ile davacı arasında akrabalık ve organik bağ olduğunun tespit edilemediği gerekçesi ile davanın kabulüne ve mahcuzlar üzerindeki hacizlerin kaldırılmasına karar verilmiştir.
Kararı davalı alacaklı vekili temyiz etmiştir.
Dava, üçüncü kişinin İİK' nun 96. vd. maddelerine dayalı istihkak iddiasına ilişkindir.
Dava konusu haciz, "...” adresinde borçlunun huzurunda yapılmıştır. Öte yandan, borçlunun ikamet adresi olan ‘’..." adresine çıkartılan ödeme emri tebligatı ise haciz adresinde aynı yerde birlikte çalışan olarak davacı 3.kişiye yapılmıştır. Bunun yanında, davaya konu hacizle, aynı yerde yapılan 19.12.2014 tarihli haciz de de, borçlu ve borçlunun eşi hazır bulunmuştur. Ayrıca, davacı 3. kişi borçlunun kullandığı "..." Unvanını aynen kullanmaya devam etmiştir. Buna göre, İİK’nun 97/a maddesinde öngörülen mülkiyet karinesi borçlu dolayısıyla alacaklı yararınadır. Bu yasal karinenin aksinin davacı 3. kişi tarafından inandırıcı ve güçlü delillerle ispat edilmesi gerekir.
Davacı 3. kişinin dayandığı, bir kısmı borcun doğumundan sonraki tarihleri taşıyan ve ayırt edici özellikleri bulunmayan faturalar ve tanık beyanları; istihkak davalarında güçlü delil teşkil etmezler ve mülkiyet karinesinin aksini ispata yeterli değildir.
O halde, mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözönüne alınarak, davanın reddi yerine oluşa ve dosya içeriğine uygun düşmeyen gerekçe ile kabulüne yönelik hüküm kurulması doğru olmamıştır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün İİK’nun 366 ve HUMK’nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, taraflarca İİK'nun 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 08.02.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.