MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Eski Hale Getirme, Elatmanın Önlenmesi
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
K A R A R
Davacı vekili dava dilekçesi ile, davacıya ait ... İli ... İlçesi, ... Köyünde kain 632 parsel sayılı taşınmaza davalılara ait 630,648 ve 631 parsel sayılı taşınmazların tecavüzünün bulunması nedeniyle vaki müdahalenin meni ile eski hale getirilmesi talep ve dava edilmiştir.
Bir kısım davalılar ... ve ...'nin 17/03/2014 havale tarihli cevap dilekçeleri ile, tecavüzün söz konusu olmaması nedeni ile davanın reddi gerektiğini savunmuşlardır.
Mahkemece; davacının taşınmazına tecavüz olmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş olup; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, el atmanın önlenmesi ve eski hale getirme istemine ilişkindir.
Her ne kadar mahkemece keşif yapılarak bilirkişi raporu alınmış ise de, alınmış olan fen raporu hüküm kurmaya elverişli değildir.
Bilindiği üzere, çaplı taşınmaza elatmanın önlenmesi davalarında öncelikle çap kaydının yada kayıtlarının getirtilerek tarafların tüm delilleri toplanılmalı, dosya keşfe hazır hale geldikten sonra yapılacak uygulamada çekişmeli yer ile yanların ellerinde bulunan kısımların sınırları tarafların ortak beyanlarına göre açıklığa kavuşturulmalı, gerektiğinde bu yön taşınmaz başında dinlenecek yerel bilirkişi ve tanık sözleri ile kuşkuya yer bırakmayacak biçimde saptanmalıdır. Daha sonra belirlenen bu durum gözönünde tutularak hazır bulundurulan kadastro fen memuru veya mühendisi sıfat ve yeteneğini taşıyan uzman bilirkişi veya bilirkişilere kadastro sırasında konan nirengi noktalarından, bunlar yoksa hem paftada hem arazide mevcut sabit noktalardan yararlanılarak takometrik aletlerle kadastral yöntemlere uygun biçimde ölçüm yaptırılmalı; bilirkişilerden uygulamayı yansıtan, infazı sağlamaya yeterli ve özellikle davacı tarafın taşınmazına bir tecavüzün bulunup bulunmadığını varsa miktarını açıkca gösteren kroki ve rapor alınmalıdır.
Hal böyle olunca, yukarıda açıklanan ilkeler doğrultusunda belirlenecek farklı uzman bilirkişiler aracılığıyla yerinde yeniden keşif yapılarak kadastral yöntemlere uygun ölçüm yapılması, davacı tanıklarının keşifte dinlenmesi, davacı tarafından dosyaya sunulan krokinin de irdelenmesi, çekişmeli taşınmazlara müdahale olup olmadığının duraksamaya yer vermeyecek biçimde belirlenmesi, tarafların fiili kullandıkları yerlerin tanık beyanları ile saptanması ve hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, noksan soruşturma ile yetinilerek davanın reddedilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazları bu bakımdan yerinde olduğundan kabulü ile hükmün 6100 sayılı HMK'nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine 25.02.2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy