MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Elatmanın Önlenmesi Ve Ecrimisil
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı vekili; dava konusu 1 parsel sayılı taşınmaz ve üzerindeki binanın 2002'den bu yana davacıya ait olduğunu, davalının dava konusu taşınmazda hiçbir hakkı olmamasına rağmen haksız olarak işgal ettiğini, davalının sözlü uyarılara rağmen haksız işgaline devam ettiğini, ve bedel ödemediğini belirterek, el atmanın önlenmesini ve son 5 yıl için 4.500 TL ecrimisil bedelinin davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Mahkemenin 28.05.2014 tarihli ve 2013/463 Esas, 2014/363 Karar sayılı ilk kararı ile davanın kabulüne karar verilmiş, hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 2014/15726 Esas, 2014/14238 Karar sayılı ile ilamı ile el atmanın önlenmesi isteği ile ilgili harç yatırılmamış olması gerekçesi ile bozularak mahkemesine iade edilmiş, Mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kabulüne, el atmanın önlenmesine ve 4.500 TL ecrimisilin davalıdan tahsiline karar verilmesi üzerine; hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, el atmanın önlenmesi ve ecrimisil talebine ilişkindir.
Somut olayda, davalıya yapılan ilk tebligat; muhatabın adreste bulunmama sebebi, adresten geçici mi yoksa uzun süreli mi ayrıldığı belirtilmeden aynı işyerinde çalıştığını beyan eden işçisi Erol Karabulut'a bırakılmak suretiyle usulüne uygun olmaksızın yapılmış, davalı yargılamaya katılmamıştır.
HMK'nin Hukuki Dinlenilme Hakkı başlıklı 27. maddesi uyarınca davanın tarafları, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahip olup, bu hak yargılama ile ilgili bilgi sahibi olunmasını da içerir.
Hukuki dinlenme hakkının gereği olarak, taraflar duruşmaya çağrılmadan hüküm verilememesi, Anayasa'nın 36. maddesi ile düzenlenen iddia ve savunma hakkının kullanılmasına olanak tanınması ilkesinin doğal bir sonucudur. Aynı zamanda Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 6. maddesinde düzenlenen adil yargılama hakkının da en önemli unsurudur.
Gerçekten savunma hakkını güvence altına alan T.C. Anayasası'nın 36. maddesi ile 6100 sayılı HMK'nin 27. maddesinde açıkça belirtildiği üzere, mahkemece davanın tarafları, dinlenmek, iddia ve savunmaları alınmak üzere kanuni şekillere uygun olarak davet edilmedikçe hüküm verilmesi mümkün bulunmamaktadır.
Bu nedenlerle, davalıya usulüne uygun dava dilekçesi ve duruşma günü tebliğ edilerek yargılama yapılması gerekirken, hukuki dinlenilme hakkına aykırı olarak yargılama sonucu karar verilmesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazları yerinde olduğundan kabulü ile usul ve kanuna aykırı bulunan hükmün 6100 sayılı HMK'nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, taraflarca HUMK'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine,
peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 06.05.2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy