MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ: Elatmanın Önlenmesi ve Ecrimisil
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davacılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
-KARAR-
Davacılar, paydaşı oldukları 247 ada 4 parsel sayılı taşınmazda bulunan dükkan, depo ve daire ile 380 ada 1 ve 2 parsel sayılı taşınmazları da davalı kardeşlerinin işgal ettiğini ileri sürerek elatmasının önlenmesine ve ecrimisile karar verilmesini istemişlerdir.
Davalı, 1 ve 2 parsel sayılı taşınmazları ekmediğini dava konusu evi ise mirasbırakan babasının kendi için yaptırdığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davacıların çekişmeli taşınmazlardan yararlanamadıkları gerekçesiyle elatmanın önlenmesi isteğinin kabulüne ecrimisil isteğinin kısmen kabulüne dair verilen karar davacılar vekilince temyiz edilmiştir.
Dava, elatmanın önlenmesi ve ecrimisil isteklerine ilişkindir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacılar vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine,
2- Dosya içeriği ve toplanan delillerden; çekişme konusu 247 ada 4 parsel sayılı taşınmazda davacılar ile davalının ve dava dışı ... ile elbirliği halinde malik oldukları, 380 ada 1 parsel sayılı taşınmazda 799/2400 pay için davacılar ile davalının ve dava dışı ... ile elbirliği halinde malik oldukları taşınmazda dava dışı ... Belediye'si, ... ve ...'in de paydaş olduğu, 380 ada 2 parsel sayılı taşınmazda 1/3 pay için davacılar ile davalının ve dava dışı ... ile elbirliği halinde malik oldukları taşınmazda dava dışı ... ve ...'in de paydaş olduğu, mirasbırakan ...'ın 29.03.2011 tarihinde ölümü ile geriye mirasçı olarak dava dışı ..., davacılar ..., ... ve ... ile davalı ...'nin kaldığı kayden sabittir.
Bilindiği üzere, 6100 sayılı HMK'nun 297/2. maddesine göre, hüküm sonucu kısmında; “istek sonuçlarından her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, birer birer, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir.” düzenlemesine yer verilmiştir. Kanun maddesinin bu açık hükmünün sonucu olarak, mahkemelerce kurulan hükümler infaz sırasında tereddüt ve şüphe yaratmayacak nitelikte olmalıdır.
Ne var ki; Mahkemece verilen kararın infaza elverişli olduğunu söyeleyebilme olanağı yoktur.
Şöyle ki, 380 ada 1 ve 2 parsel sayılı taşınmazlarda dava dışı kişiler de paydaş olmasına rağmen sadece davanın tarafları kayıt malikiymiş gibi davacıların veraset ilamındaki hisseleri olan ayrı ayrı 3/16 paya davalının elatmasının önlenmesine karar verilmesi doğru değildir.
Hal böyle olunca, yukarıda adı geçen taşınmazlarda dava dışı paydaşların da hisseleri dikkate alınmak suretiyle hesaplanacak paya davalının elatmasının önlenmesine karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu üzere karar verilmesi doğru değildir.
SONUÇ: Yukarıda (2) nolu bentte gösterilen nedenlerle davacılar vekilinin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün 6100 sayılı HMK'nın Geçici 3. maddesi yollaması ile HUMKnın 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bozma nedenine göre vekalet ücretine yönelik temyiz itirazının incelenmesine yer olmadığına, davacılar vekilinin sair temyiz itirazlarının yukarıda (1) nolu bentte gösterilen nedenlerle reddine, taraflarca HUMK'nun 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, istek halinde peşin harcın temyiz edene iadesine, 15.05.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.