MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : İstihkak
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davacı vekili ve davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
K A R A R
Davacı üçüncü kişi vekili, 24.10.2013 tarihinde yapılan haciz sırasında haczedilen balya makinesinin 24.07.2013 tarihinde dava dışı ...’dan satın alındığını ve davacıya ait olduğunu, borçlu ile ilgisinin olmadığını belirterek istihkak iddiasının kabulü ile haczin kaldırılmasına ve alacaklının kötüniyet tazminatı ile sorumlu tutulmasına karar verilmesini istemiştir.
Davalı alacaklı vekili; davanın reddini istemiştir.
Davalı borçlu vekili; dava konusu mahcuzun müvekkili tarafından dava dışı firmadan satın alındığını, daha sonra 24.07.2013 tarihinde dava dışı ...’a çek karşılığında satımı hususunda anlaştıklarını, satım bedeli çekin alınmasından sonra mahcuzun alıcı ...’a teslim edildiğini, ancak çekin karşılıksız çıktığını, ...’ın mahcuzu müvekkiline iade etmesini beklerken, 3. kişi ile ...’ın muvaazalı şekilde satım sözleşmesi yaptıklarını öne sürerek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, davaya konu olan balya makinesinin davalı borçlunun eşi olan ... tarafından ... Tic. San. Ltd. Şti'den 20/04/2013 tarihli satış sözleşmesi ile satın alındığı, satış sözleşmesinin açıklamalar kısmına makinenin 30/05/2013 tarihine kadar teslim edileceği ve faturanın da borçlu adına kesileceğinin belirtildiği, sözleşmedeki açıklama nedeniyle satıcı tarafından balya makinesi için 01/07/2013 tarihli faturanın borçlu adına düzenlendiği, söz konusu balya makinesinin 24/07/2013 tarihli adi sözleşme ile borçlunun eşi ... tarafından ...’a satıldığı, satış karşılığı çek verildiği, akabinde ...’ın bu makineyi 24/07/2013 tarihli adi protokol ile davacı 3. kişiye sattığı, bir süre sonra davalı borçlunun ... tarafından kendisine verilen çekin çalınmış olduğunun farkına vardığı ve bu şahıs tarafından dolandırıldığını idda ettiği, dayanak takip dosyasının alacaklısı olan ...’nın ise borçlunun eşi ...’nın kardeşi dolayısıyla borçlunun ise kayınbiraderi olduğu, takip dosyasına dayanak olan bononun balya makinesinin satışından sonra tanzim edilip takibe konulduğu, borçlunun icra dairesine sunduğu dilekçe ile söz konusu borca bir diyeceğinin olmadığını beyan ettiği, ayrıca lehine işleyen itiraz süresinden vazgeçerek takibin kesinleşmesine ve haciz yapılmasına muvafakat ettiği, bunun üzerine 24/10/2013 tarihinde 3. kişiye ait evde haciz yapılarak balya makinesinin muhafaza altına alındığı, davalı borçlunun ... tarafından dolandırılmasının bu satışa taraf olmayan, menkulü sonradan ayrı bir sözleşme ile ...’dan satın alan davacı 3. kişiyi bağlamayacağı gerekçesi ile davanın kabulüne, şartları oluşmadığından davacı 3. kişinin tazminat talebinin reddine karar verilmiş; karar davacı 3. kişi vekili tarafından kötüniyet tazminatı bakımından, davalı alacaklı vekili ve davalı borçlu vekili tarafından ise esas bakımından temyiz edilmiştir.
Dava, üçüncü kişinin İİK'nun 96. vd. maddelerine dayalı istihkak iddiasına ilişkindir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davalı alacaklı vekilinin ve davalı borçlu vekilinin temyiz itirazlarının reddine,
2-Davacı 3. kişinin vekilinin kötüniyet tazminatına yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Davacı üçüncü kişi yararına tazminata hükmolunması için, üçüncü kişinin davasının kabulü yanında, davacı 3. kişinin talepte bulunması ve istihkak iddiasına karşı itiraz eden alacaklının kötüniyetinin gerçekleşmesi zorunludur. Buradaki kötü niyetten maksat haciz sırasında mahcuzun davacıya ait olduğu, alacaklı tarafından bilindiği halde, kötü niyetli olarak haczin tatbikinin talep edilmesidir. Somut olayda, davacı 3. kişinin kötüniyet tazminatı talebi olduğu gibi, takip borçlusunun takip tarihi ile aynı gün ödeme emrini bizzat giderek PTT şubesinden tebliğ alması, aynı gün icra dairesine başvurarak sürelerden feragat ederek hakkında gecikmeksizin fiili haciz yapılmasını talep etmesi, davalı alacaklının borçlunun eşinin kardeşi olması ve davalı borçlu vekilinin cevap ve temyiz dilekçesinde açıkça mahcuzun dava dışı ...’a satılıp teslim edildiğini beyan etmesi karşısında alacaklının kötüniyeti de kanıtlandığından tazminatla sorumlu tutulmaması usul ve yasaya aykırıdır. Hükmün açıklanan nedenle bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı alacaklı vekilinin ve davalı borçlu vekilinin temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenle davacı 3. kişi vekilinin temyiz itirazının kabulü ile hükmün İİK'nun 366 ve 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesinin yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca İİK'nun 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz eden davacı 3. kişiye iadesine ve 710,80 TL peşin harcın da onama harcına mahsubu ile kalan 2.021,60 TL'nin temyiz eden davalı borçludan alınmasına, 27,70 TL peşin harcında onama harcına mahsubu ile kalan 2.704,70 TL'nin temyiz eden davalı alacaklıdan alınmsına, 28/03/2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy