MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : İstihkak
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup, hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı alacaklı vekili; haciz sırasında yapılan evrak araştırmasında borçlu adına kayıtlı UEDAŞ aboneliği, imza sirküleri ve borçlunun haciz yapılan iş yerinin sahibi olduğunu gösteren adına yazılı kartvizit tespit edildiğini, bu itibarla borçlunun iş yerinin herhangi bir çalışanı olmadığının açık olduğunu, haciz yapılan işyerinin ve mahcuzların borçluya ait olduğunu açıklayarak davanın kabulü ile 3. kişinin istihkak iddiasının reddine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı 3. kişi vekili; borçlunun, babasının iş yerinde çalıştığını,şirket ortakları arasında borçlunun olmadığını, haczi yapılan menkullerin 3.kişi şirketin iştigal konusu içindeki makineler olduğunu, davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece; 3. kişi şirketin işe başlama tarihinin 28/12/2004 oluşu, 17/12/2014 tarihli SGK kaydına göre borçlunun bu şirketin işçisi olduğu, 3. kişi şirket adının ortaklar Orhan ve Fahri'nin adıyla uyumlu oluşu,kişinin hem çalıştığı hem de ortağının oğlu olduğu, bir iş yeri için kendi adına kart bastırmasının hatta bazen o iş yerinin sahibi imiş gibi davranmasının geçerli aile yapısı karşısında olağan olduğu, ispat yükü üzerinde olan davacının davaya konu menkullerin borçluya ait olduğunu ispatlayamadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş, karar davacı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, alacaklının İİK’nun 99. maddesine dayalı olarak açtığı istihkak iddiasının reddi talebine ilişkindir.
Dava konusu haciz borçluya ödeme emrinin tebliğ edildiği ve dayanak ilamda geçen adreste yapılmıştır. Öte yandan, haciz davalı 3. kişinin ticaret sicil adresinde yapılmadığı gibi borçlunun önceki faaliyet adresinde yapılmış olup, haciz mahallinde borçlu adına evrak bulunmuştur. Bunun yanında, davacı 3. kişi şirketin hakim ortağı ile borçlu arasında baba- oğul ilişkisi mevcut olup, davacı 3. kişi şirket ile borçlunun faaliyet alanları aynıdır. Buna göre, İİK'nın 97/a maddesinde öngörülen mülkiyet karinesi borçlu dolayısıyla alacaklı yararına olup, davanın İİK m. 99 gereğince alacaklı tarafından açılması ispat yükünün yer değiştirmesine neden olmaz. Mülkiyet karinesinin aksinin davalı 3. kişi tarafından inandırıcı ve güçlü delillerle ispat edilmesi gerekir.
Davalı 3. kişi tarafından sunulan vergi levhası istihkak davalarında güçlü delil teşkil etmeyeceğinden davalı 3. kişi mülkiyet karinesinin aksini ispatlayamamıştır.
O halde, Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözönüne alınarak, davanın kabulü yerine oluşa ve dosya içeriğine uygun düşmeyen gerekçe ile reddine yönelik hüküm kurulması doğru olmamıştır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün İİK'nın 366 ve 6100 sayılı HMK'nın Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nın 428. maddesi uyarınca
BOZULMASINA, taraflarca İİK'nın 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz eden davacıya iadesine, 27.04.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy