MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ: Elatmanın Önlenmesi
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı ... vekili ile bir kısım davalılar vekili tarafından duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine duruşma istemi değerden reddedilmiş olmakla, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı, 651 ada 6 parsel sayılı taşınmazda davalılar ile birlikte paydaş olduğunu, taşınmazda özel parselasyon gereği fiili kullanım biçiminin oluştuğunu, buna göre 14 numaralı özel parselin kendisine kalmasına rağmen 23 numaralı özel parselin malikleri olan davalılar tarafından bahçe ve otopark olarak taşınmazın kendilerine düşen kısmına eklenmek suretiyle kullanıldığını ileri sürerek elatmalarının önlenmesine ve ecrimisile karar verilmesini istemiştir.
Davalılar, taşınmazdaki paylarını satın aldıkları tarihten itibaren kendilerine ait olan 45, 46, 47, 48, 49, 50, 51 ve 52 numaralı özel parselleri kullandıklarını, davacıya ait 14 numaralı özel parselin kendilerine komşu olmadığını belirterek davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece, elatmanın önlenmesi isteğine yönelik olarak işlemden kaldırıldığı tarihten itibaren yasal süresi içerisinde yenilenmediği gerekçesiyle açılmamış sayılmasına, davalılar ... ve ... yönünden pasif husumet yokluğundan davanın reddine ve iddianın kanıtlandığı gerekçesiyle de davalılar ... ve ...'ya yönelik ecrimisil isteğinin kısmen kabulüne dair verilen karar, bir kısım davalılar vekili ile davalı Tandu vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, paydaşlar arasında elatmanın önlenmesi ve ecrimisil isteklerine ilişkindir.
1.Dosya içeriği ve toplanan delillerden; çekişmeli, arsa nitelikli 17.404m² büyüklüğündeki 651 ada 6 parsel sayılı taşınmazda davacının 283/17404, davalı ...'ın 930/17404, davalı ...'nun 386/17404 pay ile paydaş oldukları, taşınmazda taraflar dışında muhtelif sayıda paydaşın bulunduğu, dava konusu taşınmaza ait taraflarca sunulan iki ayrı parselasyon planının bulunduğu, her iki planın da tapu müdürlüğünce işlem görmediğinden geçerli olmadığı, 06.11.2011 tarihli bilirkişilerce sunulan rapora göre davalılar tarafından sunulan parselasyon planında davacının kendisine ait olduğu iddia ettiği 14 numaralı özel parselin davalılarca kullanlan alana komşu olmadığı ve bu suretle müdahalenin bulunmadığı, 10.04.2012 tarihli ek raporda ise davacı tarafından sunulan özel parselasyon üzerinden inceleme yapıldığı, buna göre de davacıya ait 14 numaralı parselin davalıların kullanımında olduğu, kordinatlar bulunmadığından sınırların çakıştırılamadığı, taşınmazda boş özel parsellerin de bulunduğu belirtildiği, davacının 06.06.2013 tarihli 8. oturumda elatmanın önlenmesi isteğini atiye terk ettiği anlaşılmaktadır.
Bilindiği üzere, paylı mülkiyette taşınmazdan yararlanamayan paydaş, engel olan öteki paydaş veya paydaşlardan payına vaki el atmanın önlenilmesinden ötürü ecrimisil isteyebilir. Ancak, o paydaşın payına karşılık çekişmesiz olarak kullandığı yada kullanılabileceği bir kısım yer varsa, açacağı el atmanın önlenilmesi ve ecrimisil davasının dinlenme olanağı yoktur. Yerleşmiş Yargıtay İçtihatlarına ve aynı doğrultudaki bilimsel görüşlere göre, payından az yer kullandığını ileri süren paydaşın sorununu kesin sonuç getiren taksim veya ortaklığın satış yoluyla giderilmesi davası açmak suretiyle çözümlemesi gerekmektedir.
Somut olaya gelince; davacı ve davalı taraflarca iki ayrı parselasyon planının sunulduğu, her iki planın da tapu müdürlüğünde kayıtlı olmadığı ve bu nedenle geçerliliklerinin bulunmadığı, kordinat sistemi olmadığından parselasyon planlarının zemine tam olarak uygulanamadığı, davacının sunduğu plan uyarınca 14 numaralı özel parselin davalılarca bahçe ve otopark olarak kullanıldığı davalılar tarafından sunulan özel plana göre ise davacıya ait özel parsel ile davalılar kullanımında bulunan alanın komşu olmadığı, bu suretle tecavüzün bulunmadığı anlaşılmaktadır.
Mahkemece, yazılı şekilde karar verilmişse de; yapılan inceleme ve araştırmanın karar vermeye elverişli olduğunu söyleyebilmek güçtür.
Şöyle ki; parselasyon planları geçersiz olsa da bunlara göre taşınmazın paydaşları arasında fiili bir kullanım biçiminin oluşup oluşmadığı üzerinde durulmadığı gibi davacının payına karşılık kullanabileceği çekişmesiz alanlar olup olmadığı da saptanmış değildir.
Hal böyle olunca; çekişme konusu taşınmazda fiili kullanım biçiminin oluşup oluşmadığı tespit edilerek, oluşmamış ve sınırlar belirsiz ise davacının çekişmesiz olarak kullanabileceği kısımlar bulunup bulunmadığının saptanması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu üzere karar verilmesi doğru değildir.
2.Kabule göre de; davacının, 17.05.2012 tarihli ıslah dilekçesi ile talep sonucunu artırarak 24.609 TL ecrimisilin davalılardan tahsiline karar verilmesini istediği, Mahkemece, ecrimisil isteği kısmen kabul edilerek 675,80 TL ecrimisilin davalılar ... ve Tendu'dan tahsiline karar verilmesine rağmen reddedilen miktar yönünden davalılar lehine vekalet ücreti verilmesi gerekirken eksik vekalet ücreti takdiri de isabetsizdir.
SONUÇ: Yukarıda (1) ve (2) numaralı bentlerde yazılı nedenlerle bir kısım davalılar vekili ile davalı ... vekilinin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulüyle, hükmün 6100 sayılı HMK'nin Geçici 3. maddesi yollaması ile HUMK'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, HUMK'un 440/III-1, 2, 3 ve 4. bentleri gereğince ilama karşı karar düzeltme yolu kapalı bulunduğuna ve peşin harcın istek halinde temyiz edenlere ayrı ayrı iadesine 03.12.2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.