MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Elatmanın Önlenmesi ve Yıkım
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı vekili, vekil edeninin maliki bulunduğu 28 parsel sayılı taşınmaza davalılar tarafından yapı yapılmak suretiyle müdahalede bulunulduğunu açıklayarak, davalıların müdahalesinin menine ve yapıların kaline karar verilmesini istemiştir.
Davalılardan ... vekili, vekil edeninin dava konusu 28 parsel sayılı taşınmazda hisse satın aldığını ancak, açılan şufa davası sonucunda sözkonusu payların iptal edildiğini, vekil edeninin dava konusu taşınmazda herhangi bir tasarrufunun bulunmadığını, yapıların diğer davalı ... tarafından yapıldığını beyanla davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Davalılardan ..., dava konusu taşınmazda kali talep edilen yapıların kendisi tarafından yapıldığını, yapıları, taşınmazın hissedarlarından olan ...’ın mirasçılarından yer kiralamak suretiyle, onların gösterdikleri yere yaptığını, davacı ...’ın babasının da bu yapıları yapmasına izin verdiğini beyanla davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmesi üzerine; hüküm, davacı vekili tarafından süresinde temyiz edilmiştir.
Dava, tapulu taşınmaza el atmanın önlenmesi ve kal isteklerine ilişkindir.
1.Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına, mevcut deliller Mahkemece takdir edilerek karar verildiğine ve takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına göre davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2.Yargılama aşamasında dinlenen taraf tanıkları dava konusu yapıları davalılardan ...’ın yaptığını ifade ettiği gibi, davalı ...’da yapıların kendisi tarafından yapıldığını beyan etmiştir. Her ne kadar davalı ..., taşınmazın paydaşlarından olan ... mirasçılarından dava konusu taşınmazda yer kiralamak suretiyle söz konusu yapıları yaptığını beyan etmiş ise de, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 683. maddesinde; malikin hukuk düzeninin sınırları içerisinde o şey üzerinde dilediği gibi kullanma, tasarrufta bulunma, yararlanma yetkilerine sahip olduğu, malını haksız olarak elinde bulunduran kişiye karşı her türlü el atmanın önlenmesi davası açabileceği öngörülmüştür. Dava konusu taşınmazda, davacı ... paydaş olup, davalı ...’ın kayıttan ve mülkiyetten kaynaklanan bir hakkı bulunmadığına ve paydaşlardan ... ile akdetmiş olduğunu iddia ettiği kira sözleşmesi davalıya dava konusu taşınmazda yapı yapmak hakkı sağlamayacağına göre, davacı ...’ın mülkiyet hakkına üstünlük tanınmak suretiyle, dava konusu taşınmaza davalı ...’ın yapmış olduğu müdahalenin önlenmesine ve yapıların kaline karar verilmesi gerekirken, yazılı ve yerinde olmayan gerekçelerle ret kararı verilmesi doğru olmamıştır.
SONUÇ: Davacı vekilinin temyiz itirazları yukarıda (2) nolu bentte açıklanan nedenle yerinde olduğundan kabulüyle, usul ve yasaya uygun bulunmayan hükmün 6100 sayılı HMK'nin Geçici 3.maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle reddine,taraflarca HUMK'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine 5.12.2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy