MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : İstihkak
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davacı vekili ve davalı vekili taraflarından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı alacaklı vekili; haciz adresinde daha önce borçlu şirketin ticari faaliyette bulunduğunu, borçlu şirket yetkilisinin babası olan ...'in hacizde hazır olduğunu ve istihkak iddiasında bulunduğunu, alacaklıdan mal kaçırmak için muvazaalı devir yapıldığını, borçlu şirketle 3. kişi şirket çalışanlarının bir kısmının aynı olduğunu, 3. kişi şirketin borçlu şirkete ait telefon numarasını kullandığını belirterek istihkak iddiasının reddi ile mahcuzların borçluya ait olduğuna karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı 3. kişi vekili, müvekkil şirket ile borçlu şirket arasında organik bağ olmadığını açıklayarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece; borçlu şirketle davacı 3. kişi şirketin aynı iş kolunda faaliyette bulunmaları, borçlu şirketin ticari ikamet adresini değiştirdiği tarih ile 3. kişi şirketin haciz mahallinde şube açma tarihlerinin birbirine çok yakın olması, borçlu şirketin yeni adresinde herhangi bir faaliyetinin bulunmaması, borçlu şirketin haciz mahallinde kullandığı telefonun 3. kişi şirket tarafından devralınması, haciz mahallindeki hazurun ...'in borçlu şirketin eski yetkilisi ...'in babası, 3. kişi şirketin çalışanlarından ...'in de kardeşi olması, borçlu şirketin yakın dönemdeki birçok çalışanının aynı kişiler olması karşısında, yapılan satış ve devir işlemlerinin alacaklılardan mal kaçırmaya yönelik muvazaalı işlemler olduğu, borçlu şirket ile davalı 3. kişi şirket arasında sıkı bir organik bağ bulunduğu gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hüküm, davalı 3. kişi vekili ve davacı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davalı 3. kişi vekilinin temyiz itirazlarının reddine,
2- Davacı alacaklı vekilinin tazminat istemine yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; davacı alacaklı tarafından, tazminat talebinde bulunulmuş olmakla birlikte, bu taleple ilgili olumlu olumsuz herhangi bir karar verilmemiştir. Oysa, HMK' nun 297. maddesinde, hükmün hangi hususları kapsayacağı sayılmış olup, anılan maddenin 2. fıkrasında, hükmün sonuç kısmında taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerektiği düzenlenmiştir. Bu itibarla, davacı alacaklının tazminata ilişkin talebi hakkında olumlu veya olumsuz bir karar verilmemesi doğru görülmemiş, hükmün açıklanan nedenlerle bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı 3.kişi vekilinin temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenle davacı alacaklı vekilinin tazminat talebine yönelik temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün İİK'nun 366. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca İİK'nun 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 27,70 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 8,20 TL'nin temyiz eden davalıdan alınmasına, istek halinde peşin harcın temyiz eden davacıya iadesine, 08.02.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi
Full & Egal Universal Law Academy