MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ: Elatmanın Önlenmesi, Eski Hale Getirme Ve ecrimisil
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup, hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Dava dilekçesinde, davacı köy tüzel kişiliğinin tam pay ile malik olduğu 69 parsel sayılı taşınmaz üzerinden davalının yol geçirerek, dereden kum ocağına çakıl çektiği, davacının taşınmazlarını kullanamadığı, delil tespiti dosyasında tespit edildiği üzere davalının davacıya ait taşınmazın 824 m2'lik kısmına müdahale ederek kullandığı, 91 m2'lik kısmında 0,5 metre derinliğinde, 463 m2'lik kısmında 1,5 metre derinliğinde yol açtığı ve kullandığı ileri sürülerek davalının taşınmaza elatmasının önlenmesi, taşınmazın tarla vasfını değiştirerek kullandığı bölümlerin eski hale getirilmesi veya eski hale getirme bedeli olan 5180,00 TL'nin ödenmesi, ve müdahalesi sonrasında taşınmazın kullanılamayan kısmı için yıllık 164,80 TL ecrimisil ödenmesi istenmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde, tespit dosyasında hatalı ölçüm yapıldığını, iddiaları kabul etmediklerini, davacı ... Köyünün önceki muhtarı ... ile 2011 yılında yapılan anlaşma ile davalı tarafından köy tüzel kişiliği için ve dava konusu taşınmazın iyileştirilmesi için yapılan işlerin karşılığı olarak 6 yıl süre ile taşınmazdan yol geçirildiğini, davalının haklı ve geçerli bir nedene dayalı olarak davacıya ait taşınmazın bir kısmını kullandığı beyan edilerek davanın reddi savunulmuştur.
Mahkemece, keşif yapılmaksızın, duruşmada dinlenilen tanık beyanları, ceza dosyası ve diğer deliller kapsamında davalının dava konusu taşınmazı önceki köy muhtarı ile yaptığı anlaşma doğrultusunda kullandığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Davanın reddine dair mahkeme kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, mülkiyet hakkına dayalı taşınmaza elatmanın önlenmesi, eski hale getirme ve haksız kullanımdan doğan ecrimisil bedelinin tahsili istemlerine ilişkindir.
442 sayılı Köy Kanunu'nun 9. maddesine göre, İş bu Kanun ile köye verilen işleri görmek (Köy muhtarının) ve (İhtiyar meclisinin) vazifesi olduğu, 10. madde gereği ise muhtarın, köyün başı olduğu, İş bu Kanun'a göre köy işlerinde söz söylemek, emir vermek ve emrini yaptırmak muhtarın hakkı olduğu, Kanun'un 35, 36 ve 37. maddelerinde muhtarın yapacağı devlet ve köy işleri sayma yolu ile tespit edilmiştir. İhtiyar Meclisinin yapacağı işler ise Kanun'un 44. maddesinde sayılmış olup, maddenin ikinci fıkrasında İhtiyar Meclisi bu Kanun'un 13 ve 14 üncü maddelerinde yazılı mecburi ve ihtiyari işleri yapmak için lüzumu halinde köy sınırı içindeki gayrimenkulleri değer pahasiyle satın alabileceği, üçüncü fıkrada ise tarlası olmıyan veya yetişmiyen köylüye köyün sınırı içinden boz haliden bir parça ayırıp vermek ve tasarrufu mal sandığına veya sair dairelere geçmiş olan araziyi köy namına satın alıp arazisi olmıyanlara vermek şeklinde sayıldığı, yine Kanun'un 42. maddesi gereği de İhtiyar meclisinin en az haftada bir defa toplanıp konuşacağı, ek 13.madde kapsamında şartların oluşması halinde Köy Tüzel Kişiliği adına tescil edilen parsellerin köyde ikamet eden ve köy nüfusuna kayıtlı olup evi bulunmayan ihtiyaç sahiplerine ihtiyar meclisi kararı ile rayiç bedel üzerinden satılacağı düzenlenmiştir.
Dosya içerisindeki bilgi ve belgelerden; dava konu 69 parsel sayılı taşınmazın davacı Köy Tüzel Kişiliği adına tapuda kayıtlı olduğu, delil tespiti dosyası ile davalının da kısmi ikrarına göre dava konusu taşınmaz üzerinden yol geçirmek sureti ile davalının dereden çakıl taşıdığı, davalının taşımazdaki kullanımını dosyaya fotokopisini sunduğu 07.04.2011 tarihli "Uzlaşma Tutanağı" başlıklı belgeye dayandırdığı, belgenin altının Köy Mührü ile şirket kaşesi olmaksızın Köy adına Muhtar ...'ın, şirket adına ise... imzaladığı, belge içeriğine göre taşınmaz üzerinde davalı şirket tarafından iyileştirmeler yapıldığı, yapılan işler karşılığı Köy'den para alınmayacağı, bunun karşılığında ise 6 yıl süre ile tarlanın bir kısmını kendi kum ocaklarına geçerken yol olarak kullanması konusunda anlaşmaya varıldığı, 17.12.2015 tarihli Köy Muhtarının cevabi yazına göre taşınmazın kiralanması konusunda Köy Karar defterinde bir kararın olmadığı gibi davalınında sunduğu Uzlaşma Tutanağı başlıklı belgenin ticari kayıt ve defterlerinde bulunduğuna dair bir savunmasının olmadığı anlaşılmaktadır.
Yukarıdaki açıklamalar doğrultusunda somut olay değerlendirildiğinde; 442 sayılı Köy Kanunu'nun 36 ve 37. maddelerinde köy muhtarının yapacağı işler arasında Köy Tüzel Kişiliği'ne ait taşınmazlar üzerinde tek başına tasarruf etme (satın alma, satma, kiralama vs.) hakkı verilmediği, Kanun'un geneli incelendiğinde ise belli şartlar altında taşınmaz alım ve satımı gibi önemli işlerin Köy İhtiyar Meclisinin yapabileceği işler arasında sayıldığı, mahkemece davanın reddine dayanak yapılan 07.04.2011 tarihli fotokopi şeklindeki belgenin sadece dönemin köy muhtarı tarafından imzalandığı, buna ilişkin Köy Karar Defterinde Köy İhtiyar Meclisince alınmış bir karar da olmadığı anlaşılmakla, bu belgeye dayalı olarak davalının kullanımının geçerli ve haklı nedene dayandığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Mahkemece yapılacak iş; taşınmazın vasfı da dikkate alınarak ziraat mühendisi ile tapu fen memuru yetki ve yeteneğine haiz teknik bilirkişiden oluşacak bilirkişi heyeti ile taşınmazın bulunduğu yerde keşif yapılarak yerel bilirkişi ve tanıkların HMK'nin 243 ve 244. maddeleri gereğince keşif yerine davetiye ile çağrılmaları, aynı Kanun'un 259 ve 290/2. maddeleri uyarınca uyuşmazlığın taşınmaza ilişkin bulunması nedeniyle yerel bilirkişi ve tanıkların mümkün olduğunca keşif yerinde dinlenilmesi, dava konusu taşınmaza davalının elatmasının mevcut olup olmadığı, var ise miktarının el atılan kısımların belirlenerek tanık ve mahalli bilirkişilerin gösterimi doğrultusunda teknik bilirkişilerce denetime elverişli şekilde bu alanların kroki üzerinde gösterilmesi sağlanmalı, eski hale getirme ve ecrimisil istemleri yönünden de denetime elverişli olacak şekilde alınacak raporlar ile taraf delilleri birlikte değerlendirilip oluşacak sonuca göre bir karar vermekten ibarettir.
SONUÇ: Davacı vekilinin temyiz itirazlarının yukarıda açıklanan nedenlerle kabulü ile hükmün 6100 sayılı HMK'nin Geçici 3. maddesi ve 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, taraflarca HUMK'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 08.07.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.