MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ: Ecrimisil
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı vekili, OSB alanı içerisinde taşınmazı bulunan davalının, 1. OSB alanında ortak kullanıma ait yeşil alana inşaat yapım faaliyetleri sebebi ile işgal ettiğini belirterek, 1.000,00 TL ecrimisilin davalıdan tahsilini talep ve dava etmiş, 06.11.2015 tarihli dilekçesiyle talep miktarını toplam 9.144,89 TL'ye yükseltmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir. Hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, ecrimisil isteğine ilişkindir.
Gerek öğretide ve gerekse yargısal uygulamalarda ifade edildiği üzere ecrimisil, diğer bir deyişle haksız işgal tazminatı, zilyet olmayan hak sahibinin hak sahibi olmayan kötüniyetli zilyetten isteyebileceği bir tazminat olup, 08.03.1950 tarihli ve 22/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında; fuzuli işgalin tarafların karşılıklı birbirine uygun iradeleri ile kurduğu kira sözleşmesine benzetilemeyeceği, niteliği itibarı ile haksız bir eylem sayılması gerektiği, haksız işgal nedeniyle oluşan zararın tazmin edilmesi gerekeceği vurgulanmıştır. Ecrimisil, haksız işgal nedeniyle tazminat olarak nitelendirilen özel bir zarar giderim biçimi olması nedeniyle, en azı kira geliri karşılığı zarardır. Bu nedenle, haksız işgalden doğan normal kullanma sonucu eskime şeklinde oluşan ve kullanmadan kaynaklanan olumlu zarar ile malik ya da zilyedin yoksun kaldığı fayda (olumsuz zarar) ecrimisilin kapsamını belirler. Haksız işgal, haksız eylem niteliğindedir (YHGK'nin 25.02.2004 tarihli ve 2004/1-120-96 sayılı kararı).
25.05.1938 tarihli ve 29/10 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı ile Yargıtayın aynı yoldaki yerleşmiş içtihatları uyarınca ecrimisil davaları beş yıllık zamanaşımına tabi olup bu beş yıllık süre dava tarihinden geriye doğru işlemeye başlar.
4562 sayılı Oraganize Sanayi Bölgesi Kanunu 19. maddesi ve Organize Sanayi Bölgeleri Uygulama Yönetmeliği'nin 3/1,s bendine göre, organize sanayi bölgesi içindeki ortak alanların tasarrufu Oraganize Sanayi Bölgesi tüzel kişiliğine aittir.
Somut olayda, Mahkemece, davalının bağımsız bölümlerin önündeki bilirkişi heyetinin raporunda sarı renkli olarak gösterilen organize sanayi bölgesi sınırları içerisinde kalan ortak kullanıma tabi olan yerlerde inşaat faaliyetinin yürütülmesi için zorunlu olan geçici barakalar, trafolar koymuş olduğu, davalı şirketin davacı kurumdan inşaat ruhsat izni aldığı, inşaat faaliyetinin yürütülebilmesi için dava konusu yere araçların girmesinin zorunlu olduğu ve işçilerin kalabilecekleri geçici barakaların yapılmasının zorunlu olduğu, davalının kötü niyetinden söz etmenin mümkün olamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de; davalı tarafından inşaat yapımı için alınan izin ortak alanların kullanımına OSB tarafından muvafakat edildiği anlamına gelmez. Ayrıca davalı tarafından OSB tüzel kişiliğinden ortak alanların kullanımına ilişkin izin aldığına dair dosya kapsamında delil bulunmamaktadır. O halde, Mahkemece davalı tarafından yapıldığı tespit edilen ortak alanlara müdahale nedeniyle davacının ecrimisil talebinin kabulü gerekirken yazılı gerekçeyle reddine karar verilmesi hatalı olmuş, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Davacı vekilinin temyiz itirazları yukarıda gösterilen sebeplerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün 6100 sayılı HMK'nin Geçici 3.maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, HUMK'un 440/III-1,2,3 ve 4.bentleri gereğince ilama karşı karar düzeltme yolu kapalı bulunduğuna, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 06.07.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy