MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ: Elatmanın Önlenmesi Ve Yıkım
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
K A R A R
Davacı, dava konusu 192 ada 7 parsel sayılı taşınmazın mülkiyetinin kendisine, 192 ada 9 parsel sayılı taşınmazın mülkiyetinin ise dava dışı eşine ait olduğunu, bu taşınmazlara komşu 192 ada 6 parsel sayılı taşınmaz maliki davalı ...'ın, içerisinde kendisine ait ev olan 192 ada 7 parsel sayılı taşınmaza imara aykırı ve çok yakın pencere açtığını, taşınmazından güneş enerjisi su boruları geçirdiğini, taşınmazından lağım kokusu için boru çıkardığını, 192 ada 8 parsel sayılı taşınmaz maliki ... ...'nun ise eşine ait 192 ada 9 parsel sayılı taşınmazdan lağım borusu geçirdiğini, bahçesindeki ağaçları taşırarak pencere önünü kapatttığını, ağaç atıkları ile bahçesini kirlettiğini, 192 ada 7 parsel sayılı taşınmaza ise duvar yapmak sureti ile elattıklarını öne sürerek elatmanın önlenmesine, açılan pencere,geçirilen ve çıkarılan borularla, taşık duvar ve ağaçların kaline karar verilmesini talep etmiş, yargılamanın devamı esnasında 192 ada 8 parsel sayılı taşınmazın satışı üzerine yeni malikleri davaya dahil etmiştir.
Davalılar ve dahili davalılar, taşınmazlara müdahale etmediklerini açıklayarak davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuşlardır.
Mahkemece, davalı ... tarafından çıkarılan havalandırma borusunun ve açılan pencerenin davacıya ait taşınmaza bir zararının olmadığı, davalı ... tarafından yapılan müştemilatın davacıya ait parsele tecavüzlü olmakla birlikte, tecavüzün tecviz sınırları içerisinde kaldığı, 192 ada 9 parsel sayılı taşınmaza ilişkin olarak ise davacının eşi tarafından açılan usulüne uygun bir dava bulunmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş, karar davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Dava, çaplı taşınmaza elatmanın önlenmesi ve yıkım istemlerine ilişkindir.
1.Davacı vekilinin davalı ... ... ve dahili davalılar ... ve ... aleyhine açılan davaya ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesinde,
Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına, mevcut deliller Mahkemece takdir edilerek karar verildiğine ve takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına göre, davacı vekilinin temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2.Davacı vekilinin davalı ... aleyhine açılan davaya ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesinde,
a) Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına, mevcut deliller Mahkemece takdir edilerek karar verildiğine ve takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bentlerin dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
b) Dava konusu lağım borusuna ilişkin olarak Mahkemece her ne kadar yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiş ise de, Mahkemenin bu gerekçesine katılma imkanı bulunmamaktadır.
Şöyle ki; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 683. maddesinde; malikin hukuk düzeninin sınırları içerisinde o şey üzerinde dilediği gibi kullanma, tasarrufta bulunma, yararlanma yetkilerine sahip olduğu, malını haksız olarak elinde bulunduran kişiye karşı her türlü elatmanın önlenmesi davası açabileceği öngörülmüştür.
Somut olaya gelince; dosyaya yansıyan belge ve beyanlardan, çekişmeli 192 ada 7 parsel sayılı taşınmazın 13.06.1991 tarihinde davacı adına, komşu 192 ada 6 parsel sayılı taşınmazın ise 10.03.2003 tarihinde davalı adına tescil edildiği, her iki taşınmaz da müfrez zeytinlik niteliği ile tapuya kayıtlı ise de üzerlerinde taraflara ait binaların bulunduğu, davalı tarafından kendi parselinden lağım kokusu için çıkarılan borunun fen bilirkişisi Veli Demircan tarafından tanzim edilen rapor ve ekindeki krokiye göre davacıya ait 192 ada 7 parsel sayılı taşınmaz içerisinde kaldığı anlaşılmıştır. Hal böyle olunca, davacının mülkiyet hakkına üstünlük tanınmak suretiyle, davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, yazılı ve yerinde olmayan gerekçelerle reddine karar verilmesi doğru olmamıştır.
c) Dava konusu güneş enerjisi su borularına ilişkin olarak Mahkemece, yazılı şekilde karar verilmiş ise de; yapılan inceleme ve araştırmanın hüküm kurmaya elverişli olduğu söylenemez.
Şöyle ki, davacı tarafça davalının taşınmazından güneş enerjisi su boruları geçirilmek sureti ile tecavüz edildiği öne sürülerek eldeki davanın açıldığı, inşaat mühendisi bilirkişi Ali Osman Karakaya tarafından tanzim edilen 01.02.2016 tarihli rapor içeriğinde davacı ile davalıya ait binaları arasında 80-90 cm boşluk olduğunun, bu boşluğun davacıya ait taşınmaz içerisinde kaldığının, davalıya ait binanın çatısına çıkan güneş enerjisi su borularının davacının parseline tecavüzlü olduğunun bildirildiği, fen bilirkişisi raporunda ise anılan talebe ilişkin herhangi bir tespite yer verilmediği anlaşılmıştır.
Hal böyle olunca, Mahkemece keşfe iştirak eden fen bilirkişisinden ek rapor aldırılarak dava konusu güneş enerjisi su borularının davacının taşınmazına tecavüzlü olup olmadığı, iki binasında yer alan boşluğun hangi taşınmaz sınırları içerisinde kaldığı tespit edilip oluşacak sonucu göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ve araştırma ile yetinilerek yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte yazılı nedenlerle davacı vekilinin davalı ... ... ve dahili davalılar ... ve ... aleyhine açılan davaya ilişkin temyiz itirazlarının reddine, (2-a) bendinde yazılı nedenlerle davacı vekilinin davalı ... aleyhine açılan davaya ilişkin sair temyiz itirazlarının reddine, (2-b) ve (2-c) bendinde yazılı nedenlerle davacı vekilinin davalı ... aleyhine açılan davaya ilişkin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulüyle, hükmün 6100 sayılı HMK'nin Geçici 3. maddesi yollaması ile HUMK'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, HUMK'un 440/III-1, 2, 3 ve 4. bentleri gereğince ilama karşı karar düzeltme yolu kapalı bulunduğuna, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 08.10.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy