MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ: Ecrimisil, Elatmanın Önlenmesi
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalılardan ... ve ... vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
K A R A R
Davacı vekili, dava konusu 2550 ada 28 parsel sayılı taşınmazın 2/3 hissesinin müvekkiline ait olduğunu, dava dışı ... Belediye Başkanlığının taşınmazı sebze pazarı olarak kullandığını, 1997 tarihinden bu yana da üzerine yapmış olduğu dükkanları kiralayarak gelir elde ettiğini, ... Belediye Başkanlığına karşı açtıkları elatmanın önlenmesi davasının kabulüne karar verilerek kesinleştiğini, bu kararın gereğinin icra dairesi marifeti ile gerçekleştiğini, bu kapsamda taşınmaz üzerindeki dükkanlarda kiracı olarak faaliyet gösteren davalılara tahliyeye ilişkin ihtarname gönderildiğini, buna rağmen davalıların taşınmazı terk etmediklerini ve tecavüz etmeye devam ettiklerini öne sürerek elatmanın önlenmesine ve 1.000'er TL ecrimisilin davalılardan tahsiline karar verilmesini istemiş, 23.10.2015 tarihli dilekçesi ile ecrimisil yönünden talebini 28.895,50 TL olarak ıslah etmiştir.
Davalılar vekili, dava konusu taşınmaz üzerinde yer alan dükkanlara ilişkin olarak dava dışı Belediye ile müvekkilleri arasında kira sözleşmesi bulunduğunu, davanın Belediye aleyhine açılması gerektiğini açıklayarak davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece; davalılar ile haksız şagil konumunda bulunan ... Belediyesi arasındaki kira sözleşmesinin davacı açısından bağlayıcı olmayacağı gibi herhangi bir geçerlilik arzetmeyeceği,davalıların kullanımlarının haklı bir nedene dayanmadığı gerekçesi ile, hükme esas alınan bilirkişi raporları uyarınca 30.04.2015 tarihli fen bilirkişisi raporunda A harfi ile gösterilen yere davalı ...'ın, B harfi ile gösterilen yere davalı ...’ın, C harfi ile gösterilen yere davalı ...'ın elatmasının önlenmesine, 15.879,15 TL ecrimisilin davalı ...’dan, 2.823,61 TL ecrimisilin davalı ...’dan,10.192,74 TL ecrimisilin davalı ...’dan tahsiline karar verilmiş, karar davalırdan ... ve ... vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, çaplı taşınmaza elatmanın önlenmesi ve ecrimisil istemlerine ilişkindir.
1. Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına, mevcut deliller Mahkemece takdir edilerek karar verildiğine, dava konusu taşınmaz üzerinde bulunan dükkanların dava dışı ... tarafından yaptırıldığının, davalılar tarafından yaptırılmadığının anlaşılmasına ve takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına göre, bir kısım davalılar vekilinin aşağıdaki bendin dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Bir kısım davalılar vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Gerek öğretide ve gerekse yargısal uygulamalarda ifade edildiği üzere ecrimisil, diğer bir deyişle haksız işgal tazminatı, hak sahibinin, hak sahibi olmayan kötüniyetli zilyetten isteyebileceği bir tazminat olup, 08.03.1950 tarihli ve 22/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında; fuzuli işgalin tarafların karşılıklı birbirine uygun iradeleri ile kurduğu kira sözleşmesine benzetilemeyeceği, niteliği itibarı ile haksız bir eylem sayılması gerektiği, haksız işgal nedeniyle oluşan zararın tazmin edilmesi gerekeceği vurgulanmıştır. Ecrimisil, haksız işgal nedeniyle tazminat olarak nitelendirilen özel bir zarar giderim biçimi olması nedeniyle, en azı kira geliri karşılığı zarardır. Bu nedenle, haksız işgalden doğan normal kullanma sonucu eskime şeklinde oluşan olumlu zarar ile kullanmadan kaynaklanan olumlu zarar ve malik ya da zilyedin yoksun kaldığı fayda (olumsuz zarar) ecrimisilin kapsamını belirler. Haksız işgal, haksız eylem niteliğindedir (YHGK'nin 25.02.2004 tarihli ve 2004/1-120-96 sayılı kararı).
Ecrimisil hesabı uzmanlık gerektiren bir husus olup, taşınmazın niteliğine uygun bilirkişi marifetiyle keşif ve inceleme yapılarak ve taleple bağlı kalınarak haksız işgal tazminatı miktarı belirlenmelidir. Alınan bilirkişi raporu, somut bilgi ve belgeye dayanmalı, tarafların ve hakimin denetimine açık, değerlendirmenin gerekçelerinin bilimsel verilere ve HMK'nin 266 vd. maddelerine uygun olarak açıklanması gereklidir.
Bu nedenle, özellikle tarım arazilerin haksız kullanımı nedeniyle ürün esasına göre talep varsa, bu konudaki resmi veriler getirtilmeli, taşınmazın bulunduğu bölgede ekilen tarım ürünlerinin neler olduğu tarım il veya ilçe müdürlüğünden sorulmalı, ekildiği bildirilen ürünlerin ecrimisil talep edilen yıllara göre birim fiyatları ve dekara verim değerleri, hal müdürlüğünden ilgili dönem için birim fiyatlar getirtilmeli, bölgede münavebeli ekim yapılıp yapılmadığı, taşınmazın nadasa bırakılıp bırakılmadığı tespit edilmelidir. Eğer, özellikle arsa ve binalarda kira esasına göre talep varsa, taraflardan emsal kira sözleşmeleri istenmeli, gerekirse benzer nitelikli yerlerin işgal tarihindeki kira bedelleri araştırılıp, varsa emsal kira sözleşmeleri de getirtilmeli, dava konusu taşınmaz ile emsalin somut karşılaştırması yapılmalı, üstün veya eksik tarafları belirlenmelidir.
İlke olarak, kira geliri üzerinden ecrimisil belirlenmesinde, taşınmazın dava konusu ilk dönemde mevcut haliyle serbest şartlarda getirebileceği kira parası, emsal kira sözleşmeleri ile karşılaştırılarak, taşınmazın büyüklüğü, niteliği ve çevre özellikleri de nazara alınarak yöredeki rayiçe göre belirlenir. Sonraki dönemler için ecrimisil değeri ise ilk dönem için belirlenen miktara ÜFE artış oranının tamamının yansıtılması suretiyle bulunacak miktardan az olmamak üzere takdir edilir.
Yukarıda açıklanan ilkeler ışığında somut uyuşmazlık incelendiğinde hükme esas alınan bilirkişi raporunda mevcut hesaplama yönteminin Daire uygulamasına aykırı düştüğü anlaşılmaktadır.Şöyle ki, dosya içerisindeki bilgi ve belgeler ile dava dilekçesinin içeriğine göre dava konusu taşınmazlar üzerinde yer alan dükkanların dava dışı Belediye Başkanlığı tarafından yaptırılıp davalılara kiraya verildiği, ... Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2013/36 Esas sayılı dosyası içeriğine göre de davacı ile dava dışı Belediye Başkanlığı arasında aynı taşınmazlara ilişkin olarak 15.05.2010-27.05.2013 tarihleri arasındaki dönem için ecrimisil istemi ile açılan davada, Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporu uyarınca davanın kabulüne ilişkin olarak verilen kararın Yargıtay 1. Hukuk Dairesince sadece faiz talebine ilişkin olarak bozulmasına karar verildiği, temyize konu dosyada ise bilirkişilerce taşınmaz üzerindeki işyerlerinin öncelikle keşif tarihindeki aylık kira bedellerinin, sonrasında ise geriye doğru 2014 ve 2013 yıllarına ilişkin aylık kira bedellerinin tespit edildiği, bilirkişi rapor ve ek raporları arasındaki çelişkinin giderilmediği, bunun yanısıra emsal araştırması yapılmadığı görülmektedir.
Bu durumda, Mahkemece, önceki dönem ecrimisil istemine ilişkin bilirkişi raporları da değerlendirilmek sureti ile Daire uygulamalarına uygun şekilde emsallere göre araştırma yapılıp, ecrimisil istenilen ilk dönem başlangıç tarihi olarak baz alınmak suretiyle hesaplama yaptırılarak ilk dönem için miktarın belirlenmesi, sonraki dönemler için ise ilk dönem için belirlenen miktara ÜFE artış oranının tamamının yansıtılması suretiyle miktarın belirlenmesi, sonucunda talep miktarı ve kazanılmış müktesep haklar gözetilerek ecrimisile hükmedilmesi gerekirken bu hususları içermeyen bilirkişi raporuna itibar edilerek yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda, (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle bir kısım davalılar vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle bir kısım davalılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün 6100 sayılı HMK'nin Geçici 3. maddesi yollaması ile HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine 15.10.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.