MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ: Elatmanın Önlenmesi, Yıkım
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı vekili, müvekkilinin 248 parsel sayılı taşınmazın hissedarlarından olduğunu, payını Hazineden satın aldığını, davalının taşınmazı eskiden sahipsiz Hazine yeri olması nedeni ile sahiplendiğini, taşınmazda hiç bir hakkı bulunmamasına rağmen müvekkilinin kullanımını engellediğini öne sürerek davalının dava konusu taşınmaza elatmasının önlenmesi isteminde bulunulmuş, 22.05.2015 tarihli ıslah dilekçesi ile, tecavüzlü alan içerisindeki ahır ve meyve ağaçlarının kaline de karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı, paydaş olan davacının iş bu davayı tek başına açamayacağını, taşınmazın Hazineye ait kısmını ecrimisil ödemek suretiyle kullandığını, davacının hissesine tecavüzünün olmadığını, davacıdan haricen yer satın almasına rağmen tapusunun verilmediğini açıklayarak davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, fen bilirkişisince tanzim edilen raporda davalının, dava konusu taşınmazının 319,40 m2'lik kısmını işgal ettiğinin tespit edildiğini, dinlenen tanık beyanları ile de bu hususun doğrulandığını, davalı her ne kadar dava konusu taşınmazın 1000 m2'sini satın aldığını ve taşınmazı kullanmakta iyiniyetli olduğunu iddia etse de, satın aldığını iddia ettiği kısmın dava konusu olmayan 108 ada 5 parsel içerisinde kaldığı, TMK'nin 683. ve 693. maddesi gereğince davacının paydaş olarak davayı tek başına açabileceği ve aynı Yasanın 722/son maddesine göre rızası olmaksızın yapılan yapıda kullanılan malzemenin gideri yapıyı yaptırana ait olmak üzere sökülüp kaldırılmasını isteyebileceği gerekçesi ile davanın kabulü ile, davalının elatmasının önlenmesine ve fen bilirkişisince tanzim edilen krokide krokide D1 harfi ile gösterilen 29.70 m2'lik alandaki yapının ve B harfi ile gösterilen 119,20 m2'lik alandaki ağaçların kal’ine karar verilmiş; hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava çaplı taşınmaza elatmanın önlenmesi ve kal istemlerine ilişkindir.
1. Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına, mevcut deliller mahkemece takdir edilerek karar verildiğine ve takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına göre davalı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarına gelince;
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 26. maddesi (HUMK mad. 74) hükmüne göre, mahkeme tarafların iddia, savunma ve talepleri ile bağlıdır. Kural olarak mahkemenin talepten fazlasına veya başka bir şeye hükmetmesi olanak dışıdır. Öğreti ve uygulamada taleple bağlılık olarak adlandırılan bu kural, sadece sonuç istem yönünden değil, sonuç istemi oluşturulan her bir alacak kalemi yönünden de uygulanır.
Aynı Yasa'nın 176 ve devamı maddelerinde ise ıslah müessesi düzenlenmiş olup, ıslah; taraflardan birinin usule ilişkin bir işlemini kısmen veya tamamen düzeltmesine olanak tanıyan bir yöntem olup; iddia ile savunmanın genişletilmesi yasağının istisnalarından biridir. (HUMK mad. 83; Prof. Dr. Baki Kuru, Hukuk Muhakemeleri Usulü, B.6.C.IV, İstanbul 2001, s. 3965)
Kural olarak; dava açıldıktan sonra sebebinde, konusunda, delillerde ve diğer hususlarda usulüne ilişkin işlemlerin ıslah yoluyla düzeltilmesi mümkün olduğu gibi davanın konusunda da ıslah mümkündür.
Ne var ki; ıslahla kastedilen dava konusu edilen hususların genişletilmesi veya değiştirilmesidir. Dava konusu edilmeyen bir şeyin ıslah yoluyla davaya ithaline ve dava konusu haline getirilmesine yasal açıdan olanak bulunmamaktadır. (HGK'nin 26.09.2011 tarihli ve 2011/1-364 Esas, 2011/453 Karar sayılı ilamı). Yani Islah yoluyla dava dilekçesindeki talep edilen miktar artırılabilir ise de dava dilekçesinde ileri sürülmeyen yeni bir talebin ıslah yoluyla dava konusu yapılması mümkün değildir.
Somut olayda; davacı, dava dilekçesinde elatmanın önlenmesi isteminde bulunmuş olup 22.05.2015 tarihli dilekçe ile, davanın elatmanın önlenmesi ve kal olarak ıslah edildiği bildirilmiştir.
Harç yatırılmak suretiyle ayrı bir davanın konusu olan kal istemi dava dilekçesinde ileri sürülmediğine göre sonradan ıslah ile talep edilemez.
O halde; dava dilekçesinde talep edilmeyen bir hususun, ıslah dilekçesiyle istenilmesi mümkün değildir. Davacı, dava dilekçesinde kal isteminde bulunmadığından dava dilekçesinde yer almayan bu talep yönünden da davanın kabulüne karar verilmesi isabetli değildir. Mahkemece, davacının dava dilekçesindeki talebin dışına çıkılmak suretiyle karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile usul ve kanuna aykırı bulunan hükmün 6100 Sayılı HMK'nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla HUMK'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının (1) nolu bentte yazılı nedenlerle reddine, HUMK'un 440/III-1, 2, 3 ve 4. bentleri gereğince ilama karşı karar düzeltme yolu kapalı bulunduğuna, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine 24.09.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.