MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ: Elatmanın Önlenmesi
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup, hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı vekili, vekil edeninin 115 ada 4 parsel sayılı taşınmazın paydaşı olduğunu, dava konusu alanda 1994 yılında kadastro çalışması yapıldığını, 2010 yılında muhtarın başvurusu üzerine kendisine ait taşınmazın köy yoluna tecavüzde bulunduğundan bahisle men kararı verilmesi sonrasında, müvekkilinin yaptırdığı kadastro ölçümünde köy yolunun bir kısmının vekil edeninin paydaşı olduğu taşınmaza müdahalede bulunduğunun anlaşıldığını belirterek, davalının müdahalesinin önlenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı Aygördü Köyü davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, bizzat davacı tarafından çit çekilmek suretiyle dava konusu taşınmazın köy yolu ile sınırlarının ayrıldığı, davacının da bu şekilde kadastro paftasında adına kayıtlı taşınmazın bir bölümünün köy yolu olarak kullanılmasına muvafakat ettiği, davacının parseli içerisinde kalan fen bilirkişilerinin krokilerinde B harfi ile gösterilen alanı kullanmak yönünde irade göstermediği, bu alanın köy yolu olarak kullanılmasının davacının rızasına dayandığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş olup; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, elatmanın önlenmesi istemine ilişkindir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden; dava konusu 115 ada 4 parsel sayılı taşınmazın davacının murisi İsmail Ekşi adına kayıtlı olduğu, 12.10.2015 tarihli fen raporunda A ile gösterilen 55.81 m2’lik alanın zeminde davacı tarafından kullanılmasına rağmen kadastro paftasında yol olarak göründüğü, B ile gösterilen 61,72 m2’lik alanın zeminde yol olarak kullanılmasına rağmen kadastro paftasında 115 ada 4 parsel sınırları içinde kaldığının belirtildiği, davacı hakkında 115 ada 4 parselin yanındaki köy yolunun 60,43 m2’lik kısmını çit ile çevirmek ve kullanmak suretiyle tecavüzde bulunduğu gerekçesiyle, hakkı olmayan yere tecavüz suçundan mahkumiyet kararı verildiği ve kararın kesinleştiği anlaşılmıştır.
Davacının, her ne kadar dava konusu kısmın yol olarak kullanımına rızası olsa da eldeki davanın açılması ile bu rızayı geri aldığı kabul edilerek, davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, hatalı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi doğru olmamıştır.
SONUÇ: Davacı vekilinin temyiz itirazlarının yukarıda yazılı nedenlerle kabulüyle hükmün 6100 sayılı HMK'nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, HUMK'un 440/III-1, 2, 3 ve 4. bentleri gereğince ilama karşı karar düzeltme yolu kapalı bulunduğuna, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 07.10.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.