MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ: Elatmanın Önlenmesi ve Yıkım
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davacı vekili ve davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı ... vekili, davalı tarafın davacının maliki olduğu 21 parsel sayılı taşınmaza taşkın şekilde ahır ve ev yapmak, boşluklara duvar örmek suretiyle müdahalede bulunduğunu açıklayarak müdahalenin önlenmesini ve taşkın yapıların yıkımını talep etmiş, harca esas değer 25.000,00 TL olarak bildirilmiştir.
Davalı ..., davacının taşınmazına bitişik konumda olan 22 parsel sayılı taşınmazın 1976 senesinden beri maliki olduğunu, taşınmazı satın aldığından beri üzerindeki yapıların mevcut bulunduğunu ve şimdiki haliyle aynı kullandığını açıklayarak, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kabulü ile, fen bilirkişileri 05.10.2015 tarihli raporları ve ekli krokilerinde 22 parsel sayılı taşınmazın A Harfi ile gösterilen binanın 24,30 m2 lik kısmı, C harfi ile gösterilen damın 130,90 m2 lik kısmı, E harfi ile gösterilen kırmızı renkli alanın 31,32 m2 lik kısmı, F harfi ile kırmızı renkte gösterilen alanın 24,17 m2 lik kısmı, G harfi ile kırmızı renkte gösterilen alanın 1,65 m2 lik kısımlarına davalının vaki müdahalesinin önlenmesine, keşif sonrası ibraz edilen 05.10.2015 tarihli fen bilirkişileri raporlarının kararın eki sayılmasına karar verilmiştir. Hüküm, süresi içerisinde davacı vekili ve davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece davanın esası hakkında yazılı şekilde karar verilmiş ise de dosya kapsamı incelendiğinde usuli eksiklik ve hatalar bulunduğu anlaşılmaktadır.
Davada, hakim tarafların talep sonucuyla bağlı olup her bir talep hakkında verilen karar gerekçeli karar ve hükümde ayrı ayrı göstermelidir (HMK mad. 26. ve 297/2). Somut olayda davacı vekili, dava dilekçesinde elatmanın önlenmesi talebiyle birlikte taşkın yapıların yıkımını da talep etmiştir. Bu talep hakkında olumlu ya da olumsuz bir hüküm kurulmaması HMK'nin 297/2. maddesine aykırıdır. Bununla birlikte, belirtilmelidir ki, gerek 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 16. maddesi, gerekse 1953 tarihli ve 10/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca elatmanın önlenmesi ve yıkım istekli davalarda dava değerinin her bir isteğe ilişkin dava değerinin toplamından ibaret olacağı öngörülmüştür. Ayrıca davaya devam edilebilmesi, belirlenen değer üzerinden harcın ikmaline bağlıdır. Harcın ikmal edilmemesinin müeyyidesi ise yine Harçlar Kanunu'nun 30. ve 32. maddesinde duraksamaya yer bırakmaksızın belirlenmiştir. Somut olayda, davacı tarafça, dava dilekçesinde elatma ve yıkım istekli dava değeri 25.000,00 TL olarak gösterilmiştir. Mahkemece bilirkişi raporunda belirlenen (elatılan zemin değeri+kal bedeli) toplam değer gözetilip eksik kalan miktarın usulüne uygun şekilde harcı ikmal edilmeden davaya devam edilmiş olması da doğru değildir.
Diğer bir usul ve yasaya aykırılık ise tanık dinlenmesi hususundadır. Hukuk yargılamasında ispat araçlarından biri olan tanık delili 6100 sayılı HMK'nin 240-265. maddeleri arasında düzenlenmiş olup, uyuşmazlık incelendiğinde davalı tarafın tanık deliline dayandığı, dinleteceği tanıkların ad soyadı ile (tebligat) adreslerini içeren listeyi, her bir tanığı hangi vakıa hakkında dinleneceğini de bildirir şekilde 05.06.2015 tarihli dilekçeyle mahkemeye verdiği sabittir. Mahkemece, 23.06.2015 tarihli celse iki nolu ara kararda davacı ve davalı taraf tanıklarının hazır edildiğinde keşif mahallinde dinlenmesine dair karar verilmiş ise de, dosya incelendiğinde gerek keşif esnasında gerek yargılama devamında da tanıkların dinlenmediği, bu hususta davalının açık ya da zımnen vazgeçmesinin söz konusu olmadığı anlaşılmaktadır. Mahkemece; HMK'nin 243, 244 ve 245. maddelerinde yazılı usule uygun şekilde davalı listesinde geçen tanıkların dinlenmesi yönünde işlemler yapılmaması hatalıdır.
Hükmün açıklanan usule aykırılıklar giderildikten sonra oluşacak sonuç dairesinde bir karar verilmek üzere bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan yönlerden davacı vekilinin ve davalı vekilinin usule yönelik yazılı temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün 6100 sayılı HMK'nin Geçici 3. maddesi yollaması ile HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bozma nedenine göre davacı vekilinin vekalet ücretine yönelik ve davalı vekilinin esasa yönelik diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, taraflarca HUMK'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 22.09.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.