MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ: Ecrimisil, Elatmanın Önlenmesi Ve Kal
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
K A R A R
Davacılar vekili, davaya konu 1995 ada 2 parselde tapuya kayıtlı taşınmaza davalının bina inşa ederek yaptığı müdahalenin önlenmesini, binanın yıkılmasını ve yapının yapıldığı tarihten yıkım tarihine kadar olan dönem için fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 500 TL ecrimisilin davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davalının dava dışı hissedarlardan ...isimli şahıstan 450 m2 kısmı haricen satın aldığının tanık beyanları ve sözleşmeden anlaşıldığı bu nedenle davalının taşınmazın paydaşı gibi değerlendirilmesi gerektiği, davalının 3.118,07 m2 taşınmazın 930,8 m2 kısmını kullandığı, kalan kısmı davacıların kullanmasına engel olmadığı anlaşıldığından davanın reddine karar verilmiş, hüküm süresi içinde davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, mülkiyet hakkına dayalı elatmanın önlenmesi, ecrimisil ve yıkım istemine ilişkindir.
Somut olayda, davaya konu 1995 ada 2 parselde kayıtlı arsa vasıflı taşınmazda davacılardan ..., ..., ..., ... isimli kişiler dışındaki davacıların dosyada yer alan tapu kaydına göre hissedar oldukları, davacılar dışında dava dışı hissedarların da bulunduğu, davaya konu taşınmazın 152 ada 3 parselde kayıtlı taşınmazın imar uygulamasıyla oluştuğu, davalının, dava dışı hissedarlardan ... isimli kişiyle,152 ada 3 parselin 450 m2 kısmını 20.000 TL bedelle haricen satın aldığına dair 31.03.2009 tarihli harici satım sözleşmesi imzaladığı, dava dilekçesinde davacı olarak gösterilen, ..., ..., ..., ... isimli kişilerin tapunun malik sütununda paydaş olarak görünmedikleri, anlaşılmaktadır. Buna göre, bu kişilerin taraf sıfatları belirlenerek, malik mirasçısı ise veraset ilamı dosyaya getirtilerek taraf teşkili sağlanması, tapu maliki ya da tapu malikinin mirasçısı değilse bu kişiler hakkında aktif dava ehliyeti yokluğundan davanın usulden reddine karar verilmesi gerekirken, bu husus gözden kaçırılarak yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Mahkemece yukarıda yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiş ise de bu karara katılmak mümkün değildir. Şöyle ki, bilindiği üzere; tapulu taşınmazların satışı TMK'nin 706, BK'nin 213 (6098 sayılı TBK'nin 237.), 2644 sayılı Tapu Kanunu'nun 26 ve Noterlik Kanunu'nun 60 ve 89. maddeleri gereğince, resmi şekilde yapılmadıkça hukuken geçerli bir sonuç doğurmaz ve satın alana herhangi bir mülkiyet hakkı bahşetmez. Davaya konu taşınmazın imarla oluştuğu ve davalının dava dışı hissedarlardan ... ile yapmış olduğu harici satım sözleşmesine dayandığı anlaşıldığına göre, davaya konu taşınmazın ilk tesisten itibaren tüm tapu kayıtları ve krokileri dosyaya getirtildikten sonra, yerel tanık ve taraf tanıkları eşliğinde taşınmaz başında yeniden keşif icra edilmesi ,keşif sonrası düzenlenecek fen bilirkişi raporunda taşınmazın imar öncesi ve imar sonrası krokileri çakıştırılarak taşınmazın imar öncesi tapu durumu belirlendikten sonra, davalının haricen satın aldığını iddia ettiği yerin davaya konu edilen yere ilişkin olup olmadığı ve buna göre davalının korunmaya değer üstün hakkı bulunup bulunmadığı belirlenerek, dosya kapsamındaki tüm deliller bu çerçevede değerlendirilmek suretiyle davacıların elatmanın önlenmesi, ecrimisil ve kal istemi yönünden karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde eksik incelemeyle karar verilmesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Davacılar vekilinin temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerinde olduğundan kabulüyle hükmün HMK'nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla ve HUMK'un 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, taraflarca HUMK'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 28.09.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.