MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ: Elatmanın Önlenmesi ve Ecrimisil
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı ... vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacılar vekili, davaya konu 4719 parselde kayıtlı 1 numaralı meskene davalıların haklı nedene dayanmadan işgali nedeniyle elatmasının önlenmesine, 10.000 TL ecrimisilin satın alma tarihi olan 02.11.2011 tarihinden itibaren faiziyle davalılardan tahsilini talep etmiş, ecrimisil istemini 56.538.40 TL olarak artırmıştır.
Davalılar vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kabulü ile davalıların müdahalesinin menine, dava ve ıslah dilekçesi nazara alınarak toplam 56.538,40 TL ecrimisilin dönem sonlarından itibaren yasal faiziyle davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmiş, hüküm süresi içinde davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, elatmanın önlenmesi ve ecrimisil istemine ilişkindir.
1. Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına, mevcut deliller Mahkemece takdir edilerek karar verildiğine ve takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına göre davalılar vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2.Davalılar vekilinin diğer temyiz itirazlarına gelince;
Bilindiği üzere, ecrimisil, diğer bir deyişle haksız işgal tazminatı, hak sahibinin hak sahibi olmayan kötüniyetli zilyetten isteyebileceği bir tazminat olup, 08.03.1950 tarihli ve 22/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında; fuzuli işgalin tarafların karşılıklı birbirine uygun iradeleri ile kurduğu kira sözleşmesine benzetilemeyeceği, niteliği itibarı ile haksız bir eylem sayılması gerektiği, haksız işgal nedeniyle oluşan zararın tazmin edilmesi gerekeceği vurgulanmıştır. Ecrimisil, haksız işgal nedeniyle tazminat olarak nitelendirilen özel bir zarar giderim biçimi olması nedeniyle, en azı kira geliri karşılığı zarardır. Bu nedenle, haksız işgalden doğan normal kullanma sonucu eskime şeklinde oluşan ve kullanmadan kaynaklanan olumlu zarar ile malik ya da zilyedin yoksun kaldığı fayda (olumsuz zarar) ecrimisilin kapsamını belirler. Haksız işgal, haksız eylem niteliğindedir. (YHGK'nin 25.02.2004 tarihli ve 2004/1-120-96 sayılı kararı) 25.05.1938 tarihli ve 29/10 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı ve Yargıtay'ın aynı yoldaki yerleşmiş içtihatları uyarınca ecrimisil davaları beş yıllık zamanaşımına tabi olup bu beş yıllık süre dava tarihinden geriye doğru işlemeye başlar.
Açıklanan bu hususlar ışığında; haksız işgal tazminatı niteliğindeki ecrimisil davalarında ancak dava tarihine kadar gerçekleşmiş zararın istenebileceği, dava tarihinden sonra gerçekleşmesi muhtemel zararın sonradan açılacak davanın konusunu oluşturacağı, dava tarihinden sonraki kısım için ıslahla dahi ecrimisil istenemeyeceği gözetilmeksizin dava tarihinden sonraki döneme ait ecrimisile hükmedilmesi isabetsiz olup, yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Ayrıca, HMK’nin 297/2. maddesi gereğince; mahkemece verilen hüküm ile taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir. Bu maddeye göre; hüküm fıkrasının açık olması, infazı sırasında tereddüt yaratmayacak şekilde taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların tek tek belirtilmesi gerekir. Aksi halde, hükmün icrası sırasında şüphe ve tereddütlerin doğmasına ve ilamın infaz edilememesine neden olur.
Dosya kapsamı incelendiğinde; Mahkemece davaya konu taşınmazın davacıların kök murisi ... adına tescil edildiği 02.11.2011 tarihinden dava tarihi olan 30.10.2015 tarihi arasındaki dönem için ecrimisil hesabı doğru ise de, hükme esas alınan bilirkişi raporunda 30.10.2015 tarihine kadar hesaplama yapıldıktan sonra, 28 günlük bir dönem için de 1.254,40 TL ecrimisil hesabı yapıldığı ve Mahkemece bu miktarı da kapsayacak şekilde ecrimisile hükmedildiği görülmüştür.
Ayrıca, davacılar vekili, dava dilekçesinde, talep edilen ecrimisil alacağının satın alma tarihi olan 02.12.2011 tarihinden itibaren davalılardan faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini istemiş, Mahkemece hüküm fıkrasında, hüküm altına alınan miktarın ne kadarlık kısmının hangi döneme ait olduğu, hangi miktara hangi tarihten itibaren faiz işletileceği açıkça belirlenmemiştir. Bu durumda, Mahkemece kurulan hükmün infaza elverişli olduğunu söyleyebilme imkanı bulunmamaktadır.
O halde Mahkemece, taraflar arasında görülmekte olan davanın ecrimisil isteğine ilişkin olduğu, hangi dönem için kaç lira ecrimisilin tahsili gerektiğinin ve buna göre faizin başlama tarihinin, diğer bir deyişle dönem sonlarının hükümde açıkça belirtilmesi gerekirken bu husus gözardı edilerek hüküm verilmesi de doğru görülmemiştir.
Ne var ki bu hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, temyiz edilen hükmün HUMK'un 438/7 maddesi uyarınca düzeltilerek onanması gerekmiştir.
SONUÇ: Davalılar vekilinin temyiz itirazlarının (2.) bentte açıklanan nedenle yerinde görüldüğünden kabulü ile, hükümdeki "Toplam 56.538,40 TL ecrimisilin dönem sonlarından yürüyen yasal faiziyle davalılardan müşterek müteselsil tahsiline." cümlesinin hüküm fıkrasından çıkarılmasına, yerine, “13.200 TL ecrimisil alacağının 01.12.2012, 14.003 TL ecrimisil alacağının 01.12.2013, 14.640 TL ecrimisil alacağının 01.12.2014, 13.440 TL ecrimisil alacağının 30.10.2015 tarihinden itibaren yasal faiziyle davalılardan tahsiline” ibarelerinin eklenmesine, hükmün 6100 sayılı HMK'nin Geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı HUMK'un 438/7. fıkrası gereğince düzeltilmiş bu şekliyle ONANMASINA, davalılar vekilinin sair temyiz itirazlarının (1.) bentte açıklanan nedenlerle reddine, taraflarca HUMK’un 440/I. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine 21.09.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.