MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ: Elatmanın Önlenmesi, Ecrimisil
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemenin görevsizliğine karar verilmiş olup hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı vekili; müvekkiline ait ... ili ... ...Kasabası 1876 parsel sayılı taşınmazı, davalının işgal ettiğini ileri sürerek, fazlaya dair hakları saklı tutularak aylık 1000,00TL ecrimisilin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili; müvekkilinin, dava konusu taşınmazın 1994 yılından bu yana kiracısı olduğunu 1997 yılına ait tarla icar protokolünün olduğunu kira bedellerinin ödendiğini bu nedenle sulh hukuk mahkemesinin görevli olduğunu görevsizlik kararı verilmesini mahkeme aksi kanaatte ise davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece davalının kiracı sıfatının olması nedeniyle mahkemenin görevsizliğine karar verilmiştir. Hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, ecrimisil isteğine ilişkindir.
Gerek öğretide gerekse yargısal uygulamalarda ifade edildiği üzere ecrimisil, diğer bir deyişle işgal tazminatı zilyet olmayan hak sahibinin, hak sahibi olmayan kötü niyetli zilyetten isteyebileceği bir bedeldir.
Bu açıklamalar ışığında; dava dilekçesinde yer alan talep, taraflar arasında geçerli kira ilişkisi bulunmadığından, davalının haksız işgalci durumunda olması nedeniyle mülkiyet hakkına dayalı ecrimisil istemine ilişkindir.
01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 Sayılı HMK'nin sulh hukuk mahkemelerinin görevini düzenleyen 4. maddesinin 1/a bendi "Kiralanan taşınmazların İcra ve İflas Kanunu'na göre ilamsız icra yolu ile tahliyesine ilişkin hükümler ayrık olmak üzere, kira ilişkisinden doğan alacak davaları da dahil tüm uyuşmazlıkları konu alan davalar ile bu davalara karşı açılan davalar sulh hukuk mahkemesinin görevine girmektedir." hükmünü içerir.
HMK'nin 2. maddesi ile "Dava konusunun değer ve miktarına bakılmaksızın malvarlığı haklarına ilişkin davalarla, şahıs varlığına ilişkin davalarda görevli mahkeme, aksine bir düzenleme bulunmadıkça asliye hukuk mahkemesidir. Bu Kanunda ve diğer Kanunlarda aksine düzenleme bulunmadıkça, asliye hukuk mahkemesi diğer dava ve işler bakımından da görevlidir" düzenlemesi getirilmiştir.
Görev kamu düzeni ile ilgili dava şartı olduğundan (HMK m. 114/c) iddia ve savunma olarak ileri sürülmese bile yargılamanın her aşamasında mahkemece resen göz önünde bulundurulur (HMK m. 115/1).
Somut olaya gelince, davacının dava konusu taşınmazı davalının işgal ettiğini iddia ettiği süresi içerisinde sunulan tarla icar protokolünde yer alan imzanın Adli Tıp Kurumunca davacıya ait olduğunun tespit edilemediği, taraflarca geçerli bir kira ilişkisinin ileri sürülmediği karar aşamasında sunulan 1997 tarihli kira sözleşmesi de süresi içerisinde ileri sürülmediğinden delil olarak değerlendirilemeyeceği, (HMK 145) davacının talebi de ecrimisil olduğundan, mahkemece tarafların iddia ve savunmaları çerçevesinde davanın esası hakkında karar verilmesi gerekirken, sulh hukuk mahkemesinin görevli olduğu gerekçesiyle görevsizlik kararı verilmesi doğru görülmemiştir.
Kabule göre de, taraflar arasında geçerli bir kira sözleşmesinin varlığının kabul edilmesi halinde, davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi de doğru olmamıştır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile usul ve kanuna aykırı bulunan hükmün 6100 Sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, HUMK'un 440/III-1, 2, 3 ve 4. bentleri gereğince ilama karşı karar düzeltme yolu kapalı bulunduğuna, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 14.09.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.