MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ: Elatmanın Önlenmesi
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
K A R A R
Davacı dava konusu 1274 parsel sayılı taşınmazda paylı malik olduğunu, tarla vasıflı taşınmazda fiili taksim ile kendisine düşen taşınmaz parçasına tel çit çektiğini ancak davalı paydaş tarafından hayvan otlatmak için ayrılan kısımdaki tel örgünün ve çok sayıda ağacın söküldüğünü, iş makinesi ile kanal açıldığını ileri sürerek, elatmanın önlenmesini ve eski hale getirilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı dava konusu taşınmazda paydaşlar arasında fiili taksim yapıldığını ve davacının kullandığı alana herhangi bir müdahalesinin olmadığını savunmuşur.
Mahkemece yapılan yargılama sonucunda fiili taksim ile davacıya düşen taşınmaz bölümüne davalının müdahale ettiği saptanarak, davanın kabulüne karar verilmiş, karar davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 2014/8302 Esas, 2015/8522 Karar sayılı ilamı ile dava konusu taşınmazın tümünde tüm paydaşları bağlayan harici bir taksim sözleşmesi veya fiili kullanma biçiminin oluşup oluşmadığının araştırılmadığı, sadece tarafların beyanları ve bir kısım tanıkların beyanlarından hareketle fiili kullanma biçimi olduğu benimsenip sonuca gidildiği, taşınmazın bütünü bakımından fiili taksim olgusu araştırılıp sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde karar verilmiş olması nedeniyle karar bozulmuştur.
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda davanın kabulüne karar verilmiş, bu karar davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava paydaşlar arasında elatmanın önlenmesi davasıdır.
Bilindiği üzere, paylı mülkiyette taşınmazdan yararlanamayan paydaş, engel olan öteki paydaş veya paydaşlardan payına vaki elatmanın önlenmesini her zaman isteyebilir. Hatta elbirliği mülkiyetinde dahi paydaşlardan biri öteki paydaşların olurlarını almadan veya miras şirketine temsilci atanmadan tek başına ortak taşınmazdan yararlanmasına engel olan ortaklar aleyhine elatmanın önlenmesi davası açabilir. Ancak, o paydaşın, payına karşılık çekişmesiz olarak kullandığı bir kısım yer varsa açacağı elatmanın önlenmesi davasının dinlenme olanağı yoktur. Yerleşmiş Yargıtay içtihatlarına ve aynı doğrultudaki bilimsel görüşlere göre, payından az yer kullandığını ileri süren paydaşın sorununu elatmanın önlenmesi davası ile değil, kesin sonuç getiren taksim veya ortaklığın satış yoluyla giderilmesi davası açmak suretiyle çözümlemesi gerekmektedir.
Paydaşlar arasındaki elatmanın önlenmesi davalarında öncelikle tüm paydaşları bağlayan harici bir taksim sözleşmesi ve özel bir parselasyon planının olup olmadığı veya fiili kullanma biçiminin oluşup oluşmadığı üzerinde özenle durulmalı, varsa çekişmeli yerin kimin kullanımına terk edildiği saptanmalı, harici veya fiili taksim yoksa uyuşmazlık yukarıda değinildiği gibi, TMK'nin müşterek mülkiyet hükümlerine göre çözümlenmelidir.
Somut olaya gelince; dava konusu taşınmazın tümünde tüm paydaşları bağlayan harici bir taksim sözleşmesi veya fiili kullanma biçiminin oluşup oluşmadığı tarafların gösterdiği tüm tanıklar dava konusu taşınmazın başında dinlenilmek suretiyle araştırılmadan fen bilirkişisine kullanım durumunu gösterir kroki düzenlettirilmeden, sadece tarafların beyanlarından hareketle fiili kullanma biçimi olduğu benimsenip sonuca gidilmiştir.
Hâl böyle olunca, yukarıda belirtilen ilkeler kapsamında yeniden keşif yapılarak mahallinde tüm tanıklar dinlenmek suretiyle taşınmazın bütünü bakımından fiili taksim olgusu araştırılıp sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, bozma gereğince yeterli inceleme ve araştırma yapılmaksızın eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde karar verilmiş olması doğru değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile usul ve kanuna aykırı bulunan hükmün 6100 Sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine,
peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 14.09.2020 tarihinde oy birliği ile karar verildi.