MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ: Elatmanın Önlenmesi-Ecrimisil
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı, maliki olduğu 8242 ada 1 parsel sayılı taşınmazda bulunan 4 numaralı bağımsız bölümü satın almasına rağmen davalının kullanmaya devam ettiğini, taşınmazın teslimi için ihtarname göndermesine rağmen davalının işgaline son vermediğini ileri sürerek elatmasının önlenmesine ve ecrimisile karar verilmesini istemiştir.
Davalı, taşınmazı yükleniciden haricen satın aldığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davalının taşınmazı sözleşmeye dayanarak kullandığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, karar davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, bağımsız bölüme elatmanın önlenmesi ve ecrimisil isteklerine ilişkindir.
1-Dosya içeriğine, toplanan delillere, hükmün dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve özellikle kat karşılığı inşaat sözleşmesiyle dava dışı yüklenici firma ile aralarındaki harici satıma dayalı davalı kullanımının kötüniyetli olmayacağı tespit edilerek ecrimisil isteğinin reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığına göre, davacı vekilinin temyiz itirazları yerinde görülmediğinden reddi ile hükmün bu kısmının ONANMASINA,
2- Davacının diğer temyiz itirazlarına gelince;
Dosya içeriği ve toplanan delillerden; çekişme konusu 8242 ada 1 parsel sayılı taşınmazda bulunan daire nitelikli 4 numaralı bağımsız bölümün kayden davacıya ait olduğu, dava dışı Binyapı İnşaat Ltd.Şti ile davacı arasında 01.02.2010 tarihli kat karşılığı inşaat sözleşmesi yapıldığı, sözleşmeye göre 4 numaralı dairenin inşaatın tamamlanması halinde dava dışı yükleniciye ait olacağı, buna isitnaden yüklenici ile davalı arasında çekişmeli taşınmazın 75.000 TL karşılığında satıldığına dair harici satış vaadi sözleşmesi düzenlendiği ve taşınmazın davalı kullanımında olduğu anlaşılmaktadır.
Somut olayda; çekişme konusu bağımsız bölümün kayden davacıya ait olduğu, davalının kayıttan veya mülkiyetten kaynaklanan bir hakkı olmadığı halde taşınmazı kullandığı sabittir.
Bilindiği üzere; tapuda kayıtlı olan bir taşınmazın (Türk Medeni Kanunu (TMK) 706., Türk Borçlar Kanunu 237.(Borçlar Kanunu 213.) ve 2644 sayılı Tapulama Kanununun 26. maddeleri hükmü uyarınca) resmi olarak yapılmayan satışına değer verilemez. Ne var ki, haricen satın alma olgusu satın alan bakımından TMK’nın 994. maddesi ve 10.07.1940 tarih 2/77 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca bedelden kaynaklanan kişisel hak sağlar.
Davacının mülkiyet hakkı karşısında haricen satın almaya dayanan kişisel hakka değer verilemeceği açıktır.
Hal böyle olunca; davacının TMK’nın 683. maddesinden kaynaklanan mülkiyet hakkına değer verilerek elatmanın önlenmesi davasının kabulüne karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.
SONUÇ: Yukarıda (2) nolu bentte gösterilen nedenlerle davacı vekilinin elatmanın önlenmesi isteğine ilişkin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün 6100 sayılı HMK'nın Geçici 3. maddesi yollaması ile HUMK'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, davacı vekilinin ecrimisil isteğinin reddine ilişkin temyiz itirazları yerinde görülmediğinden reddi ile hükmün bu kısmının yukarıda (1) nolu bentte yazılı nedenlerle ONANMASINA, taraflarca HUMK'nun 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 02/05/2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.