MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Elatmanın Önlenmesi ve Yıkım
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı ... tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
K A R A R
Davacı, paydaşı olduğu 114 ada 1 parsel sayılı taşınmazı davalıların hiçbir hakka dayanmadan ev ve bahçe yapmak suretiyle kullandığını ileri sürerek, elatmalarının önlenmesine ve yapıların yıkılmasına karar verilmesini istemiştir.
Davalılar, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davalıların haksız işgalci oldukları gerekçesiyle davanın kabulüne dair verilen karar, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, mülkiyet hakkından kaynaklanan elatmanın önlenmesi ve yıkım isteklerine ilişkindir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden; çekişmeli 114 ada 1 parsel sayılı tarla niteliğindeki taşınmazın 1/2 payla davacı, 1/2 payla dava dışı ... adına kayıtlı olduğu, davalıların kayıttan ve mülkiyetten kaynaklanan bir haklarının bulunmadığı anlaşılmaktadır.
1- Dosya içeriğine, toplanan delillere hükmün dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve özellikle davacının mülkiyet hakkına üstünlük tanınarak elatmanın önlenmesine ve yıkıma karar verilmesinde kural olarak bir isabetsizlik bulunmadığından, davalının buna ilişkin temyiz itirazları yerinde görülmediğinden reddine,
2- Ne var ki; mahkemece verilen hükmün infaza elverişli olduğunu söyleyebilme olanağı yoktur.
Bilindiği üzere 6100 sayılı HMK 297/2. maddesine göre, (1086 sayılı HUMK’nun 388/son md.) hüküm sonucu kısmında; “istek sonuçlarından her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, birer birer, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir.” düzenlemesine yer verilmiştir. Yasa maddesinin bu açık hükmünün sonucu olarak, mahkemelerce kurulan hükümler infaz sırasında tereddüt ve şüphe yaratmayacak nitelikte olmalıdır.
Eldeki davada ise, mahkemece kurulan hükümde davalılardan her birinin çekişmeli taşınmazda bulunan hangi bölümü ve evi kullandığı saptanarak belirtilmediğinden, hükmün infazında tereddüte yol açacağı açıktır.
Hal böyle olunca, her bir davalının taşınmazın hangi bölümünü ve evi kullandığı saptanarak her bir davalı hakkında ayrı ayrı hüküm kurmak gerekirken, infazda tereddüte yol açacak şekilde yazılı olduğu üzere karar verilmesi doğru değildir.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda (2) numaralı bentte açıklanan nedenle 6100 sayılı HMK'nın Geçici 3. maddesi yollaması ile HUMK'nın 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, davalının temyiz itirazlarının yukarıda (1) numaralı bentte yazılı nedenlerle reddine, taraflarca HUMK'nun 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 02/05/2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy