MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ: Müdahalenin Men'i, Ecrimisil
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı vekili, müvekkili ile davalı arasında boşanma davasının devam ettiğini, tarafların altı yıldır ayrı yaşadığını, dava konusu 28397 ada 3 parselde bulunan 1 nolu bağımsız bölümde 1/2 hissedar olduklarını, davalının müvekkilinin rızası olmamasına rağmen kira gelirlerini aldığını, bu nedenle davalının taşınmazın 1/2 hissesine yaptığı müdahalesinin menine, şimdilik 1.000,00 TL kira alacağının davalıdan alınarak müvekkiline ödenmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, tarafların davaya konu taşınmazı birlikte kiraya verdiklerini, 2009 yılına kadar beraber oturdukları taşınmazın kira gelirlerini birlikte aldıklarını, ayrıca kira geliri ile müvekkiline geçinmesi için yetki verenin de davacı olduğunu, bu nedenlerle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, davalının yargılama sırasında taşınmazdaki hissesini dava dışı ... ’a devrettiği, men’i müdahale bakımından davanın konusunun kalmadığı, bilirkişi raporuna göre belirlenen ve davacı tarafça ıslah edilen 18.263,00 TL lik ecrimisil kısmının kabulüne, bu miktarın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiş; hüküm, davalı vekilince temyiz edilmiştir.
4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 6. maddesine göre, "Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür." Yine 6100 sayılı HMK'nın 190/1 maddesi gereğince "İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir." Anılan maddeler uyarınca herkes iddiasını ispat etmekle mükelleftir.
Mahkemece 26.06.2014 tarihli duruşmada dinlenilen davalı tanıklarından ...’ın ‘‘... davacı oğlumun maddi durumunun kötüleştiğini bir müddet oğlunun yanında kalacağını söyledi ablam kendisine ben ne olacağım dediğinde evin kirasını alır idare edersin dedi bunun üzerine ablam evin kiralarını almıştı.’’ beyanında bulunduğu, davalı ...’un ‘‘... benim oğlumun bana ihtiyacı var annenizde evin kirasını alsın onunla geçinsin diye söylemişti’’ beyanında bulunduğu, davalı ... ’ın ‘‘... davacı evi terkedip gittiğinde bende ablam olan davalının yanına gitmiştim benim yanımda davacıya telefon açtı sen gittin ben ne olucam diye sorduğunda davalı kendisine evin kirasını alır geçinirsin diye söylemiş telefon konuşması benim yanımda yapılmıştı...’’ beyanında bulunduğu anlaşılmıştır. Davacı, davalının kira gelirlerini rızası hilafını aldığını ispatlayamamıştır.
Hal böyle olunca; davanın reddine karar verilmesi gerekirken, ecrimisil talebi bakımından yazılı şekilde kısmen kabul kararı verilmesi doğru değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle 6100 sayılı HMKnın Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMKnın 428. maddesi uyarınca usul ve yasaya aykırı kararın BOZULMASINA, taraflarca HUMKnın 440/1. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz eden davalıya iadesine, 04.06.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.