MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : İtirazın Kaldırılması
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı alacaklı 15.03.2012 başlangıç tarihli yazılı kira akdine dayanarak 16.05.2014 tarihinde başlattığı icra takibi ile aylık 900,00 TL’den 2013 yılı Ağustos ayından 2014 yılı mart ayına kadarki 8 aylık kira alacağı 7.200,00 TL’nin faiziyle tahsilini talep etmiş, ödeme emri davalı borçlu kefil ...’a 29.07.2015 tarihinde ve diğer davalı borçlu kefil ...’a 24.07.2015 tarihinde tebliğ edilmiştir. Davalı borçlular itiraz dilekçesinde, takibe konu borcun kaynağını teşkil eden kira sözleşmesinde ne taraf ne de kefil olarak yer almadıklarını, yani alacaklı ile aralarında herhangi bir kira sözleşmesi tanzim edilmediğini, bundan dolayı herhangi bir borçlarının olmadığını, herhangi bir borçlarının olmamasından, alacağın zamanaşımına uğramış olmasından dolayı icra takibinin haksız ve kötüniyetli olduğunu bildirerek borca ve ferilerine itiraz etmişlerdir. Ödeme emrine davalı borçlu kefiller tarafından itiraz edilmesi üzerine, davacı alacaklı icra mahkemesine başvurarak itirazın kaldırılması isteminde bulunmuştur.
Mahkemece, somut olayda davalıların itirazları üzerine takibin durduğu, davacı alacaklı tarafından süresi içerisinde itirazın kaldırılması davasının açıldığı, ancak davacı alacaklının takibinin adi yazılı şekilde düzenlenmiş kira sözleşmesine dayandığı ve davalı borçlu kefillerin itirazlarında takibe konu adi yazılı kira sözleşmesini kabul etmedikleri anlaşılmakla, davacı alacaklı takibinin İİK 68/1. maddesinde sayılan belgelerden birine dayandırmadığından davacının davasının reddine karar verilmiş, karar davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kira alacağının tahsili için başlatılan takibe itirazın kaldırılması istemine ilişkindir.
Davacı alacaklı takip talebi ile dava dışı kiracı Ahmet Erdem ile aralarında akdedilen ve davalıların kefil olarak yer aldığı 15.03.2012 başlangıç tarihli 2 yıl süreli yazılı kira sözleşmesine dayanmıştır. İİK 269/2 maddesinde, "ödeme emrinin tebliği üzerine borçlu yedi gün içinde itiraz sebeplerini 62.madde hükümleri dâhilinde icra dairesine bildirmeye mecburdur. Borçlu itirazında kira akdini ve varsa buna ait mukavelenamedeki imzasını açık ve kesin olarak red etmez ise akdi kabul etmiş sayılır" hükmüne yer verilmiştir. Olayımızda; borçlu kefiller itiraz dilekçelerinde davacı alacaklı ile aralarındaki kefalet ilişkisine itiraz etmekle birlikte dayanak kira sözleşmesindeki imzalarını açıkça inkar etmemişlerdir. Davaya dayanak takip ile yazılı kira sözleşmesine dayanılmasına ve davalı borçluların takibe itirazında açıkça ve ayrıca sözleşmedeki imzalarına karşı çıkmadığının anlaşılmasına göre İİK’nun 269/2 maddesi gereğince kira ve kefalet ilişkisi kesinleşmiş olup, davacı alacaklının kesinleşen yazılı kira ve kefalet sözleşmesi uyarınca İcra Mahkemesi’nden itirazın kaldırılmasını istemesinde bir sakınca bulunmamaktadır. Bu durumda borca itiraz eden davalı kefiilerin kira bedelinin ödendiğini veya sair bir sebeple istenemeyeceğini İİK'nun 269/c maddesindeki belgelerle ispat etmesi gerekir. Davalı borçlular İİK'nun 269/c maddesinde belirtilen makbuz ve belgelerden biri ile takibe konu kira bedellerini ödediğini kanıtlayamadığına göre, mahkemece davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi doğru değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK'ya 6217 sayılı Kanunla eklenen Geçici 3. madde hükmü gözetilerek HUMK'nın 428.maddesi uyarınca kararın BOZULMASINA, taraflarca İİK'nın 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, istek halinde peşin harcın temyiz edene iadesine, 03.05.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy