MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ: Elatmanın Önlenmesi
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı vekili, müvekkili davacı ve davalının 28.11.990 tarihli gayrimenkul harici satış ve devir kati satış vaadi sözleşmesi ile ... ve ... ’den ... Kasabası Yalı mevkiinde bulunan batısı ... varisleri, kuzeyi ... malikleri, güneyi ... ve doğusu ... yolu ile çevrili toplamda 530 m2 taşınmazı satın aldıklarını, sözleşme uyarınca her birinin 265 m2 yer kullanacağını, davalı ve müvekkilinin hisselerine düşen kısımları belirleyip sınırları ayırıp kullanmaya başladığını,müvekkilinin kullandığı alanın 253.92 m2,davalının kullandığı alanın 285.59 m2 olduğunu, tarafların taşınmaz içine ev yapıp ağaç diktiğini, kullanıma ilişkin taraflar arasında anlaşma varken, davalının davacının arka kısmında bulunan yaklaşık 20 m2 lik alana müdahale ettiğini, müvekkilinin evinin duvarına sıfır şekilde çit çekerek müvekkilinin evinin etrafında dolaşmasını engellediğini,davalının kusurlu davranışları nedeniyle müvekkilinin evini kullanamadığını beyan ederek, davalının müdahalesine ilişkin ihtiyati tedbir kararı verilerek durdurulmasını, davalının taşınmaza müdahalesinin men'ini taşınmazın davacıya teslimini ve muarazanın giderilmesini istemiştir.
Davalı vekili;davacı ve müvekkilinin harici satışla satın aldıkları yeri belirleyip ev yapıp ağaç diktiklerini, davacının taşınmaza ev yapmaya müvekkilinden 2-3 yıl önce başladığını,inşaat tamamlandığı zaman taşkın inşaat olduğunun anlaşıldığını, müvekkilinin buna karşı çıkmadığını ancak buna karşılık davacının evinin arkasındaki yeri meyve ve sebze ekmek için kullanmaya başladığını, uzun zamandır da bu şekilde kullandığını, davacının evini kiraya vermesinden sonra müvekkilinin aralarındaki paylaşımına göre evinin arkasına çit çekerek kendi alanını belirlediğini, çit çekilmeden önce müvekkili tarafından kullanılan alanın çit çekildikten sonra müvekkili tarafından müdahale kabul edildiğini,çizdirilen krokide davacının 229.92 m2 ve davalının kullandığı alanın 219.59 m2 olup 90.12 m2 lik yerin istimlak sınırı olduğunun ifade edildiği, ancak davacı ile uzlaşamadıklarını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece mahallinde keşif yapılmış,davaya konu yerin dava dışı kişiler adına kayıtlı 131 ada 1 parsel sınırları içerisinde kaldığı ve taşınmazın beyanlar hanesinde “Krokide G harfi ile gösterilen kargir evin 1993 tarihinde davacı ..., D ile gösterilen kargir evin 1993 tarihinde davalı ... tarafından yaptırıldığı" hususu tespit edilmiş ve yargılama sonunda; davacı tarafından her ne kadar davalı aleyhine zilyetliğe dayanılarak mevcut dava açılmış ise de, davaya konu taşınmazın ... Kasabası 131 ada 1 nolu parsel içerisinde bulunduğu, söz konusu parselde davacının herhangi bir mülkiyet hakkının bulunmadığı birlikte değerlendirildiğinde, davacının dava ehliyeti olmadığından davanın reddine karar verilmiş; karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, tapulu taşınmaz üzerindeki taşınmaza yönelik müdahalenin meni ve muarazanın giderilmesi istemine ilişkin olup dava konusu parselin beyanlar hanesindeki yazılı hakka ve harici satın alma hakkına dayalı olarak kendisine ait olduğu iddia edilen alana yönelik müdahalenin meni ve muarazanın önlenmesi istenildiğine göre tarafların tapu maliki olmasına gerek yoktur. Mahkemece tapunun beyanlar hanesindeki hak ve harici satın alma hakkına dayalı zilyetliğe dayanıldığına göre; uyuşmazlığın toplanmış ve toplanacak delillere göre çözülmesi gerekirken, mülkiyet hakkı kapsamında değerlendirilip uyuşmazlığın aktif husumet yokluğu nedeniyle reddi doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile usul ve kanuna aykırı bulunan hükmün 6100 sayılı HMK'nın Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK'nun 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 25.06.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.