MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Elatmanın Önlenmesi ve Kal
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine karar verilmiş olup hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
K A R A R
Davacı vekili, müvekkilinin ... Aşağı mahalle mevkiinde kain 203 parsel sayılı taşınmazın hissedarı olduğunu, bu taşınmazın mirasçılar arasında yapılan taksimle kendisine düştüğünü,davalının bu taşınmazda herhangi bir hak ve hissesi olmamasına rağmen müvekkilinin İstanbul’da olduğu dönemde arazisinin üzerine arı koyma yeri, oturma yerleri ve merek yaptığını, ayrıca arazisine gelen yolunu kesip kendisini araziye koymadığını, davalıya yapılan uyarıların sonuçsuz kaldığını, davalının hukuken korunacak bir hakkının olmadığını belirterek davalının tecavüzünün önlenmesini, arazi üzerinde yapılmış olan arı koyma yeri, oturma yerleri ve mereğin kal’ine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı; mereği kendisinin yapmadığını, yaklaşık 50-60 yıl kadar önce dedesi tarafından yapıldığını ve miras yolu ile önce babasına sonra kendisine intikal ettiğini,başlangıçta bitişik nizamlı iki ev inşa edildiğini, 40-45 yıl kadar önce davacının evin kendilerine ait bölümünü söküp taşıdığını, geriye kendilerine ait bölümün kaldığını, zaman içinde mirasçılar arasında taşınmazların taksim edilirken de davacının hissedar olduğu dava konusu taşınmazın sınırları içinde kaldığını, mevcut durumun kendi arzu ve isteği dışında geliştiği için kötüniyetli olmadığını, söz konusu mereğin kendisine ait olmasından dolayı çekişmesiz kullandığını, ne davacının ne de diğer hissedarların bu duruma hiçbir zaman itiraz etmediklerini belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece davalının, davacıya ait 203 parsel üzerine arı koyma yerleri bırakarak haksız bir şekilde müdahalede bulunduğu yine kadastro zemininde bulunmamakla birlikte fiilen kullanılan ve davacının arazisi üzerinde bulunan yolun davalı tarafından oturma yeri yapılmak suretiyle davacının geçişine engel olunduğu, davaya konu mereğin davalı tarafından yapılmayıp davacının annesi davalının ise babaannesi olan kişi tarafından bu şekilde kullanmalarının uygun görüldüğü ve uzun yıllardır da itiraza uğramadan kullanıldığı bu nedenle davacının mereğin kaldırılması yönündeki talebinin kabul görür bir gerekçesinin bulunmadığı belirtilerek, davanın arı koyma yerleri ile oturma yerlerinin kaldırılması ve buralara davalı tarafından yapılan müdahalenin önlenmesi yönündeki taleplerinin kabulü ile merekle ilgili tecavüzün önlenmesi ve kal’i yönündeki talebinin ise reddine karar verilmiş ve karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava paylı mülkiyete dayalı tapulu taşınmazda elatmanın önlenmesi ve kal istemine ilişkindir.
1-Davacı vekili tarafından yıkım masrafları yönünden mahkemece olumlu-olumsuz bir karar verilmemesine yönelik temyiz itirazlarının; yıkım masraflarının infaz aşamasında değerlendirilebileceği dikkate alınarak reddine karar verilmesi yerinde görülmemiştir.
2-Ancak; mahkemece yapılan keşif sonucu alınan fen bilirkişi raporunda mereğin davacının hissedar olduğu arazide kaldığı tespit edilmesine rağmen, merekle ilgili davanın kabulü ile müdahalenin meni ve kal’ine karar verilmesi gerekirken, mülkiyet hakkına sınırlama getirilerek yazılı şekilde mereğin uzun yıllardır itiraza uğramadan kullanıldığı belirtilerek merekle ilgili tecavüzün önlenmesi ve kal’i yönündeki talebin reddi doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda 2 numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile usul ve kanuna aykırı bulunan hükmün 6100 sayılı HMK'nın Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 1 numaralı bentte belirtilen nedenlerle açıklanan temyiz itirazlarının REDDİNE, taraflarca HUMK'nun 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 25.06.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy