MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : El Atmanın Önlenmesi ve Ecrimisil
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın elatmanın önlenmesi ve ecrimisil davasının davalı ... yönünden kabulüne, diğer davalılar yönünden ise reddine karar verilmiş olup hükmün davalı ... vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacılar vekili, müvekkillerin kayden malik oldukları 4758, 1706 ve 1707 parsel sayılı taşınmazlara davalıların haksız şekilde müdahalede bulunduklarını belirterek davalıların elatmalarının önlenmesine ve fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydı ile 5.000 TL ecrimsilin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalılar vekili,davanın reddini savunmuştur.
Dava, çaplı taşınmaza el atmanın önlenmesi ve ecrimisil isteklerine ilişkindir.
Mahkemece, hükme esas alınan 11.06.2013 tarihli fen bilirkişi raporu doğrultusunda davacılara ait parsellere herhangi bir tevavüzün olmadığı gerekçesiyle davanın reddine dair verilen karar Yargıtay 1. Hukuk Dairesince; “..Bilindiği üzere, 492 sayılı Harçlar Kanunu, harcın alınmasını veya tamamlanmasını tarafların isteklerine bırakmayıp, anılan hususun mahkemece kendiliğinden gözetileceğini düzenlemiş ve buyurucu nitelikteki 32. maddesinde yargı işlemlerinden alınacak harçlar ödenmedikçe müteakip işlemlerin yapılamayacağını öngörmüştür. Hal böyle olunca, öncelikle davada ileri sürülen isteklerden el atmanın önlenmesi isteği ile ilgili olarak keşfen saptanan ya da saptanacak dava değeri üzerinden peşin harcın alınması, kamu düzeniyle ilgili olan ve temyiz edenin sıfatına bakılmaksızın gözetilmesi gereken bu zorunluluk yerine getirildiği takdirde davaya devam edilmesi gerekirken, anılan husus gözardı edilerek işin esası bakımından hüküm kurulması doğru değildir. ...” gerekçesiyle bozulmuştur.
Mahkemesince yargılamaya devam edilmiş, davacılardan ...'e ait 4758 parsel sayılı taşınmaza davalılardan ... adına kayıtlı olan 4759 parsel sayılı taşınmaz tarafından yapılan ve fen bilirkişileri ... ve ... tarafından hazırlanan 22.06.2015 tarihli raporda tespiti yapılan 315 m2'lik bölüme yapılan müdahalenin men'ine, davacılardan ...'e ait 1707 parsel sayılı taşınmaza davalılardan ... adına kayıtlı olan 4759 parsel sayılı taşınmaz tarafından yapılan ve fen bilirkişileri ... ve ... tarafından hazırlanan 22.06.2015 tarihli raporda tespiti yapılan 28 m2 lik bölüme yapılan Müdahalenin Men'ine, davacıların favalılardan ...'e açtığı davanın ecrimisil yönünden kabulü ile 5.814,00 TL ecrimisil'in davalı ...'ten alınarak davacılara verilmesine hükmedilen miktarın 5.000,00 TL sine dava tarihinden 814,00 TL sine ıslah tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmasına, davalılar ... ve ... karşı açtığı davanın ise reddine karar verilmiş, hüküm davalı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Bozma sonrası (aynı bilirkişiler vasıtasıyla) alınan 22.06.2015 tarihli fen bilirkişi raporunda davacılardan ...'e ait 4758 parsel sayılı taşınmaza davalılardan ... adına kayıtlı 4759 parsel sayılı taşınmaz tarafından 315 m2 lik el atıldığı, davacılardan ...'e ait 1707 parsel sayılı taşınmaza ise davalılardan ... adına kayıtlı 4759 parsel sayılı taşınmaz tarafından 28 m2 lik bölüme elatmanın olduğu ve Adagüme köyünde arazi toplulaştırma çalışmalarının devam ettiği bildirilmiştir.
Somut olayda bozma öncesi hükme esas alınan fen bilirkişi raporunda dava konusu taşınmazlara herhangi bir el atmanın bulunmadığı tespit edildikten sonra aynı bilirkişilerden bozma sonrası alınan Fen Bilirkişi Raporunda ise dava konusu 4758 ve 1707 nolu parsellere el atamanın olduğu belirtilmesine rağmen birbirinden farklı iki bilirkişi raporu arasındaki çelişki giderilmeden bozma sonrası alınan rapor ile sonuca gidildiği anlaşıldığı gibi 26.10.2015 tarihli Ek Ziraat Mühendisi raporunda da ecrimisil değeri 847,51 TL ve elatılan yerin toplam değeri ise 5.814 TL olarak belirtilmesine rağmen (gerekçeli kararda da ifade edildiği üzere) ecrimisil bedelinin davacıların müdahale edilen alanları dikkate alınarak hisseleri oranında verilmesi gerekirken müdahale edilen alanın toplam değeri üzerinden karar verildiği anlaşılmaktadır. Ayrıca mahallinde çalışmaları devam eden toplulaştırma işlemlerine yönelik bilgi ve belgelerin ilgili yerlerden getirtilmediği görülmektedir.
Bu durumda mahkemece, nizalı taşınmazların bulunduğu bölgede çalışmaları devam eden toplulaştırma işlemlerine yönelik bilgi ve belgelerin ilgili yerlerden getirtildikten sonra mahallinde yeninde keşif yapılarak çalışma sonrası yeni parsellerin oluşup oluşmadığı, parseller oluşmuş ise taşınmazların hangi toplulaştırma parseline revizyon gördüğü, maliklerin ve sınırların değişip değişmediğinin yöntemince belirlenmesi, yeniden aldırılacak fen bilirkişi raporu ile (Toplulaştırma bilgi ve belgeleri de dikkate alınarak) dava konusu taşınmazlara elatmanın olup olmadığı tespit edilerek raporlar arasındaki çelişkinin bu şekilde giderilmesi, ecrimisil talebi yönünden de yargıtay içtihatlarına uygun ve denetime elverişli Ziraat Bilirkişi raporu ile davacıların ( el atma var ise ) hak ettikleri ecrimisil bedelinin hesaplanması ve oluşacak sonuca göre dosya kapsamına uygun bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı ... vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün 6100 sayılı HMK'nın Geçici 3.maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK'nun 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine 27.06.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy