MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Elatmanın Önlenmesi
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı, paydaşı olduğu 290 ada 4 parsel sayılı taşınmazı davalının ekip biçmek ve yapı inşa etmek suretiyle müdahale ettiğini ileri sürerek elatmasının önlenmesine, yapının yıkılmasına ve ecrimisile karar verilmesini istemiştir.
Davalı, taşınmazı bir süre davacının izni ile kullandığını, davacının itirazı üzerine de taşınmazı bir daha kullanmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davalının haksız işgalci olduğu gerekçesiyle paya vaki elatmasının önlenmesine, ecrimisil isteğinin reddine, yıkım isteği yönünden karar verilmesine yer olmadığına dair verilen karar davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, elatmanın önlenmesi, yıkım ve ecrimisil isteklerine ilişkindir.
1- Dosya içeriği ve toplanan delillerden; çekişmeli 290 ada 4 parsel sayılı taşınmazın 2/8 payının davacıya, 3/8'er paylarının dava dışı ... ve ... ait olduğu anlaşılmaktadır.
Somut olayda; taşınmazın davacı ve çocuklarına ait olduğu, davalının kayıttan ve mülkiyetten kaynaklı bir hakkının olmadığı sabittir.
Hal böyle olunca; davalının, mutlak elatmasının önlenmesine karar verilmesi gerekirken paya elatmanın önlenmesine karar verilmesi doğru değildir.
2- Ecrimisil isteğinin reddine yönelik temyiz itirazına gelince;
Davacı, dava dilekçesinde davalının haksız kullanımını engellemeye çalıştığını ve bu nedenle yaptığı şikayet sonucu aralarında ceza davalarının bulunduğunu belirtmesine rağmen Mahkemece tanık beyanları hükme esas alınarak davalı kullanımının izne dayalı olduğu gerekçesiyle ecrimisil isteğinin reddine karar verilmesi de isabetsizdir.
Öyleyse; davacının iddia ettiği ceza davalarının taraftan sorularak araştırılması, yoksa davalı kullanımının izne tabi olduğunun anlaşılması karşısında ecrimisil isteğinin reddine karar verilmesi, davacının, davalı kullanımın şikayet konusu yaptığının anlaşılması halinde ise sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik soruşurma ile yetinilerek yazılı olduğu üzere karar verilmesi doğru değildir.
SONUÇ: Yukarıda (1) ve (2) numaralı bentlerde yazılı nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden, kabulü ile hükmün 6100 sayılı HMK'nın Geçici 3. maddesi yollaması ile HUMKnın 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK'nun 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine,istek halinde peşin harcın temyiz edene iadesine, 26.06.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy