MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ: Elatmanın Önlenmesi ve Kal
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
K A R A R
Davacı vekili, davaya konu edilen alanda idareleri tarafından kamulaştırma işlemi yapıldığını, davalı tarafa ait 16 numaralı binanın duvarının kamulaştırma koridoru içerisinde kaldığını ve bu alanın davalı tarafından boşaltılmadığını açıklayarak, davalı tarafın tecavüzünün önlenmesine ve yapılan tecavüzün kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.
Davalı taraf, taşınmazı satın aldığında duvarın mevcut olduğunu, davacı tarafın ihtarı üzerine, iyi niyetli olarak duvarı yıkmaya çalıştığını, ancak heyelan tehlikesi nedeniyle yıkamadığını, yıkım bedelinin davacı tarafından karşılanması gerektiğini beyanla davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece; “Davanın kabulü ile, 910 Sokak No:16'da bulunan binanın sınırında bulunan bilirkişinin 11/11/2015 tarihli raporunda belirttiği ve raporun ekinde A harfi ile sarı boyalı olarak gösterilen 5.90 m²'lik kısmına davalının tecavüzünün önlenmesine, burada bulunan duvarın kal'ine, giderlerin davalı tarafından karşılanmasına” karar verilmesi üzerine; hüküm, davalı vekili tarafından süresinde temyiz edilmiştir.
Dava, tapulu taşınmaza el atmanın önlenmesi ve kal isteklerine ilişkindir.
1-Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına, mevcut deliller Mahkemece takdir edilerek karar verildiğine ve takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2- Mahkemece her ne kadar kal masraflarının davalı taraftan alınmasına karar verilmiş ise de, yapılan araştırma ve inceleme karar vermeye yeterli değildir.
Şöyle ki; yargılama sırasında yapılan keşif neticesinde dosyaya sunulan 11.11.2015 tarihli bilirkişi raporunda; “Davalıya ait 3606 ada 7 parselin, davalı idarenin kamulaştırma koridoruna (kamulaştırılıp yola terk edilen kısmına), güneyine kamulaştırma sınırına uygun olmayacak şekilde bahçe duvarı yapılarak, ... ... . 5.90 m2'lik kısmına tecavüzlü olduğu” tespitlerine yer verilmiştir.
Davalı taraf, davaya konu duvarın, taşınmazın kendisi tarafından satın alındığı tarihte de mevcut olduğunu beyan etmiş olmakla, söz konusu duvarın, davacı idare tarafından yapılan kamulaştırma işlemi sırasında mevcut olup olmadığının araştırılarak, kamulaştırma işlemi sırasında mevcut olduğunun tespiti halinde kal masraflarının davalı tarafa yükletilemeyeceğinin düşünülmemesi doğru olmamıştır.
Hal böyle olunca; Mahkemece, davacı idare tarafından yapıldığı beyan edilen kamulaştırma işlemine ilişkin belgelerin temininden sonra, gerek bu belgelerin incelenmesi gerekse de uzman bilirkişi aracılığı ile yapılacak keşif neticesinde, davaya konu duvarın kamulaştırma sırasında bulunup bulunmadığı, kamulaştırma sırasında mevcut değil ise ne zaman ve kim tarafından yapıldığı hususlarının tespiti ile oluşacak sonuca göre kal masraflarının aidiyeti konusunda bir karar verilmesi gerekirken, bu hususlar göz ardı edilerek, eksik inceleme ve araştırma ile, kal masraflarının davalı tarafa yükletilmesinde isabet görülmemiştir.
SONUÇ: Davalı vekilinin temyiz itirazları yukarıda (2) nolu bentte açıklanan nedenle yerinde olduğundan kabulüyle, usul ve yasaya uygun bulunmayan hükmün 6100 sayılı HMK'nın Geçici 3.maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle reddine, taraflarca HUMK'nun 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 27.06.2018 tarihinde oybirliği ile karar verildi.