MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : El Atmanın Önlenmesi, Erimisil Ve Aidat Alacağı
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine karar verilmiş olup hükmün davacı vekili ve davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
K A R A R
Davacı vekili, vekil edeninin, davaya konu 8 nolu bağımsız bölümün maliki olduğunu, davalı ile vekil edeninin 23.11.2010 tarihinde boşandıklarını, boşanma kararına rağmen davalının davaya konu taşınmazı boşaltmadığını, vekil edeninin bu taşınmaz için ayrıca yakıt ve aidat bedeli ödemek zorunda kaldığını açıklayarak, davalının 8 nolu bağımsız bölüme yapmış olduğu müdahalenin önlenmesine, 1.12.2010 tarihi ile dava tarihi arasındaki dönem için ecrimisile hükmedilmesine, ödemek zorunda kaldığı aidat bedellerinin de davalıdan alınmasına karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, davaya konu taşınmazın edinilmiş mal olduğunu ve vekil edeninin işgal durumunun sözkonusu olmadığını beyanla davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece “Davacının, müdahalenin meni talebinin kabulüne, 8 nolu bağımsız bölüme, davalı tarafça yapılan müdahalenin men'ine, 15.640,00 TL ecrimisil alacağı ile 4.873,00 TL aidat ödemesi toplamından ibaret, toplam 20.513,00 TL alacağın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine” karar verilmesi üzerine; hüküm, taraf vekillerince ayrı ayrı süresinde temyiz edilmiştir.
Dava, tapulu taşınmaza el atmanın önlenmesi, ecrimisil ve alacak isteklerine ilişkindir.
1-Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına, mevcut deliller Mahkemece takdir edilerek karar verildiğine ve takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına göre, mahkemece davacının müdahalenin meni talebinin kabulüne, 8 nolu bağımsız bölüme, davalı tarafça yapılan müdahalenin men'ine karar verilmesinde bir yanlışlık görülmemiştir. Davalı vekilinin bu yöne ilişkin temyiz itirazları ile aşağıdaki 2 nolu bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Taraf vekillerinin ecrimisilin hesaplanma yöntemine ve miktarına yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Gerek öğretide ve gerekse yargısal uygulamalarda ifade edildiği üzere ecrimisil, diğer bir deyişle haksız işgal tazminatı, zilyet olmayan malikin, malik olmayan kötüniyetli zilyetten isteyebileceği bir tazminat olup, 08.03.1950 tarih 22/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında; fuzuli işgalin tarafların karşılıklı birbirine uygun iradeleri ile kurduğu kira sözleşmesine benzetilemeyeceği, niteliği itibarı ile haksız bir eylem sayılması gerektiği, haksız işgal nedeniyle oluşan zararın tazmin edilmesi gerekeceği vurgulanmıştır. Ecrimisil, haksız işgal nedeniyle tazminat olarak nitelendirilen özel bir zarar giderim biçimi olması nedeniyle, en azı kira geliri karşılığı zarardır. Bu nedenle, haksız işgalden doğan normal kullanma sonucu eskime şeklinde oluşan ve kullanmadan kaynaklanan olumlu zarar ile malik ya da zilyedin yoksun kaldığı fayda (olumsuz zarar) ecrimisilin kapsamını belirler. Haksız işgal, haksız eylem niteliğindedir (YHGK'nun 25.02.2004 gün ve 2004/1-120-96 sayılı kararı).
25.05.1938 tarih ve 29/10 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı ve Yargıtay'ın aynı yoldaki yerleşmiş içtihatları uyarınca ecrimisil davaları beş yıllık zamanaşımına tabi olup bu beş yıllık süre dava tarihinden geriye doğru işlemeye başlar.
Hemen belirtilmelidir ki, ecrimisil hesabı uzmanlık gerektiren bir husus olup, taşınmazın niteliğine uygun bilirkişi marifetiyle keşif ve inceleme yapılarak ve taleple bağlı kalınarak haksız işgal tazminatı miktarı belirlenmelidir. Alınan bilirkişi raporu, somut bilgi ve belgeye dayanmalı, tarafların ve hakimin denetimine açık, değerlendirmenin gerekçelerinin bilimsel verilere ve HMK'nin 266 vd. maddelerine uygun olmalıdır.
Bu nedenle, özellikle tarım arazilerinin haksız kullanımı nedeniyle ürün esasına göre talep varsa, bu konudaki resmi veriler, taşınmazın bulunduğu bölgede ekilen tarım ürünlerinin neler olduğu tarım il veya ilçe müdürlüğünden sorulmalı, ekildiği bildirilen ürünlerin ecrimisil talep edilen yıllara göre birim fiyatları ve dekara verim değerleri, hal müdürlüğünden ilgili dönem için getirtilmeli, bölgede münavebeli ekim yapılıp yapılmadığı, taşınmazın nadasa bırakılıp bırakılmadığı tespit edilmelidir.
Eğer, özellikle arsa ve binalarda kira esasına göre talep varsa, taraflardan emsal kira sözleşmeleri istenmeli, gerekirse benzer nitelikli yerlerin işgal tarihindeki kira bedelleri araştırılıp, varsa emsal kira sözleşmeleri de getirtilmeli, dava konusu taşınmaz ile emsalin somut karşılaştırması yapılmalı, üstün veya eksik tarafları belirlenmelidir.
İlke olarak, kira geliri üzerinden ecrimisil belirlenmesinde, taşınmazın dava konusu ilk dönemde mevcut haliyle serbest şartlarda getirebileceği kira parası, emsal kira sözleşmeleri ile karşılaştırılarak, taşınmazın büyüklüğü, niteliği ve çevre özellikleri de nazara alınarak yöredeki rayiçe göre belirlenir. Sonraki dönemler için ecrimisil değeri ise ilk dönem için belirlenen miktara ÜFE artış oranının tamamının yansıtılması suretiyle bulunacak miktardan az olmamak üzere takdir edilir.
Somut olaya gelince; hükme esas alınan bilirkişi raporunun tanziminde, Gayrimenkul Değerlendirme Uzmanı, Fen Bilirkişisi ve İnşaat Mühendisinden oluşan üç kişilik uzman bilirkişi heyeti oluşturulmamış, yukarıda açıklanan ilkeler doğrultusunda bilimsel verilere uygun, hüküm vermeye ve denetime elverişli bilirkişi raporu alınmamıştır. Bu haliyle hüküm, eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak verilmiş olup, taraf vekillerinin temyiz itirazları bu yönüyle yerinde görülmüştür.
3-Davacı vekilinin aidat alacağına ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Davacı vekili, davaya konu taşınmazın davalı tarafından kullanılması nedeniyle aidat bedelleri ödemek zorunda kaldığını açıklayarak, ödediği bedellerin davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir. Hesap Uzmanı Bilirkişi Aytaç Şemsi tarafından hazırlanan 14.1.2016 tarihli raporda, davacının 2012/737 sayılı icra dosyasına yapmış olduğu ödemenin 2.833,55 TL olduğu, bu ödemenin tamamının aidat ödemesi olduğu açıklandıktan sonra, site yönetimine makbuz karşılığı ödenen bedellerin de tablosu hazırlanmıştır. Mahkemece, davacının site yönetimine makbuz karşılığı ödediği bedeller hüküm altına alınmasına rağmen icra dosyasına yatırılan bedele hükmedilmemiş, fazlaya ilişkin talepler ret edimekle, bu kısım için ret gerekçesi kararda açıklanmamıştır. Dosya ekinde bulunan 2012/737 sayılı icra dosyasının incelenmesinden, 2.833,55 TL'lik ödemenin aidat ödemesine ilişkin olduğu anlaşılmakla, bu miktar yönünden de kabul kararı verilmesi gerekirken ret kararı verilmesi doğru değildir.
SONUÇ: Taraf vekillerinin temyiz itirazları yukarıda (2) ve (3) nolu bentlerde açıklanan nedenlerle yerinde olduğundan kabulüyle, usul ve yasaya uygun bulunmayan hükmün 6100 sayılı HMK'nin Geçici 3.maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nin 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, davalı vekilinin müdahalenin men'ine yönelik temyiz itirazları ile sair temyiz itirazlarının (1) nolu bentte yazılı nedenlerle reddine, taraflarca HUMK'nin 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 13.9.2018 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy