MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ: Elatmanın Önlenmesi
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
K A R A R
Davacı vekili, davalının babası ile davacının kardeş olduğunu, dava konusu taşınmazda 1/2'şer oranda paydaş olduklarını, tarafların anlaşmaları sonucu taşınmazın ifraz edildiğini ve ... no’lu parselin malikinin müvekkili olduğunu, ... no’lu parselin içinde kalan evin müştemilatının parsel içinde kalan kısmına davalının tecavüzde bulunduğunu, müvekkilinin kullanmasına da izin verilmediğini ileri sürerek dava konusu ... parsel sayılı taşınmazın sınırları içinde kalan evin kalan bölümüne davalının müdahalesinin men’ine karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin dava konusu müştemilatın da maliki olduğunu, davacıya ait olan komşu parsele tecavüzünün olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir. Karar, davacı vekili tarafından süresinde temyiz edilmiştir.
Dava; elatmanın önlenmesi istemine ilişkindir.
1-Her ne kadar taraflar arasında sözleşme bulunsa da Türk Medeni Kanunu'nun 706.maddesi, Türk Borçlar Kanununun 237. maddesi ve Tapu Kanunu'nun 26.maddesi kapsamında taşınmaz malların devri ancak resmi şekle riayet edilmesine bağlıdır, bu anlamda yapılan harici sözleşmelere itibar edilmesi mümkün değildir.
2-Dosya içeriğinden ve toplanan delillerden teknik bilirkişi raporuna göre (A) harfiyle gösterilen ve niza konusu olan alanın davacının maliki olduğu ... parsel sayılı taşınmaz içerisinde kaldığı ve davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirmeyle şahsi hak sahibi davalıya üstünlük tanınarak davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Kabule göre de, dava konusu ... parsel sayılı taşınmazın beyanlar hanesinde bulunan şerh ancak sahibi lehine şahsi hak doğurur. Söz konusu şahsi hak, taşınmaz malikinin mülkiyet hakkına karşı üstünlük sağlamaz.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüne, usul ve yasaya aykırı olan hükmün 6100 sayılı HMK'nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nin 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, HUMK.nin 440/1. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 11.09.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.