MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Ecrimisil Alacağı
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın.....ı yönünden açılmamış sayılmasına, diğer davalılar yönünden kabulüne karar verilmiş olup hükmün davacılardan..., davalılardan ... vekili ve davalılardan ... tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacılar vekili, tarafların ortak murisi ...'nın 14.8.2003 tarihinde vefat ettiğini, 25, 26 ve 9 parsel sayılı taşınmazların, murisin eşi ... ile altı çocuğuna miras olarak kaldığını, 25 ve 9 parsel sayılı taşınmazlardaki kiraların murisin ölüm tarihinden beri davalılar tarafından alındığını ve vekil edenlerine ödenmediğini açıklayarak, taşınmazların aylık rayiç kira bedellerinin tespit edilerek, şimdilik 10.000 TL ecrimisile hükmedilmesini istemiş, 17.5.2009 tarihli dilekçesi ile ise 26 parsel sayılı taşınmaza yönelik talebini atiye terk etmiştir.
Davalılar, 18.11.2004 tarihli dilekçeleri ile, 9 parsel sayılı taşınmaz üzerinde muris Şerife'den kalan bina bulunmadığını, davalılardan ...'in bu taşınmazdaki 109602/403200 hissesini üzerindeki bina ile birlikte satın aldığını, 26 parsel sayılı taşınmazın boş olduğunu, 25 parsel sayılı taşınmaz üzerindeki binanın kendileri tarafından yapıldığını beyanla davanın reddini savunmuş, davalılardan ...u, ayrıca vermiş olduğu 13.4.2005 tarihli dilekçesi ile, dava konusu yerleri kiraya vermediğini ve hiç kimseden kira bedeli almadığını beyan etmiştir.
Mahkemece, “Davanın ... yönünden açılmamış sayılmasına, diğer davacılar ..., ... yönünden davanın kabulü ile 14.08.2003/03.11.2004 dönemi için 16.432,26 TL ecrimisil bedelinin dönem sonundan itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan tahsili ile davacılar ... ve ... ' ya verilmesine” karar verilmesi üzerine; hüküm, davacılardan..., davalılardan ...u ve davalılardan ... vekili tarafından süresinde temyiz edilmiştir.
Dava, ecrimisil isteğine ilişkindir.
1-Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına ve ilâmda belirlenip dayanılan gerektirici sebeplere göre, davacılardan...'nın temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2-Davalılardan ...u ve davalılardan ... vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; mahkeme tarafından her ne kadar, davaya konu dairelerin tarafların kök murisi ...'ya ait olduğu ve davalıların tasarrufunda olduğu gerekçesi ile kabul kararı verilmiş ise de, yapılan inceleme ve araştırma hüküm vermeye yeterli değildir.
Bilindiği üzere 4721 s. Türk Medeni Kanunun (TMK) 706, 6098 s. Türk Borçlar Kanununun (TBK) 237, Tapu Kanununun 26. maddeleri hilafına tapulu taşınmazlarda harici veya fiili taksim ile payların mülkiyeti ana taşınmazdan ayrılamaz. Ne var ki, taşınmazın kullanma biçimi tüm paydaşlar arasında varılan bir anlaşma ile belirlenmiş yada fiili bir kullanma biçimi oluşmuş, uzun süre paydaşlar bu durumu benimsemişlerse kayıtta paylı, eylemsel olarak (fiilen) bağımsız bu oluşumun tapuda yapılacak resmi taksime veya ortaklığın satış suretiyle giderilmesine yahut o yerde bir imar uygulaması yapılmasına kadar korunması, "ahde vefa" kuralının yanında TMK'nin 2. maddesinde düzenlenen iyi niyet kuralının da bir gereğidir. Aksi halde, pek çok kimse zarar görecek toplum düzeni ve barışı bozulacaktır.
O halde, paydaşlar arasındaki elatmanın önlenilmesi ve ecrimisil davalarında öncelikle tüm paydaşları bağlayan harici bir taksim sözleşmesi ve özel bir parselasyon planın olup olmadığı veya fiili kullanma biçiminin oluşup oluşmadığı üzerinde özenle durulmalı, varsa çekişmeli yerin kimin kullanımına terk edildiği saptanılmalı, harici veya fiili taksim yoksa , fiili kullanma biçimi oluşmamış ise başka deyişle davacının payına karşılık kullandığı ve kullanabileceği bağımsız bölüm yok ise uyuşmazlık yukarıda değinildiği gibi, TMK'nin müşterek mülkiyet hükümlerine göre çözümlenmelidir.
Ayrıca belirtilmelidir ki, paylı mülkiyette taşınmazdan yararlanamayan paydaş, engel olan öteki paydaş veya paydaşlardan her zaman payına vaki elatmanın önlenilmesini ve/veya ecrimisil isteyebilir. Elbirliği mülkiyetinde de paydaşlardan biri öteki paydaşların olurlarını almadan veya miras şirketine temsilci atanmadan tek başına ortak taşınmazdan yararlanmasına engel olan ortaklar aleyhine ecrimisil davası açabilir. Ancak, o paydaşın, payına karşılık çekişmesiz olarak kullandığı bir kısım yer varsa açacağı ecrimisil davasının dinlenme olanağı yoktur. Yerleşmiş Yargıtay içtihatlarına ve aynı doğrultudaki bilimsel görüşlere göre payından az yer kullandığını ileri süren paydaşın sorununu, kesin sonuç getiren taksim veya ortaklığın satış yoluyla giderilmesi davası açmak suretiyle çözümlemesi gerekmektedir.
Kural olarak, men edilmedikçe paydaşlar birbirlerinden ecrimisil isteyemezler. İntifadan men koşulunun gerçekleşmesi de, ecrimisil istenen süreden önce davacı paydaşın davaya konu taşınmazdan ya da gelirinden yararlanmak isteğinin davalı paydaşa bildirilmiş olmasına bağlıdır. Ancak, bu kuralın yerleşik yargısal uygulamalarla ortaya çıkmış bir takım istisnaları vardır. Bunlar; davaya konu taşınmazın kamu malı olması, ecrimisil istenen taşınmazın (bağ, bahçe gibi) doğal ürün veren ya da (işyeri, konut gibi) kiraya verilerek hukuksal semere elde edilen yerlerden olması, paylı taşınmazı işgal eden paydaşın bu yerin tamamında hak iddiası ve diğerlerinin paydaşlığını inkar etmesi, paydaşlar arasında yapılan kullanım anlaşması sonucu her paydaşın yararlanacağı ortak taşınmaz veya bölümlerinin belirli bulunması, davacı tarafından diğer paydaşlar aleyhine daha önce bu taşınmaza ilişkin, elatmanın önlenmesi, ortaklığın giderilmesi, ecrimisil ve benzeri davalar açılması veya icra takibi yapılmış olması halleridir. Yine paydaşlar arasında yapılan kullanım anlaşması sonucu her paydaşın yararlanacağı ortak taşınmaz veya bölümlerinin belli bulunması durumunda, davacı paydaş tarafından davalı paydaş aleyhine bu taşınmaza ilişkin elatmanın önlenmesi, ortaklığın giderilmesi, ecrimisil ve benzeri dava açılması hallerinde yine intifadan men koşulu aranmaz.
Belirtilmesi gereken diğer bir husus ise, mahkeme tarafından kabul kararı verilebilmesi için, dava konusu taşınmazların, davalıların kullanımında olduğunun duraksamaya yer vermeyecek şekilde ispat edilmesi gerektiğidir.
Somut olaya gelince; Mahkeme tarafından az yukarıda açıklanan hususlar hakkında herhangi bir araştırma yapılmamış, taraf delilleri toplanmamış, taraflar, dava ve cevap dilekçelerinde tanık deliline dayanmasına rağmen, taraflara tanıklarını bildirmeleri için süre ve imkan tanınmamış, dosyaya ibraz edilen ve hangi daireyi kimin kullandığı konusunda tespitlere yer verilmekle birlikte dayanakları açıklanmayan, denetime ve hüküm kurmaya elverişli bulunmayan bilirkişi raporları esas alınmak suretiyle karar verilmiştir.
Hal böyle olunca; Mahkemece, davaya konu 9 parsel sayılı taşınmazın dava dışı başkaca kayıt malikleri ile birlikte, taraflar adına paylı mülkiyet şeklinde, 25 parsel sayılı taşınmazın ise yine dava dışı başkaca kayıt malikleri ile birlikte taraflar adına paylı mülkiyet şeklinde (tarafların kendi aralarında ise elbirliği mülkiyeti şeklinde) kayıtlı olduğu hususları da göz önünde bulundurulmak suretiyle, taraflara, tanıklarını bildirmeleri için süre imkan verilmesi, bildirilmesi halinde, HUMK'un 259. maddesi hükmü uyarınca taşınmazların başında yapılacak keşifte taraf tanıklarının beyanlarının alınması, tüm paydaşları bağlayan harici bir taksim sözleşmesi ve özel bir parselasyon planın olup olmadığının veya fiili kullanma biçiminin oluşup oluşmadığının tespit edilmesi, varsa çekişmeli yerlerin kimin kullanımına terk edildiğinin, yoksa, davacıların, payına karşılık çekişmesiz olarak kullandıkları ya da kullanmalarına uygun bir kısım olup olmadığının saptanması, ecrimisil istenen dönemler için, hangi taşınmazın, hangi davalı tarafından, hangi dönemlerde kullanıldığının ya da kullanılıp kullanmadığının duraksamaya yer vermeyecek şekilde saptanması, kullanım var ise, kullanımın niteliğinin tespiti ile intifadan men koşulunun gerçekleşip gerçekleşmediği üzerinde durulması, davalıların ve davacıların taşınmazlardaki pay oranları / hisse oranları da gözönünde bulundurulmak suretiyle, davacıların paylarına göre kendilerine ödenmesi gereken miktarları gösterecek şekilde, ecrimisil hesap yöntemine uygun, denetime elverişli bilirkişi raporu alınması, ondan sonra, toplanmış ve toplanacak delillere göre bir karar verilmesi gerekir iken, eksik inceleme ve araştırma ile yazılı olduğu şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Davalılardan ...u ile davalılardan ... vekilinin temyiz itirazları yukarıda açıklanan (2) nolu bentte açıklanan nedenle yerinde olduğundan kabulüyle, usul ve yasaya uygun bulunmayan hükmün 6100 sayılı HMK'nın Geçici 3.maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, Davacılardan...'nın temyiz itirazlarının (1) nolu bentte açıklanan nedenle reddine, taraflarca HUMK'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz eden davalı ... ve davalı ...'e iadesine, 25,20 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 10,70 TL'nin temyiz eden davacı ...'den alınmasına, 04.07.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy