MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ: Kamulaştırmasız El Koymadan Kaynaklanan Ecrimisil
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacılar dilekçelerinde, maliki oldukları ... ada ... numaralı parselin davalı ... tarafından kamulaştırmasız elatılarak bir kısmına asfalt yol ve kaldırım yapılması nedeniyle geriye dönük beş yıllık ecrimisil talep etmişlerdir.
Davalı cevabında, dava konusu yerin 1985 yılından beri bu şekilde kullanıldığını, kendilerinin yeni bir kamulaştırma yapmadıklarını, husumetin kendilerine yöneltilemeyeceğini, davacıların kötü niyetli olduğunu belirterek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, yapılan yargılama sonunda bilirkişi raporu doğrultusunda dava konusu taşınmazın yol olarak elatılan kısmından ecrimisil istenemeyeceği, kaldırım olan kısmının ise dar olup üzerine bankamatik konulamayacağı, tezgahçıya verilmesi halinde yolun kapanacağı, otopark olarak işletilmesinin uygun olmayacağı gerekçesiyle davanın reddine dair karar verilmiştir. Karar, önemli bir mevkide bulunan taşınmazlar hakkında mahkemenin yalnızca kira gelirini değerlendirdiği başka gelir metodu uygulamadığını belirten davacılar tarafından temyizen bozulması talep edilmiştir.
Dava, ecrimisil talebine ilişkindir.
Bilindiği gibi; gerek öğretide ve gerekse yargısal uygulamalarda ifade edildiği üzere ecrimisil diğer bir deyişle haksız işgal tazminatı, zilyet olmayan malikin, malik olmayan kötüniyetli zilyetten isteyebileceği bir tazminat olup, 08.03.1950 tarih 22/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında; haksız işgalin tarafların karşılıklı olarak birbirine uygun iradeleri ile kurduğu kira sözleşmesine benzetilemeyeceği, niteliği itibarı ile haksız bir eylem sayılması gerektiği, haksız işgal nedeniyle oluşan zararın tazmin edilmesi gerekeceği vurgulanmıştır. Ecrimisil, haksız işgal nedeniyle tazminat olarak nitelendirilen özel bir zarar giderim biçimi olması nedeniyle, en azı kira geliri karşılığı zarardır. (YHGK'nun 25.02.2004 gün ve 2004/1-120-96 sayılı kararı)
Somut olayda, dosyada bulunan 15.09.2014 tarihli fen bilirkişi raporunda dava konusu taşınmazda A harfiyle gösterilen elatıldığı sabit olan 80,93 m2’lik alan üzerinde gelir getirici herhangi bir yapı olmamakla birlikte, çevresinde evlerin bulunduğu ve davalının bu yeri yol olarak kullanmak suretiyle ekonomik bakımdan fayda sağladığı açıktır. Taşınmaz davalı tarafından kira ödenmeden kullanıldığına ve ekonomik yarar sağlandığına göre, ecrimisilin belirlenmesinde davacının sağlayabileceği değil, davalının sağladığı yararın esas alınması gerekir. İnşaat ve gayrimenkul değerlendirme uzmanının 18.09.2014 tarihli raporunda, her ne kadar elatılan yerin konut alanında ve ara sokakta kalması ticari faaliyet yürütülmesi, kiraya verilmesi ve gelir getirmesi mümkün olmadığı belirtilmiş ise de, dava konusu yerin kiraya verilemeyecek olması ecrimisil verilmeyeceği anlamına gelmez.
Hal böyle olunca; mahkemece, yeniden konusunda uzman bilirkişi kurulu eşliğinde keşif yapılarak, yukarıda açıklanan ilkeler doğrultusunda araştırma ve inceleme yapılarak, hasıl olacak sonuca göre belirlenecek ecrimisile hükmedilmesi gerekirken, yetersiz bilirkişi raporu ile yetinilerek, davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacıların temyiz itirazları yerinde olduğundan kabulü ile usul ve kanuna aykırı bulunan hükmün 6100 sayılı HMK'nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nin 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, HUMK'nin 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine 25/09/2018 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.