MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ: Ecrimisil
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacılar, paydaşı oldukları ... köyü 28, 29, 30, 33, 35, 64 ve 86 parsel ile ... köyü 33, 260, 261, 262, 263, 264, 265, 266 ve 267 parsel sayılı taşınmazlara davalı kurumun sulama ve drenaj kanalları yapmak suretiyle müdahalede bulunduğunu ileri sürerek ecrimisile karar verilmesini istemişlerdir.
Davalı Kurum, taşınmazların kamulaştırıldığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davalının haksız işgalci olduğu gerekçesiyle davacılar ..., ... ve ... davasının kabulüne, davacılar ..., ... ve ... yönünden talep olmadığından karar verilmesine yer olmadığına dair verilen karar davalı Kurum vekilince temyiz edilmiştir.
Dava, kamulaştırmasız el atmadan kaynaklanan ecrimisil isteğine ilişkindir.
1- Bilindiği üzere ecrimisil, diğer bir deyişle haksız işgal tazminatı, zilyet olmayan malikin, malik olmayan kötüniyetli zilyetten isteyebileceği bir tazminat olup, 08.03.1950 tarih 22/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında; fuzuli işgalin tarafların karşılıklı birbirine uygun iradeleri ile kurduğu kira sözleşmesine benzetilemeyeceği, niteliği itibarı ile haksız bir eylem sayılması gerektiği, haksız işgal nedeniyle oluşan zararın tazmin edilmesi gerekeceği vurgulanmıştır. Ecrimisil, haksız işgal nedeniyle tazminat olarak nitelendirilen özel bir zarar giderim biçimi olması nedeniyle, en azı kira geliri karşılığı zarardır. Bu nedenle, haksız işgalden doğan normal kullanma sonucu eskime şeklinde oluşan ve kullanmadan kaynaklanan olumlu zarar ile malik ya da zilyedin yoksun kaldığı fayda (olumsuz zarar) ecrimisilin kapsamını belirler. Haksız işgal, haksız eylem niteliğindedir. (YHGK'nun 25.02.2004 gün ve 2004/1-120-96 sayılı kararı) 25.05.1938 tarih ve 29/10 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı ve Yargıtay'ın aynı yoldaki yerleşmiş içtihatları uyarınca ecrimisil davaları beş yıllık zamanaşımına tabi olup bu beş yıllık süre dava tarihinden geriye doğru işlemeye başlar.
Hemen belirtilmelidir ki, ecrimisil hesabı uzmanlık gerektiren bir husus olup, taşınmazın niteliğine uygun bilirkişi marifetiyle keşif ve inceleme yapılarak ve taleple bağlı kalınarak haksız işgal tazminatı miktarı belirlenmelidir. Alınan bilirkişi raporu, somut bilgi ve belgeye dayanmalı, tarafların ve hakimin denetimine açık olmalı ve değerlendirmenin gerekçelerinin bilimsel verilere ve HMK'nın 266 vd. maddelerine uygun olarak açıklanması gereklidir.
Bu nedenle, özellikle tarım arazilerinin haksız kullanımı nedeniyle ürün esasına göre talep varsa, bu konudaki resmi veriler, taşınmazın bulunduğu bölgede ekilen tarım ürünlerinin neler olduğu tarım il veya ilçe müdürlüğünden sorulmalı, ekildiği bildirilen ürünlerin ecrimisil talep edilen yıllara göre birim fiyatları ve dekara verim değerleri, hal müdürlüğünden ilgili dönem için getirtilmeli, bölgede münavebeli ekim yapılıp yapılmadığı, taşınmazın nadasa bırakılıp bırakılmadığı tespit edilmelidir.
Somut olaya gelince, mahkemece yapılan araştırma ve incelemenin hüküm kurmaya elverişli olduğunu söyleyebilme olanağı yoktur.
Şöyle ki; davalı savunmasında çekişmeli taşınmazların kamulaştırıldığını ve bedellerinin de bankaya yatırıldığını belirtmesine rağmen davalı savunması üzerinde durulmamış, kamulaştırma dosyaları ve banka kayıtları davalıdan sorularak araştırılmamış ayrıca dava dilekçesinde de yer alan ve taraflar arasında aynı talebe yönelik görülen ... .Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2006/290E ve 2009/280E sayılı dosyaları incelenerek çakışan dönemler olup olmadığı saptanmamış, hangi taşınmazların ifrazen oluştuğu hangilerinin kamulaştırma işlemine tabi tutulduğu tespit edilmemiştir.
Hal böyle olunca; davalı savunması üzerinde durularak kamulaştırma dosyaları ve banka kayıtlarının getirtilmesi, çekişmeli taşınmazlarda kamulaştırma işlemi yapılıp yapılmadığının tereddüte yer bırakmayacak şekilde tespit edilmesi, taraflar arasındaki diğer ecrimisil istekli dosyalar getirtilerek çakışan dönemler olup olmadığının araştırılması, taşınmazların ne şekilde oluştuğu ifraz sonucu oluşan taşınmazlarda davalının kullanım miktarının saptanması ve yukarıda ilkeler de gözününde bulundurularak sonuca göre hüküm kurulması gerekirken eksik soruşturma ile yetinilerek yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.
2- Bilindiği üzere, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun (HMK) 311. maddesinde, feragatin kesin hüküm gibi hukuki sonuç doğuracağı; 310. maddesinde ise, hüküm kesinleşinceye kadar her zaman davadan feragat edilebileceği hükümleri düzenlenmiştir.
Somut olaya gelince; davacılar vekili 26.04.2011 günlü oturumda davacılar Hacı ... , ... ve ... bakımından ecrimisil isteklerinden feragat etmişler, aynı oturumda 1 numaralı ara kararı ile adı geçen davacılar bakımından davanın feragat nedeniyle reddine karar verilmiş, hükümde ise adı geçen davacılar bakımından talep edilmediğinden karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Hal böyle olunca, öncelikle adı geçen davacılar yönünden feragat nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerekirken kararlar arasında çelişki yaratacak şekilde talep olmadığı gerekçesiyle karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi isabetsizdir.
SONUÇ: Yukarıda (1) ve (2) numaralı bentlerde yazılı nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün 6100 sayılı HMK'nın Geçici 3. maddesi yollaması ile HUMKnın 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK'nun 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 12.06.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.