MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Elatmanın Önlenmesi ve Tazminat ve Ecrimisil
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
K A R A R
Davacı, 2431 ada 4 parsel sayılı taşınmazda paydaş olduğunu, davalının komşu parselde işlettiği pide salonunu taşınmazına kadar uzatmak suretiyle taşınmazı işyeri olarak kullandığını ileri sürerek elatmasının önlenmesine ve ecrimisile karar verilmesini istemiştir.
Davalı, kendisinin de paydaş olduğunu ve diğer paydaşların onayı ile işyerini işlettiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davacının taşınmazda kullanabileceği çekişmesiz alanlar bulunduğu gerekçesiyle davanın reddine dair verilen karar davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Dava, paydaşlar arasında elatmanın önlenmesi ve ecrimisil isteğine ilişkindir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden; çekişmeli 2431 ada 4 parsel sayılı taşınmazın bodrum zemin iki normal ve bir teras katlı kargir apartman vasfında olduğu, taşınmazda davacı ve davalı dışında başkaca paydaşların da bulunduğu, davalının 2 parsel sayılı taşınmazda bulunan pide salonunun uzatılarak çekişmeli taşınmazın bahçe olarak kullanılan kısmının krokide (E) harfi ile gösterilen 33m² lik kısmında kapalı alan olarak ve (F) olarak gösterilen 62m²'lik kısmın da masa sandalye atmak suretiyle kullanıldığı, binanın kimse tarafından kullanılmadığı anlaşılmaktadır.
Bilindiği üzere; paylı mülkiyette taşınmazdan yararlanamayan paydaş, engel olan öteki paydaş veya paydaşlardan payına vaki elatmanın önlenilmesini her zaman isteyebilir. Hatta elbirliği mülkiyetinde dahi paydaşlardan biri öteki paydaşların olurlarını almadan veya miras şirketine temsilci atanmadan tek başına ortak taşınmazdan yararlanmasına engel olan ortaklar aleyhine elatmanın önlenilmesi davası açabilir. Ancak, o paydaşın, payına karşılık çekişmesiz olarak kullandığı bir kısım yer varsa açacağı elatmanın önlenilmesi davasının dinlenme olanağı yoktur. Yerleşmiş Yargıtay içtihatlarına ve aynı doğrultudaki bilimsel görüşlere göre, payından az yer kullandığını ileri süren paydaşın sorununu elatmanın önlenilmesi davası ile değil, kesin sonuç getiren taksim veya ortaklığın satış yoluyla giderilmesi davası açmak suretiyle çözümlemesi gerekmektedir.
Öte yandan, yurdumuzda sosyal ekonomik nedenlerle kırsal kesimlerden kentlere aşırı akım, nüfus çoğalması, büyük mesken ve işyeri ihtiyacı nedeniyle hızlı yapılaşma karşısında görevli mercilerin aciz kalmaları veya çeşitli nedenlerle göz yummaları sonucu, izinsiz, ruhsatsız, resmi kayıtlara bağlanmayan büyük yerleşim alanları oluştuğu, bu arada paylı taşınmazların tapuda resmi ifrazları yapılmadan paydaşlar arasında haricen veya fiilen taksim edilip üzerlerine büyük mahalleler hatta beldeler yapıldığı bir gerçektir.
4721 s. Türk Medeni Kanunun (TMK) 706, 6098 s. Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 237, Tapu Kanunu'nun 26. maddeleri hilafına tapulu taşınmazlarda harici veya fiili taksim ile payların mülkiyeti ana taşınmazdan ayrılamaz. Ne var ki, taşınmazın kullanma biçimi tüm paydaşlar arasında varılan bir anlaşma ile belirlenmiş yada fiili bir kullanma biçimi oluşmuş, uzun süre paydaşlar bu durumu benimsemişlerse kayıtta paylı, eylemsel olarak (fiilen) bağımsız bu oluşumun tapuda yapılacak resmi taksime veya ortaklığın satış suretiyle giderilmesine yahut o yerde bir imar uygulaması yapılmasına kadar korunması, "ahde vefa" kuralının yanında TMK'nin 2. maddesinde düzenlenen iyi niyet kuralının da bir gereğidir. Aksi halde, pek çok kimse zarar görecek toplum düzeni ve barışı bozulacaktır.
O halde, paydaşlar arasındaki elatmanın önlenilmesi davalarında öncelikle tüm paydaşları bağlayan harici bir taksim sözleşmesi ve özel bir parselasyon planın olup olmadığı veya fiili kullanma biçiminin oluşup oluşmadığı üzerinde özenle durulmalı, varsa çekişmeli yerin kimin kullanımına terk edildiği saptanılmalı, harici veya fiili taksim yoksa uyuşmazlık yukarıda değinildiği gibi, TMK'nin müşterek mülkiyet hükümlerine göre çözümlenmelidir.
Diğer taraftan; Türk Medeni Kanunu'nun 692/1. maddesinde de; "Paylı malın özgülendiği amacın değiştirilmesi, korumanın veya olağan şekilde kullanmanın gerekli kıldığı ölçüyü aşan yapı işlerine girişilmesi veya paylı malın tamamı üzerinde tasarruf işlemlerinin yapılması, oybirliği ile aksi kararlaştırılmış olmadıkça bütün paydaşların kabulüne bağlıdır." hükmünü içermektedir.
Somut olaya gelince; davalının, taşınmazın bahçe olarak kullanılması gereken bölümüne kapalı pide salonu yaparak ve açık alanı da masa sandalye koymak suretiyle taşınmazın kullanma amacını, yani özgülendiği amacı Türk Medeni Kanunu'nun 692/1 maddesi hükmüne aykırı olacak şekilde değiştirdiği açıktır. Böyle bir davranışın yasal korunmaya mazhar olduğu söylenemez.
Ne var ki, yukarıda izah edilen ilkeler değerlendirildiğinde Mahkemece çekişme konusu taşınmazda taraflar arasında fiili bir kullanma biçiminin oluşup oluşmadığı araştırılmış değildir.
Hal böyle olunca; davalının diğer paydaşlarının onayının bulunduğu yönündeki savunması da değerlendirilerek taşınmazda fiili bir kullanma biçiminin oluşup oluşmadığının araştırılması, oluşmamış ise taşınmazın özgülendiği amacın değiştirildiği de gözönüne alınarak davanın kabulüne karar verilmesi, oluşmuş ise sonucuna göre değerlendirilerek hüküm kurulması gerekirken hatalı değerlendirme sonucu yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.
SONUÇ: Davacı vekilinin temyiz itirazı yukarıda açıklanan nedenle yerinde olduğundan kabulüyle, hükmün 6100 sayılı HMK'nın Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nın 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK'nun 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 05/06/2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildiBaşkan
Full & Egal Universal Law Academy