MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Elatmanın Önlenmesi, Eski Hale Getirme
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, elatmanın önlenmesi isteminin kabulüne ve eski hale getirme isteminin reddine karar verilmiş olup hükmün davalı vekili ile davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı vekili, 145 ada 2 parsel sayılı taşınmazın müvekkilinin murisi ... adına kayıtlı olduğunu, müvekkilinin diğer mirasçılar ile taşınmaza malik olduğunu, davalının hukuka aykırı olarak dava konusu taşınmaza müdahale edip müvekkilinin ve diğer mirasçıların rızası olmadan ekip biçtiğini, müvekkilinin davacıyı defalarca kere uyardığını ancak davalının taşınmaza müdahalesine devam ettiğini belirterek ecrimisil hakkı saklı kalmak kaydıyla müvekkiline ait taşınmaza yapılan müdahalenin men'ini ve taşınmazın eski hale getirilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili; müvekkilinin babasına ait 136 ada 5 parsel sayılı taşınmazın davacının babası ve murisi ...’e istifade etmesi için bedelsiz verildiğini, bu sırada davacının murisi ile müvekkilinin murisinin vefat ettiğini, müvekkilinin emekli olup köye dönünce ... oğlu ... ve ... eşi ...’den taşınmazını istediğini, bunun üzerine davacının kardeşi ve annesi olan bu kişilerin müvekkiline 136 ada 5 parsel yerine 145 ada 2 parsel sayılı taşınmazı vermeyi teklif edince müvekkilinin kabul ettiğini, aralarında yapılan 21.08.1997 tarihli hibe senedi ile davacının annesi ...’nün dava konusu yeri müvekkiline hibe ettiğini, senedi birlikte imzaladıklarını, dava konusu yerin kendisine verildiğinde boş ekilip biçilmeyen arazi olduğunu, araziyi kepçe ile tevsiye ettirip su kanalı da yaptırdığını, ağaç dikmek için kuyu yaptığını, taşınmaza muhtelif cins ve yaşlarda 450 civarında ağaç ile 150 adet üzüm asması diktiğini, 15 yıldır taşınmaz imar ve ihya ettiğini, taşınmaza 2 oda, mutfak tuvalet ve balkondan oluşan ev yaptığını, tel örgü çektirdiğini, bunları iyiniyetle yapıp taşınmaza değerinin 3 katı kadar masraf yaptığını, bunlardan davacı ve diğer hissedarların haberdar olup itirazlarının olmadığını belirterek davanın reddine ve taşınmazın adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece davalının dayandığı senette dava konusu yerin ... ... ve çocuklarına intikal eden yer olduğu ve ... tarafından davalıya hibe edildiğinin belirtildiği ancak senette tüm mirasçıların imzasının bulunmadığı bu hali ile bütün ortakları bağlayan bir senet olmadığından davacının mülkiyet hakkına dayanarak taşınmaz mala davalı tarafça yapılan müdahalenin men'ini istemesine engel olmadığı, dava konusu yerin, ortaklardan biri olan ... tarafından davalıya hibe edilmiş olmasının diğer ortaklara etkisi olmadığı belirtilerek davacının elatmanın önlenmesi davasının kabulüne; eski hale getirme istemi yönünden ise dava konusu taşınmazın bahçe olması ve taşınmazın üzerinde yapı olması nedeniyle eski hale getirme durumunda oluşabilecek zararın telafisi imkansız sonuçlar doğuracağı belirtilerek bu istemin reddine karar verilmiş; karar davacı vekili ve davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava tapulu taşınmazda elatmanın önlenmesi ve eski hale getirme istemine ilişkindir.
Dava konusu 145 ada 2 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydının incelenmesinde; 1616.58 m2 tarla vasıflı taşınmazın elbirliği ile davacının da aralarında olduğu muris Hüseyin Ünal mirasçıları adına kayıtlı olduğu anlaşılmaktadır.
Hemen belirtilmelidir ki; iddianın içeriği ve ileri sürülüş biçiminden, davanın taşınmaz malın aynına yönelik olduğu ve konusunu oluşturan hakkın para ile değerlendirilmesinin mümkün bulunduğu; böyle bir davada, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 120/1. (1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 413.) ve 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 16. maddeleri uyarınca dava değerinin ve buna göre alınacak harcın, el atılan yerin değeri ile eski hale getirme bedelleri toplamından ibaret olacağı kuşkusuzdur (4.3.1953 tarihli ve 10/2 sayılı İBK).
Dosya içeriği ve toplanan delillerden, davanın, el atılan yerin değeri üzerinden harcın tamamlatılmadığı ve bilirkişilerce eski hale getirme değerinin tespit edilmediği, yargılama sırasında da bu yönden harç ikmali yapılmadığı anlaşılmaktadır.
Bilindiği üzere, 492 sayılı Harçlar Kanunu, harcın alınmasını veya tamamlanmasını tarafların isteklerine bırakmayıp, anılan hususun (temyiz edenin sıfatına bakılmaksızın) mahkemece kendiliğinden gözetileceğini düzenlemiş ve buyurucu nitelikteki 32. maddesinde, yargı işlemlerinden alınacak harçlar ödenmedikçe müteakip işlemlerin yapılamayacağını öngörmüştür.
Hal böyle olunca, öncelikle davada ileri sürülen isteklerden el atmanın önlenmesi ve eski hale getirme istekleri ile ilgili olarak keşfen saptanan ya da saptanacak dava değeri üzerinden peşin harcın alınması, bu zorunluluk yerine getirildiği takdirde davaya devam edilmesi gerekirken, anılan husus gözardı edilerek işin esası bakımından hüküm kurulması doğru değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle taraf vekillerinin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile usul ve kanuna aykırı bulunan hükmün 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, taraflarca HUMK'nun 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edenlere ayrı ayrı iadesine, 11.06.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy