MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Elatmanın Önlenmesi, Tahliye
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı vekili, dava konusu 64 Ada 10 Parsel sayılı taşınmazın davacıya ait olduğunu, bu taşınmaz üzerinde bulunan evi davalının haksız olarak işgal ettiğini belirterek davalının taşınmazdan tahliyesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, davacının davalının kayınpederi olduğunu, evi yapmaları hususunda rıza gösterdiğini, taşınmazda elbirliği maliklerden biri olduğu için davayı tek başına açamayacağını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili, yargılama devam ederken 12.01.2015 tarihli dilekçesi ile hapis hakkı talebinde bulunmuştur.
Mahkemece, davacının mülkiyeti tek başına korumaya yönelik iş bu davayı açmakta hukuki yararının bulunduğu, davalının dava konusu taşınmaz üzerindeki yapıları mesken, depo, samanlık olarak kullandığı; fakat mevcut kullanımın geçerli bir sebebe dayandığını ve hapis hakkına dayanak olarak gösterdiği yapıların tamamen kendi imkanları ile yaptırdıkları savunmasını ispatlayamadığı gerekçesiyle ‘‘1- Davacının davasının kabulü ile; davalı tarafından, 64 ada 10 parsel sayılı taşınmaz üzerinde bulunan fen bilirkişisi ... 17/12/2014 havale tarihli raporunda A, B, C , D ve E harfi ile göstermiş olduğu alanları kullanmak suretiyle yapmış olduğu el atmanın önlenmesine, el atılan kısımların davacıya teslimine, 2-Davalının hapis hakkı talebinin reddine’’ şeklinde karar verilmiş olup, hüküm davalı vekilince temyiz edilmiştir.
1-Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına, mevcut deliller Mahkemece takdir edilerek karar verildiğine ve takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına göre, hükmün (1) nolu bendine ilişkin davalı vekilinin temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2- Davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarına gelince;
Dava, çaplı taşınmaza el atmanın önlenmesi istemine ilişkindir.
Bilindiği üzere; TMK 993. ve 994. madde hükümleri geri vermekle yükümlü iyiniyetli zilyedin hak ve borçlarını düzenlemiştir. Taşınmazı geri vermekle yükümlü olan iyiniyetli zilyedin, taşınmazı geri vermekten kaçınma ya da alıkoyma hakkı TMK 994/1 maddesi ile tanınmış bir haktır. İyiniyetli zilyet, elatmanın önlenmesi (geri verme) davası sırasında def’i (savunma) yoluyla zorunlu ve yararlı giderleri isteyebileceği gibi, taşınmazın geri verilmesinden sonra; taşınmazı geri verirken açıkça veya örtülü olarak vazgeçmemiş (feragat etmemiş) olduğu hallerde, faydalı ve zorunlu giderleri ayrı bir dava ile istemesine engel yoktur. (Y.4.H.D 03.06.1958 tarih, 3265/3847 sayılı kararı, Prof. Dr.Jale G. Akipek, Prof. Dr. Turgut Akıntürk, Eşya Hukuku 214,215 sayfa, Prof. Dr. Turhan Esener, Prof. Dr. Kudret Güven, Eşya Hukuku sayfa 100 )
Türk Medeni Kanununun 994/1 maddesi uyarınca iyiniyetli zilyet, faydalı ve zorunlu giderleri isteyebileceği gibi anılan bu giderler miktarı üzerinden alıkoyma hakkı tanınmasını da defi ( savunma ) yoluyla isteyebilir.
HMK’nın 141. maddesinin 1. fıkrasında ‘‘Taraflar, cevaba cevap ve ikinci cevap dilekçeleri ile serbestçe; ön inceleme aşamasında ise ancak karşı tarafın açık muvafakati ile iddia veya savunmalarını genişletebilir yahut değiştirebilirler. Ön inceleme duruşmasına taraflardan biri mazeretsiz olarak gelmezse, gelen taraf onun muvafakati aranmaksızın iddia veya savunmasını genişletebilir yahut değiştirebilir. Ön inceleme aşamasının tamamlanmasından sonra iddia veya savunma genişletilemez yahut değiştirilemez.’’ hükmü düzenlenmiştir.
Eldeki davada; davalı vekilinin, dilekçelerin teatisi aşaması tamamlanıp 21.10.2014 tarihinde de ön inceleme duruşması yapıldıktan sonra, 12.01.2015 tarihinde hapis hakkı talebinde bulunduğu anlaşılmıştır. Bu durumda usulüne uygun hapis hakkı def’inden söz edilemez.
HMK 26. maddesi uyarınca hakim tarafların talepleri ile bağlıdır, mahkemenin tarafların talep etmediği, nitelendirip açıkça belirlemediği isteklerinin, yasanın düzenlediği ayrık haller dışında kendiliğinden tespit edip hüküm altına almasına yasal olanak yoktur, istekten fazlaya karar verilemez.
Belirtilen ilkeler ve esaslar uyarınca; Türk Medeni Kanununun 994 /1 maddesindeki “isteyebilir “ ve “ geri vermekten kaçınabilir “ şeklindeki açık düzenleme karşısında, davalının usulüne uygun ve süresinde def’i olarak getirilmeyen alıkoyma (hapis) hakkı talebi yönünden karar verilmesine yer olmadığına kararı verilmesi gerekirken kesin hüküm oluşturacak şekilde ispatlanamadığından bahisle ret kararı verilmesi doğru değildir.
SONUÇ: Davalı vekilinin temyiz itirazlarının yukarıda (2) nolu bentte yazılı nedenlerle kabulüyle hükmün 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının yukarıda (1) nolu bentte yazılı nedenlerle reddine, taraflarca HUMK'nun 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine 11.06.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy