MAHKEMESİ:Aile Mahkemesi
DAVA TÜRÜ: Değer Artış Payı ve Katılma Alacağı
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmet kabul, kısmen reddine karar verilmiş olup hükmün davacı vekili ve davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı ... ... vekili, evlilik birliği içinde edinilen taşınmaz nedeniyle 10.000,00 TL alacağı davalıdan alınarak davacıya verilmesini talep ve dava etmiştir. Davacı vekili 22.12.2015 tarihli dilekçesi ile talep miktarını artırarak toplam 96.130,00 TL alacağın davalıdan alınarak davacıya verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile, 21.280,00 TL alacağın davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. Hüküm, davacı vekili ve davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Maddi olayları ileri sürmek taraflara, hukuki nitelendirme yapmak ve uygulanacak kanun maddelerini belirlemek hakime aittir (6100 sayılı HMK m. 33). İddianın ileri sürülüş şekline göre dava, artık değere katılma alacağı ve değer artış payı alacağı isteğine ilişkindir.
Değer artış payı alacağı; eşlerden birinin diğerine ait malın edinilmesine, iyileştirilmesine veya korunmasına hiç ya da uygun karşılık almaksızın esaslı katkıda bulunması durumunda, tasfiye sırasında bu malda meydana gelebilecek değer artışı için katkısı oranında sahip olduğu alacak hakkıdır (4721 sayılı TMK m. 227). Denkleştirme (TMK m. 230) hariç, tasfiyeye konu malvarlığında katkı tarihine göre değer kaybı söz konusu ise, katkının başlangıçtaki değeri esas alınır (TMK m. 227/1). Böyle bir malın daha önceden elden çıkarılmış olması halinde hakim, diğer eşe ödenecek alacağı hakkaniyete uygun olarak belirler (TMK m. 227/2). Değer artış payı alacağı talep edebilmek için, parasal ya da para ile ölçülebilen maddi veya hizmet değeriyle katkıda bulunulmalıdır.
Artık değere katılma alacağı ise; eklenecek değerlerden (TMK m. 229) ve denkleştirmeden (TMK m. 230) elde edilen miktarlar da dahil olmak üzere, eşin edinilmiş mallarının (TMK m. 219) toplam değerinden, bu mallara ilişkin borçlar çıktıktan sonra kalan artık değerin (TMK m. 231) yarısı üzerindeki diğer eşin alacak hakkıdır (TMK m. 236/1). Katılma alacağı Yasa'dan kaynaklanan bir hak olup, bu hakkı talep eden eşin gelirinin olmasına veya söz konusu mal varlığının edinilmesine, iyileştirilmesine ya da korunmasına katkıda bulunulmasına gerek yoktur.
Tasfiyeye konu taşınmazın, bedelinin tamamının ya da bir kısmının kredi ile karşılanması durumunda, kredi veren kuruluşa yapılan geri ödemelerin isabet ettiği dönemden, miktarından ve taksit sayısından hareketle mal rejiminin tasfiyesi sonucunda eşlerin alacak miktarları belirlenir. 4721 sayılı TMK'nun 202/1.maddesi gereğince edinilmiş mallara katılma rejiminin geçerli olduğu dönemde yapılan ödemelerde, eşler lehine değer artış payı ve/veya artık değere katılma alacak hakları doğabilecektir. Kredi borcu ödemelerinin bir kısmının mal rejiminin devamı süresince, bir kısmının da daha sonraki tarihlerde yapılmasında, mal rejiminin geçerli olduğu dönemin sonrasına sarkan ödemeler, dava konusu taşınmazın borcu kabul edilerek tasfiye gerçekleştirilir.
Yukarıda açıklandığı gibi iki döneme yayılan kredi borcu ödeme tablosu mevcut olduğunda; öncelikle, mal rejiminin sona erdiği tarihte henüz vadesi gelmediği için ödenmemiş kredi borç miktarının, toplam kredi borcuna oranı bulunur. Sonra bulunan bu kredi borç oranının, taşınmazın toplam satın alım bedeli karşısındaki oranına dönüşümü gerçekleştirilir. Tespit edilen bu oranın, taşınmazın tasfiye tarihindeki (karara en yakın) sürüm (rayiç) değeri ile çarpılmasıyla borç miktarı belirlenir. Bu ilke ve esaslara göre saptanan taşınmazın borç miktarı, tasfiye tarihindeki sürüm değerinden düşüldükten sonra kalan miktar, değer artış payı ve/veya artık değere katılma alacağı hesaplamasında göz önünde bulundurulur.
Buna göre; öncelikle, tasfiyeye konu taşınmazın satın alma bedeli, bunun kredi ile ve varsa kredi dışında eşlerin kendi imkanları ile karşıladıkları miktarlar ve oranları ile tasfiye (karara en yakın) tarihindeki sürüm(rayiç) değeri ayrı ayrı belirlenmelidir.
Açıklamalar doğrultusunda hesaplama yapılabilmesi için, iddia ve savunma çerçevesinde, taşınmazın satın alınmasına ilişkin akit tablosuyla birlikte tapu kaydı, kredi sözleşmesi ve kredi borcu ödeme tablosu dahil finans kuruluşu kayıtları, ihtiyaç duyulması halinde eşlerin malın alınmasında katkı olarak kullandıklarını ileri sürdükleri malvarlıklarına ilişkin sair belgeler bulundukları yerlerden getirtilerek uyuşmazlığın çözümünde göz önünde bulundurulmalıdır. Uyuşmazlığın çözümünde kullanılabilecek belirleme ve hesaplamaların yapılabilmesi için gerek görülürse konusunun uzmanı bilirkişi veya bilirkişilerden oluşan kurulundan da yardım alınmalıdır.
Somut olaya gelince; eşler, 12.11.2004 tarihinde evlenmiş, 05112009 tarihinde açılan boşanma davasının kabulüne ilişkin hükmün,11.09.2012 tarihinde kesinleşmesiyle boşanmışlardır. Mal rejimi boşanma davasının açıldığı tarih itibarıyla sona ermiştir (TMK m. 225/son). Sözleşmeyle başka mal rejiminin seçildiği ileri sürülmediğinden evlilik tarihinden mal rejiminin sona erdiği tarihe kadar ise, edinilmiş mallara katılma rejimi geçerlidir (4722 sayılı yasanın m. 10, TMK m. 202). Tasfiyeye konu 1051 ada 10 parsel 22 nolu bağımsız bölüm eşler arasında edinilmiş mallara katılma rejiminin geçerli olduğu 10.02.2005 tarihinde satın alınarak, davalı eş adına tescil edildiği anlaşılmıştır. Mal rejiminin tasfiyesinde eşlerin bağlı bulunduğu rejime ilişkin hükümler uygulanır.
Yukarda açıklanan yasal düzenleme ve ilkeler uyarınca yapılan incelemede;
Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, davacının tasfiye konusu 1051 ada 10 parsel 22 nolu bağımsız bölümün şahsi birikimlerinden oluşan 60.000,00 TL peşinat ve 72.000,00 TL kredi ile alındığını iddia ettiği, davalının da babasından aldığı 10.000,00 TL para ve 70.000,00 TL kredi ile alındığını savunduğu, mahkemece taşınmazın kredi ve davacının gönderdiği 10.000,00 TL ile karşılandığı kabul edilerek alacağa hükmedildiği, taşınmazın edinilmesi için Koçbankası'ndan 120 ay vadeli 70.000,00 TL konut kredisi kullanıldığı, Koçbankası'ndan kullanılan kredinin 31.05.2006 tarihinde Ziraat Bankası'ndan çekilen 144 ay vadeli 67.317,00 TL konut kredisi ile kapatıldığı, Ziraat Bankası'ndan çekilen kredinin 41 aylık taksinin boşanma dava tarihine kadar ödendiği, 103 aylık taksidinin borç olarak kaldığı, taşınmazın değerinin tespiti için alınan bilirkişi raporunda taşınmazın edinme ve keşif tarihlerindeki farklı belirlendiği, tarafların taşınmazın değeri itirazları olduğu, ayrıca iki kez noksan ikmali ile talep edilmesine rağmen davacının davalıya gönderdiğini iddia ettiği 50.000,00 TL'ye ilişkin banka kayıtlarının dosya kapsamına alınamadığı anlaşılmaktadır. Mahkemece yapılacak iş, öncelikle davacının davalıya gönderdiğini iddia ettiği ve davalı tarafından da kabul edilen 50.000,00 TL'ye ilişkin banka kayıtların dosya kapsamına alınarak, paranın kişisel mal olup olmadığı ile taşınmazın alınmasında kullanılıp kullanılmadığının paranın banka hesabından çekildiği tarih, taşınmazın edinme tarihindeki değerinin kredi dışında kalan kısmının nasıl ve ne şekilde karşılandığının araştırılması gerekir. Diğer yandan, taraflar arasında taşınmazın edinme tarihindeki değeri arasında uyuşmazlık olduğundan taşınmazın edinme tarihindeki değeri için de uzlaştırıcı değer tespiti raporu alınması gerekir. Son olarak, taşınmazın edinilmesinde Koçbankası'ndan 120 ay vadeli 70.000,00 TL konut kredisi kullanıldığı ve kredinin yapılandırılarak, yapılandırılan Ziraat Bankası'ndan çekilen 144 ay vadeli 67.317,00 TL konut kredisinin kredi ödemelerinin boşanma dava tarihinden sonra da devam ettiği sabit olup, yukarda açıklanan Dairemiz'in ilke ve uygulamalarına göre, tasfiyeye konusu taşınmazın satın alma bedeli, bunun kredi ile ve peşin olarak karşıladıkları miktar, kredinin yapılandırılması da gözönünde bulundurularak, evlilik birliği içinde ödenen kredi borcu oranları ile tasfiye (karara en yakın) tarihindeki sürüm (rayiç) değeri ayrı ayrı belirlenerek, iddia ve savunma çerçevesinde talep hakkında karar verilmesi gerekir.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarda gösterilen sebeplerle 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3.maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bozma sebebine göre diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, ve HUMK'nun 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz eden davalıya iadesine, 27.03.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.