MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ: Elatmanın Önlenmesi Ve Ecrimisil
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacı vekili tarafından duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine duruşma istemi gider olmadığından reddedilmiş olmakla, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı dava dilekçesinde, 18/11/2008 tarihinde satın aldığı dava konusu taşınmazı davalıların 1996 yılından beri haksız yere işgal ettiklerini ileri sürerek elatmanın önlenmesi ve ecrimisil talebinde bulunmuştur.
Davalılardan ... cevabında, dava konusu taşınmazın son katını, paydaşlardan ... ......’e ait olması nedeniyle kullandığını, ...’un kullanmadığını belirterek, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece yapılan yargılama sonunda, davalı ... yönünden husumet yokluğu nedeniyle davanın reddine, davalı ...’ye yönelik davanın ise davacının tek başına dava açma hakkının bulunmaması nedeniyle reddine karar verilmiş; hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, elatmanın önlenmesi ve ecrimisile ilişkindir.
Bilindiği üzere ecrimisil, bir para alacağı olup bölünebilir nitelikte olduğundan paylı mülkiyette paydaşlardan her birinin payı oranında isteyebileceği kuşkusuzdur. 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 688. maddesinde; “Paylı mülkiyette birden çok kimse, maddî olarak bölünmüş olmayan bir şeyin tamamına belli paylarla maliktir. Başka türlü belirlenmedikçe, paylar eşit sayılır. Paydaşlardan her biri kendi payı bakımından malik hak ve yükümlülüklerine sahip olur. Pay devredilebilir, rehnedilebilir ve alacaklılar tarafından haczettirilebilir.” 693/1. maddesinde ise “Paydaşlardan her biri, diğerlerinin hakları ile bağdaştığı ölçüde paylı maldan yararlanabilir ve onu kullanabilir.” düzenlemesi yer almıştır. Her paydaş, bölünebilir olması nedeniyle kendi payı oranında ecrimisil isteğinde bulunabilir.
21.06.1944 tarih ve 13/24 sayılı İnançları Birleştirme Kararında ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (TMK) 689. maddesinde düzenlendiği üzere paydaşların anlaşma ile dahi sınırlandırılamayacak hak ve yetkileri, 1. fıkrada “Paylı mülkiyet konusu eşyanın kullanılabilirliğinin ve değerinin korunması için zorunlu olan yönetim işlerini yapmak ve gerektiğinde mahkemeden buna ilişkin önlemlerin alınmasını istemek”, 2. fıkrada “Eşyayı bir zarar tehlikesinden veya zararın artmasından korumak için derhâl alınması gereken önlemleri bütün paydaşlar hesabına almak” şeklinde düzenlenmiş olup, paylı mülkiyette paydaşlardan birisi taşınmazın korunması amacıyla elatmanın önlenmesi davası açabilir. Bunun için tüm paydaşların birlikte hareket etmesi zorunlu değildir.
Hal böyle olunca, 3. kişiye karşı mutlak elatmanın önlenmesine ve davacının payı oranında ecrimisile karar verilebileceği mahkemece gözetilmeden, davacının tek başına dava açma ehliyetinin bulunmaması nedeniyle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazları yerinde olduğundan kabulü ile Yerel Mahkeme hükmünün 6100 sayılı HMK'nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nin 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, HUMK'nin 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 16.10.2018 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy