MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ: Ecrimisil
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup hükmün taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
K A R A R
Davacı vekili, vekil edeninin murisi olan ...’un 02.08.2008 tarihinde öldüğünü, ölümünden önce 30.05.2001 tarihli bağışlama sözleşmesi ile 3255 ada 13 parsel sayılı taşınmazda bulunan 5, 10, 16 ve 20 nolu bağımsız bölümleri davalı Vakfa bağışladığını, bahsi geçen taşınmazlara ilişkin müvekkili tarafından muvazaa nedenine dayalı tapu iptali ve tescil davası açıldığını ve davanın kabul edilerek tapu kayıtlarının davacıya döndürüldüğünü belirterek, murisin ölüm tarihinden 15.03.2013 tarihine kadar toplam 123.740,00 TL ecrimisilin tahsilini talep etmiştir.
Davalı vekili, dava konusu taşınmazları vakfın amacına uygun hayır işlerinde kullandıklarını, kiraya vermediklerini belirterek, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, dava konusu taşınmazların davacıya 01.11.2012 tarihinde geri döndüğü kabul edilerek, 01.11.2012-15.03.2013 arası için 2.552,93 TL ecrimisil bedelinin tahsiline karar verilmiş olup; hüküm, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
Dava, ecrimisil istemine ilişkindir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden; dava konusu taşınmazların davacının murisi ...’ye ait iken, ... tarafından 03.05.2001 tarihinde intifa hakkı üzerinde tutularak, davalı Vakfa bağışlandığı, Bakırköy 2. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2006/406 Esas 2006/849 Karar sayılı ilamı ile muris ...’nin demans sebebiyle TMK'nin 405 uyarınca kısıtlandığı ve davacının vasi olarak atandığı, davacı tarafından bağışlamanın iptali istemiyle açılan Bakırköy 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2009/715 Esas sayılı dosyasında, bağışlama işleminin yapıldığı tarihte murisin fiil ehliyetini haiz olmadığı Adli Tıp Kurumu 4. İhtisas Dairesinin raporu ile saptandığından yapılan bağışlama işleminin geçerliliğinden bahsedilemeyeceği gerekçesiyle davanın kabulüne, davalı adına olan tapu kayıtlarının iptaline ve davacı adına tesciline karar verildiği, kararın 01.11.2012 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır.
Davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Gerek öğretide ve gerekse yargısal uygulamalarda ifade edildiği üzere ecrimisil, diğer bir deyişle haksız işgal tazminatı, hak sahibinin, hak sahibi olmayan kötüniyetli zilyetten isteyebileceği bir tazminat olup, 08.03.1950 tarihli ve 22/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında; fuzuli işgalin tarafların karşılıklı birbirine uygun iradeleri ile kurduğu kira sözleşmesine benzetilemeyeceği, niteliği itibarı ile haksız bir eylem sayılması gerektiği, haksız işgal nedeniyle oluşan zararın tazmin edilmesi gerekeceği vurgulanmıştır.
Ecrimisil, haksız işgal nedeniyle tazminat olarak nitelendirilen özel bir zarar giderim biçimi olması nedeniyle, en azı kira geliri karşılığı zarardır. Bu nedenle, haksız işgalden doğan normal kullanma sonucu eskime şeklinde oluşan ve kullanmadan kaynaklanan olumlu zarar ile malik ya da zilyedin yoksun kaldığı fayda (olumsuz zarar) ecrimisilin kapsamını belirler. Haksız işgal, haksız eylem niteliğindedir. (YHGK'nin 25.02.2004 tarihli ve 2004/1-120-96 sayılı kararı)
İlke olarak, kira geliri üzerinden ecrimisil belirlenmesinde, taşınmazın dava konusu ilk dönemde mevcut haliyle serbest şartlarda getirebileceği kira parası, emsal kira sözleşmeleri ile karşılaştırılarak, taşınmazın büyüklüğü, niteliği ve çevre özellikleri de nazara alınarak yöredeki rayice göre belirlenir. Sonraki dönemler için ecrimisil değeri ise ilk dönem için belirlenen miktara ÜFE artış oranının tamamının yansıtılması suretiyle bulunacak miktardan az olmamak üzere takdir edilir.
Öte yandan; Bakırköy 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2009/715 Esas, 2011/400 Karar sayılı dosyasında davacının murisin ehliyetsizliği sebebiyle yapılan bağışlama işleminin geçersizliği ve neticeten eldeki dava konusu taşınmazların davalı adına olan tapu kayıtlarının iptali ile davacı adına tesciline karar verildiğine göre, davacının murisinin ölüm tarihinden itibaren ecrimisile hükmedilmesi gerekirken, bahsi geçen tapu iptali ve tescil davasının kesinleşme tarihinden itibaren ecrimisil hesaplanması doğru değildir.
Kabule göre de; hükme esas alınan rapor hüküm kurmaya elverişli değildir. Şöyle ki; Mahkemece, az yukarıda belirtilen ilke ve usuller çerçevesinde, davacının murisinin ölüm tarihi ve ecrimisilin ilk dönemi olan 2008 döneminde dava konusu taşınmazların rayice göre getirebileceği kira bedeli ayrı ayrı belirlenip, bu bedele ÜFE oranında artış yapılarak takip eden dönemler için ecrimisil bedeli belirlenmesi gerekirken, eksik ve hatalı bilirkişi raporu esas alınarak hüküm kurulmuş olması doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Davacı vekilinin temyiz itirazlarının yukarıda yazılı nedenle kabulüyle hükmün 6100 sayılı HMK'nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bozma nedenine göre davalı vekilinin temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, taraflarca HUMK'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edenlere ayrı ayrı iadesine, 04.10.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.