MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ: Tapu İptal Ve Tescil
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada bozma sonrası yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmen kabul, kısmen reddine karar verilmiş olup, hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı vekili, kadastro sırasında Hazine adına tespit ve tescil edilen 119 ada 1 parsel sayılı taşınmazın ekli krokide gösterilen kısmının vekil edenine babasından, babasına da dedesinden kaldığını, yüz yılı aşkın süredir zilyetlikleri olduğunu belirterek, taşınmazın ekli krokide gösterilen kısmının iptali ile vekil edeni adına tescilini talep ve dava etmiştir.
Davalı Hazine vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, 16.10.2012 tarihli kararla, davanın kısmen kabulüyle 119 ada 1 parsel sayılı taşınmazın 06.04.2012 tarihli fen bilirkişisi ek raporunda (A), (A1), (A2) harfi ile gösterilen kısımlarının iptali ile davacı adına tesciline karar verilmiş, davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 21.11.2013 tarihli kararıyla hüküm bozulmuş, bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda Mahkemenin, 18.04.2017 tarihli kararıyla davanın kabulüyle 119 ada 1 parsel sayılı taşınmazın 28.01.2015 havale tarihli fen bilirkişisi ek raporunda (A, A1, A2) harfi ile gösterilen kısımlarının iptali ile davacı adına tesciline karar verilmiştir. Hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kadastrodan önceki kazanmayı sağlayan zilyetlik ve muristen intikal hukuksal sebeplerine dayalı olarak TMK'nin 713/1 ve 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14. maddesi gereğince açılan mülkiyetin aktarılmasına ilişkin tapu iptali ve tescili isteğine ilişkindir.
Toplanan deliller ve tüm dosya kapsamından; dava konusu 119 ada 1 sayılı parsele ait kadastro tutanağının ve tapu kaydının incelenmesinde; devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olduğu, kimsenin mülkiyet iddiasında bulunmadığının muhtar ve bilirkişilerin müşterek beyan ve ifadelerinden anlaşıldığı belirtilmek suretiyle 02.04.2008 tarihinde yapılan kadastro çalışmaları sırasında 116.737,88 m2 yüzölçümü ile belgesizden, ham toprak niteliğiyle Hazine adına tespitinin yapıldığı ve tutanağının itirazsız olarak kesinleşmesi ile 19.07.2008 tarihinde tapuya tescil edildiği görülmüştür. Mahkemece bozma gereği 11.12.2014 tarihinde yapılan keşfe katılan uzman jeodezi ve fotogrametri bilirkişi raporunda, 1961 yılı hava fotoğrafında 9-10 adet seyrek ağaç olup, arazinin eğimli, taşlık olduğu, öncesinde imar- ihya görmediği; 1973 yılı hava fotoğrafında 9-10 adet seyrek ağaç olup, arazinin eğimli, taşlık olduğu, öncesinde imar- ihya görmediği; 1984 yılı hava fotoğrafında taşınmazın evveliyatında kullanılmamış arazi görünümünde olduğu, ağaçlık ve bina bulunmadığı, sonradan kullanıma başlandığı, öncesinde imar-ihya görmediği, uzman ziraatçi bilirkişi raporunda da (A1) ve (A2) harfi ile gösterilen yerin 20 yılı aşkın süredir tarımsal amaçlı kullanıldığı, (A1) harfi ile gösterilen yerde 25-30 yaşlarında 14 adet asma, 5-7 yaşlarında 9 adet elma ve 4 adet armut ağacı bulunduğu belirtilmiştir. O halde, Mahkemece, yapılan araştırma ve incelemeye, birbirini doğrulayan hava fotoğrafları ve alınan bilirkişi raporları ile tanık beyanlarına göre, davacının tespit tarihinden geriye doğru en az 20 yıl öncesinde itibaren zilyetliğinin olduğunu tereddüte yer vermeyecek şekilde ispatlayamadığından davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmesi hatalı olmuş, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün 6100 sayılı HMK'nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 08.10.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.