MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ: Elatmanın Önlenmesi
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup hükmün taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
K A R A R
Davacılar, mirasbırakanları adına kayıtlı bulunan 266 ada 32 parsel sayılı taşınmazın davalı ... tarafından salı günleri pazar yeri olarak kullanıldığını ileri sürerek elatmasının önlenmesine ve tahakkuk tarihlerinden itibaren kademeli yasal faizi ile birlikte ecrimisile karar verilmesini istemişlerdir.
Davalı ..., taşınmazın ihya etmek suretiyle haftanın bir günü pazar yeri olarak kullandıklarını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davacılara ait taşınmazın haksız olarak davalı tarafça pazaryeri olarak kullandığı sabit olduğundan 22.09.2010 tarihli bilirkişi raporu esas alınarak 01.10.2001 tarihinden dava tarihi olan 14.09.2006 tarihleri arasını kapsayan dönem için toplam 30.498,00 TL ecrimisilin ve bu dönem için işleyen toplam 18.412,14 TL ecrimisil faizinin davalıdan tahsiline, yargılama sırasında davalının müdahalesinin sona erdiği anlaşıldığından müdahalenin önlenmesi talebi hakkında karar verilmesine yer olmadığına dair verilen karar, Yargıtay 3. Hukuk Dairesince "... Hükme esas alınan bilirkişi raporunda, emsal değerlendirmesi yapılmadan 2006 yılı için belirlenen 600,00 TL aylık ecrimisil üzerinden geriye doğru hesaplama yapılarak endekslerin tamamının yansıtılması suretiyle ecrimisil bedeli tespit edilmiş ve endeks uygulanmak suretiyle hesaplanan miktar üzerinden hüküm kurulmuş ise de, bu haliyle bilirkişi raporu hüküm kurmaya elverişli ve yeterli değildir. O halde mahkemece; taşınmazın dava konusu ilk dönemde(2001) mevcut haliyle serbest koşullarda getirebileceği kira parası emsal kira sözleşmeleri ile karşılaştırılarak (taşınmazın büyüklüğü ve çevre özellikleri de nazara alınarak) rayice göre belirlenip, sonraki dönemler için ecrimisil miktarını da, ilk dönem için belirlenen miktara ÜFE(TEFE) artış oranının tamamı yansıtılmak suretiyle toplam ecrimisil miktarını saptamak ve hüküm altına almak gerekir. Yanılgılı değerlendirme ve eksik inceleme sonucu yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir ..." gerekçesiyle bozulmuş, Mahkemece, bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne dair verilen karar, davalı ... vekili ve davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, çaplı taşınmaza elatmanın önlenmesi ve ecrimisil isteklerine ilişkindir.
1. Dosya içeriğine, toplanan delillere, hükmün dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre; taraf vekillerinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları yerinde görülmediğinden reddine,
2. Bilindiği üzere; bozmaya uyan mahkemenin bozma kararında belirtildiği şekilde işlem yapmak ve orada gösterilen doğrultuda hareket etmek zorunluluğu bulunmaktadır. Bu durumda bozmaya uyulmakla taraflar lehine usuli kazanılmış hak doğacağından artık mahkemece bozma gereklerini yerine getirme zorunluluğu doğar.
Ne var ki; Mahkemece, bozma kararına uyulmasına rağmen bozma gereklerinin yerine getirildiği söylenemez.
Şöyle ki, bozma ilamında, dava konusu taşınmazın 2001 yılında getirebileceği ecrimisil miktarı tespit edilerek sonraki dönemlere ÜFE endeksinin uygulanması suretiyle hesaplama yapılması gerekirken 2006 yılından geriye doğru hesap yapıldığı gerekçesiyle bozulmasına karar verilmesine rağmen, Mahkemece, hükme esas alınan raporda aynı şekilde 2006 tarihinden geriye doğru gidilmek suretiyle ecrimisilin belirlendiği anlaşılmaktadır.
Hal böyle olunca; çekişmeli taşınmazda 2001 yılı için ecrimisil miktarı tespit edilerek sonraki dönemlere ÜFE endeksi uygulanmak suretiyle sonuca gidilmesi gerekirken bozma ilamına aykırı olacak şekilde 2006 yılından geriye doğru hesapla ecrimisilin belirlenmesi isabetsizdir.
3. Davacılar vekilinin faiz isteğine yönelik temyiz itirazına gelince;
Davacılar, 14.09.2006 havale tarihli dava dilekçesi ile karar verilecek ecrimisile tahakkuk tarihlerinden itibaren işleyecek yasal faizin de karar altına alınmasını istemişlerdir.
Yargıtayın yerleşmiş uygulamalarına göre, tahakkuk tarihlerinden itibaren faiz istemi bulunduğu takdirde kabul edilen her yıl sonu (31 Aralık) tarihi itibariyle o yıla ilişkin hesaplanan ecrimisile faiz uygulanması gerekir.
Somut olaya gelince; Mahkemece, bilirkişi raporuna göre 01.10.2001 – 14.09.2006 tarihleri arasındaki dönemde işlemiş olan 16.372,91 TL faizin karar altına alınmasına rağmen karar verilen (faiz hariç) ecrimisil miktarına talep olmasına rağmen faiz uygulanmadığı anlaşılmaktadır.
Hal böyle olunca; karar altına alınan (işlemiş faiz hariç) ecrimisil miktarının da dava tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte yazılı nedenlerle taraf vekillerinin diğer temyiz itirazları yerinde görülmediğinden, REDDİNE, (2) numaralı bentte yazılı nedenle taraf vekillerinin temyiz itirazları, (3) numaralı bentte yazılı nedenle davacılar vekilinin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden, kabulüyle hükmün 6100 sayılı HMK'nin geçici 3. maddesi yollaması ile HUMK'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine,
peşin harcın istek halinde temyiz edenlere ayrı ayrı iadesine, 12/11/2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi