MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
K A R A R
Davacı vekili, müvekkilinin 554 ada 29 parsel sayılı taşınmazın 2, 3, 4 ve 5 nolu bağımsız bölümünde bulunan dükkan ve büroların hissedarı olduğunu, müvekkilinin kullanımının davalılar tarafından engellendiğini ileri sürerek^ paya vaki elatmanın önlenmesine karar verilmesini istemiştir.
Davalılar, davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece, davanın kabulü ile; “Dava konusu 554 ada 29 parsel sayılı taşınmazın taksimen davacıya verilen zemin kat 2 nolu bağımsız bölümünün 1/2'lik kısmı ile 4 nolu bağımsız bölüme yönelik olarak davacıyı yararlandırmamak şeklinde vukuu bulan müdahalelerinin önlenmesine,” karar verilmiştir. Hüküm, davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, paydaşlar arası elatmanın önlenmesi isteğine ilişkindir.
1- Davalı ... vekili 05.02.2016 tarihinde verdiği temyiz dilekçesi ile mahkeme kararını temyiz etmiş ise de, davalı asilin daha sonra verdiği ve kimlik tespitinin yapıldığı 05.10.2018 tarihli dilekçe ile temyizden feragat ettiği anlaşılmakla vaki feragat nedeniyle temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Diğer davalı ...’m temyiz itirazlarına gelince;
HMK’nin 141. maddesinin 1. fıkrasında “Taraflar, cevaba cevap ve ikinci cevap dilekçeleri ile serbestçe; ön inceleme aşamasında ise; ancak karşı tarafın açık muvafakati ile iddia veya savunmalarını genişletebilir yahut değiştirebilirler. Ön inceleme duruşmasına taraflardan biri mazeretsiz olarak gelmezse, gelen taraf onun muvafakati aranmaksızın iddia veya savunmasını genişletebilir yahut değiştirebilir. Ön inceleme aşamasının tamamlanmasından sonra iddia veya savunma genişletilemez yahut değiştirilemez.” hükmü düzenlenmiştir.
Eldeki davada; davacı vekilinin dava dilekçesi ve cevaba cevap dilekçesinde paya vaki elatmanın önlenmesini talep ettiği, mahkemenin dilekçelerin teatisi aşaması tamamlanıp 18.11.2014 tarihinde de ön inceleme duruşması yapıldıktan sonra, 22.10.2015 tarihli duruşmada “Davacının fiilen kendisine ayrılmış olan dükkan ve daire ye yönelik elatmanın önlenmesini mi istediği, yoksa sadece paya yönelik elatmasının önlenmesini mi istediği konusunda HMK'nin 31. maddesi uyarınca açıklama yapılması için davacı vekiline 2 hafta süre verilmesine,” yönelik ara karar kurduğu, davacı vekilince 02.11.2015 tarihli dilekçe ile davalarının 554 ada 29 nolu parsel üzerinde yapılmış iş yerlerinden 2 nolu bağımsız bölümün 1/2'si ile 4 nolu bağımsız bölüme vaki davalıların müdahalesinin önlenmesine yönelik olduğunun belirtildiği, davalılar vekilince de 17.12.2015 tarihli duruşmada bu talebe yönelik kabul ve muvafakatlarının olmadığı bildirilmiştir.
Bu durumda davacı vekilince usulüne uygun şekilde 554 ada 29 nolu parsel üzerinde yapılmış iş yerlerinden 2 nolu bağımsız bölümün 1/4’si ile 4 nolu bağımsız bölüme vaki davalıların müdahalesinin önlenmesine yönelik taleplerinin olduğundan söz edilemez.
Bilindiği üzere; taleple bağlılık ilkesini düzenleyen 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 26. maddesi; “Hâkim, tarafların talep sonuçlarıyla bağlıdır; ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez. Duruma göre, talep sonucundan daha azma karar verebilir. (2) hâkimin, tarafların talebiyle bağlı olmadığına ilişkin kanun hükümleri saklıdır." şeklindedir.
Ne var ki, davacı vekili dava dilekçesinde paya vaki elatmanın önlenmesine karar verilmesini istediği halde, Hukuk Muhakemeleri Kanununun 26. maddesinde düzenlenen taleple bağlılık ilkesine aykırı şekilde, talep aşılmak suretiyle "Davalıların ... parsel sayılı taşınmazın taksimen davacıya verilen zemin kat 2 nolu bağımsız bölümün 1/2' lik kısmı ile 4 nolu bağımsız bölüme yönelik olarak davacıyı yararlandırmamak şeklinde vukuu bulan müdahalelerinin önlenmesine," şeklinde karar verilmesi doğru değildir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan sebeplerle davalı ...’ın temyiz dilekçesinin vaki feragat nedeniyle reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı ... vekinin temyiz itirazları yerinde olduğundan kabulüyle, usul ve yasaya uygun olmayan hükmün 6100 sayılı HMK'nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bozma nedenine göre davalı ... vekilinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, taraflarca HUMK'un 440/1 maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 07/11/2018 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy