MAHKEMESİ:Sulh Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ: Kayyım Atanması
Hasımsız görülen görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün kayyım adayı tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı vekili dilekçesinde,103 ada 1 parsel sayılı taşınmazda, kamulaştırma bedelinin tespiti ve tescil davası açıldığını, ancak taşnmaz malikleri ... ile ilgili olarak herhangi bir bilgiye ulaşamadıklarını, bu nedenle yetki belgesine istinaden taşınmaz malikleri ...'nın haklarının korunması için Hazine'nin kayyım olarak atanmasını istemiş; mahkemece, davanın kabulüne ve Hazine'nin menfaatinin korunması bakımından 3561 sayılı Mal Memurlarının Kayyım Tayin Edilmesine Dair Kanun'un 2/1.fıkrası ve 4721 sayılı TMK'nın 427.maddesi uyarınca .... Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2016/133 Esas sayılı dava dosyasında Sırrı, Sabri, Fehmi ve Hakkı'yı temsil etmek üzere mahallin en büyük mal memuru ... Mal Müdürü'nün kayyım olarak tayinine dair verilen karar süresi içerisinde kayyım adayı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, 3561 sayılı Kanuna dayalı olarak açılan kayyım atanması istemine ilişkin olup Kanunun amacı 1. maddesinde, bir kimsenin uzun süreden beri bulunamaması veya oturduğu yerin bilinememesi nedeniyle malvarlıkları üzerinde Hazine menfaatinin korunmasını sağlamak üzere mahallin en büyük mal memurunun kayyım olarak atanması, yetkileri, yetki devri, kayyımlık mallarının yönetimi ve giderleri, kayyım ve görevli personele ödenecek ücretler ile diğer hususlara ilişkin usul ve esaslar düzenlenmiş; 2. maddesinde ise 4721 sayılı Türk Medenî Kanununun 427. maddesine göre, bir kimsenin uzun süreden beri bulunamaması veya oturduğu yerin bilinememesi veya ortada bulunmayan ve miras açıldığında sağ olup olmadığı ispatlanamayan mirasçının payının resmen yönetilmesi amacıyla kayyım atanmasının gerektiği hallerde, vesayet makamının bu kimselerin malları üzerinde Hazinenin hak ve menfaati bulunup bulunmadığını, mahallin en büyük mal memurluğundan araştıracağı Hazine'nin hak ve menfaatinin söz konusu olduğunun anlaşılması hâlinde, mahallin en büyük mal memurunun yönetim kayyımı tayin edileceği öngörülmüştür.
Bu durumda, kayyım atanması talebinin yukarıda açıklanan Kanun hükümleri gözetilerek, dava konusu taşınmaza ait tapu kaydının ilk tesisinden itibaren bütün tedavülleri ile dayanak belgelerinin tapu müdürlüğünden, vergi kaydıyla ilgili bilgi ve belgelerin belediye başkanlığından ve vergi dairesi müdürlüğünden getirtilip, kayıt ve belgelerde kimlik bilgilerinin bulunması halinde nüfus müdürlüğünden ilgililerin nüfus kayıtlarının getirtilerek tapu kaydı malikleriyle irtibatının araştırılması, varsa mirasçılara ilişkin veraset belgelerinin istenilmesi ve toplanan deliller birlikte değerlendirilerek oluşacak sonucuna göre mahkemece bir karar verilmesi gerekirken; mahkemece, dava konusu taşınmaz hissedarları ... ve mirasçıları hakkında kolluğun cevap yazısı ve tapu kaydıyla yetinilerek noksan inceleme ve araştırmayla davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda (2) nolu bentte gösterilen nedenlerle davalı vekilinin yazılı temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün 6100 sayılı HMK'nın Geçici 3. maddesi yollaması ile HUMK’nın 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, diğer temyiz itirazlarının yukarıda (1). bentte gösterilen nedenle reddine, HUMK'nın 440/III-1, 2, 3 ve 4. bentleri gereğince ilama karşı karar düzeltme yolu kapalı bulunduğuna ve peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 30.04.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.