MAHKEMESİ: İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi
DAVACI (Üçüncü Kişi): ICT Kimya San. Tic. Ltd. Şti
DAVALI (Alacaklı): ...
(Borçlu) : Viviglas Cam Ür. San. Ve Dış Tic. A.Ş.
DAVA TÜRÜ: İstihkak
İLK DERECE
MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 1. İcra Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda İstanbul 1. İcra Hukuk Mahkemesinin 15.05.2017 tarihli ve 2016/140 Esas, 2017/473 Karar sayılı kararıyla davanın reddine karar verilmiş, Mahkeme hükmüne karşı davacı üçüncü kişi vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 21 Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun esastan reddine şeklinde hüküm kurulmuş olup, bu kez davacı üçüncü kişi vekilinin Bölge Adliye Mahkemesi kararını temyizi üzerine Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü:
KARAR
Davacı üçüncü kişi vekili, müvekkil şirketin borçlu şirket ile 04.09.2015 tarihinde imzalanan sözleşme gereğince alacağına mahsuben haczedilen makinelerin mülkiyetini devraldığını, sözleşme gereğince makinaların kullanımının borçlu firmaya bırakıldığını, borçlu firmanın borcunu ödeyemediğini ve iş yerini başka bir yere taşıdığını, haciz mahallini kiralayan yeni kiracı ile haciz mahallinde borçlunun bıraktığı hacze konu menkullerin satışı hususunda anlaşma yapıldığını ancak haciz işlemi nedeniyle işlemin durduğunu, haczedilen makinelerin mülkiyetinin davacıya ait olduğunu belirterek, davanın ve istihkak iddialarının kabulüne, haczin kaldırılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı alacaklı vekili, danışıklı satış ve muvazaalı devir söz konusu olduğunu, mahcuzun borçlunun elinde olduğunu, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, borçlunun kendisine ait menkulleri alacağa mahsuben üçüncü kişi şirkete devretmesi, üçüncü kişi şirketin de aynı makinaları haciz mahallinde tutması ve yeni gelen başka firmalara kullandırmasının muvazaalı bir işlem olarak değerlendirildiği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş, davacı üçüncü kişi vekilince İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yoluna başvurulmuştur.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesinin 26.1.2018 tarihli ve 2017/ 2222 Esas, 2018/101 Karar sayılı kararı ile; ödeme emrinin borçluya tebliğ edildiği adreste haciz yapıldığı, üçüncü kişinin mahcuzları borçludan alacağına mahsuben satın aldığını ancak borçlu şirketin kullanımına bıraktığını iddia ettiği, menkul mallar teslim edilmediği için gerçek bir satış ve devirden söz edilemeyeceği gerekçesi ile davacı tarafın istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi üzerine; istinaf kararı davacı üçüncü kişi vekili tarafından bu kez temyiz edilmiştir.
Dava, üçüncü kişinin İİK' nin 96. vd. maddelerine dayalı istihkak iddiasına ilişkindir.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş ise de, yapılan inceleme ve araştırma hüküm kurmaya yeterli değildir. Davacı üçüncü kişi, borçlu ile aralarında 2013 yılından bu yana devam eden ticari ilişki bulunduğunu, borçludan olan alacağına karşılık borçlunun mallarını satın aldığını, borçlunun kullanım bedeli ödemesi şartıyla anılan malların borçluda bırakıldığını iddia etmiştir. Bu doğrultuda davacı üçüncü kişi ile borçlu şirketin ticari defter ve muhasebe kayıtları (2013 yılı ve sonrasına ait) üzerinde ticari defterlerin açılış ve kapanış tasdiklerinin usulüne uygun olup olmadığı hususu da dikkate alınmak sureti ile inceleme yaptırılarak davacı üçüncü kişi ile borçlu şirket arasında öteden beri devam eden ticari ilişki olup olmadığı; borçlu ile üçüncü kişi arasında varsa alacak -borç durumunun belirlenmesi, borçlu ile üçüncü kişi arasında devam eden cari ilişki olup olmadığı, delil olarak sunulan faturaların ticari defterlerde kaydının bulunup bulunmadığı, faturalardaki malların hacizli mallara uygunluğunun belirlenmesi, ayrıca davacı ile borçlu arasındaki ilişkinin gerçek bir kira ilişkisi olup olmadığının belirlenmesi için kullanım bedeli olarak ödeme yapılıp yapılmadığı, yapılmış ise ödemelerin defter kayıtlarında yer alıp almadığı hususlarında yapılan ödemeler, vergi ve banka kayıtları da dikkate alınarak Yargıtay denetimine elverişli uzman bilirkişi raporu alınması ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik araştırmayla yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır.
SONUÇ: Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının, yukarıda yazılı sebeplerden dolayı 6100 sayılı HMK'nin 373/1. maddeleri uyarınca KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının yukarıda belirtilen nedenle BOZULMASINA, dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin de Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 23.06.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy