MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : İstihkak
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacı 3. kişi vekili ile davalı alacaklı vekili taraflarından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
K A R A R
Davacı 3.kişi vekili, 09.06.2014 tarihinde yapılan haciz sırasında haczedilen menkullerin davacıya ait olduğunu iddia ederek davanın kabulü ile menkuller üzerindeki haczin kaldırılmasına karar verilmesi talep ve dava etmiştir.
Davalı alacaklı vekili; davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, malın 3. kişinin elinde bulunduğu hallerde İcra Müdürlüğünce alacaklıya istihkak davası açması için İİK'nun 99. maddesine göre 7 günlük süre verilmesi gerekirken 3. kişi Serkan Tavukçuluk Şirket Yetkilisine istihkak davası açması için 7 günlük süre verildiğinden davanın reddi ile iş bu karar kesinleştiğinde İcra Müdürlüğünce alacaklıya üçüncü kişiye karşı istihkak davası açması için 7 gün süre verilmesine karar verilmiş; hüküm, davacı 3. kişi vekili ve davalı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, 3. kişinin İİK’nun 96. vd. maddelerine dayalı istihkak iddiasına ilişkindir.
Haczin İİK'nun 97. maddeye göre yapılması halinde; icra müdürlüğünce İİK'nun 97/1. maddesindeki prosedürün işletilmesi gerekir. Prosedür işletilmemişse, dava açma süresi henüz başlamış olamayacağından, 3. kişi davasını hacizli mal satılarak bedeli alacaklıya ödeninceye kadar açabilir. Prosedür işletilmişse, icra mahkemesince verilecek kararın tefhimi veya tebliğinden itibaren yedi gün içinde istihkak davası açılabilir.
Haczin İİK'nun 99. maddesine göre yapılması halinde ise; icra müdürlüğünce alacaklıya üçüncü kişiye karşı dava açması için yedi günlük süre verilir. Dava açma süresi, verilen bu kararın alacaklıya tefhim veya tebliği ile başlar.
Dosyada mevcut bilgi ve belgelere göre; 09.06.2014 tarihli talimat icra dairesince yapılan haciz sırasında mahcuzlarla ilgili davacı 3. kişi şirket yetkilisinin istihkak iddiasında bulunduğu ve haczi yapan talimat icra dairesince istihkak iddia edene istihkak davası açmak için 7 günlük süre verildiği, 16.06.2014 tarihinde 3. kişi şirket tarafından temyize konu davanın açıldığı, 26.01.2015 tarihinde karar verildiği, esas icra dairesi olan İzmir 5. İcra Müdürlüğü'nün 12.02.2015 tarihli karar tutanağına göre de, açılan bu davaya atıf yapılmak suretiyle bu kararın kesinleşip kesinleşmediğinin sorulması ve gelecek yazı cevabına göre istihkak iddiası hakkında karar verileceğinin belirtildiği görülmektedir.
Talimat İcra Müdürlüğünce 3. kişi şirket yetkilisine istihkak davası açmak üzere yedi günlük süre verilmesinin yasal bir dayanağı bulunmamakla birlikte üçüncü kişi tarafından doğrudan dava açılmasını engelleyen yasal bir düzenleme de bulunmamaktadır. Bu durumda Mahkemece, yasal prosedür işletilmediğinden açılan davanın süresinde olduğunun, 3. kişi tarafından bu davanın açılabileceğinin kabulü ile işin esasına girilerek toplanan deliller değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, bu husus dikkate alınmadan yazılı biçimde karar verilmesi hatalı olmuştur.
Öte yandan; 6100 sayılı HMK’nun 33. maddesi uyarınca, Türk Hukukunu resen uygulamakla yükümlü olan hâkim, tarafların ileri sürdükleri maddi olay ve netice talepleri ile bağlı olup, onların hukuki nitelendirmesi ile bağlı değildir. 04.06.1958 tarih, 1958/16-5 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı'nda da kabul edildiği gibi taraflarca ileri sürülen iddia ve maddi olayların hukuki tavsifini yapmak mahkemeye ait olup, hakim olaya uyan ilgili yasa maddelerini re’sen gözetmek, bulmak ve uygulamak zorundadır. Eş anlatımla, olayların hukuksal açıdan değerlendirilmesi ve nitelendirilmesi Mahkeme hakimine aittir.
Mahkemece, davacı 3.kişinin talebi istihkak talebinden ziyade şikayet gibi incelenmiş ve bu hali ile karara bağlanmıştır. Oysaki bu ilke ışığında, dava dilekçesindeki anlatımdan ve talep sonucundan, uyuşmazlığın, üçüncü kişinin İİK’nun 96. vd. maddeleri uyarınca mülkiyet hakkına dayalı olarak ileri sürdüğü “istihkak iddiasına” ilişkin olduğunun kabulü gerekir. Ayrıca dava harcının da davacı tarafça nispi oran üzerinden yatırıldığı da görülmektedir. Bu durumda Mahkemece, davanın esasına girilerek tarafların tüm delilleri toplanarak, çekişmenin istihkak davası prosedürüne göre çözümlenerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekir. Anılan bu hususlar dikkate alınmadan eksik inceleme ve hatalı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmadığından hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
2-Bozma sebep ve şekline göre, davacı 3. kişi vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün İİK'nun 366. ve 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesinin yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenle davacı 3. kişi vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek olmadığına, taraflarca İİK'nun 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, istek halinde peşin harcın temyiz eden davacıya iadesine, 03.04.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy