MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ: Elatmanın Önlenmesi
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı vekili, tarafların dava dışı kişilerle paydaş olduğu dava konusu 166 parsel sayılı taşınmazda davalı tarafından vekil edeninin hissesine müdahale edildiğini ileri sürerek davalının vekil edeninin hissesi olan 6.000 m2 alana müdahalesinin önlenmesine karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, dava konusu taşınmazın muristen intikal ettiğini ve mirasçılar arasında yapılan fiili taksime dayalı olarak kullanıldığını açıklayarak davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kabulü ile davalının 166 parsel numaralı taşınmazda, davacıya ait 4621,82 m2'lik kısıma yönelik el atmasının önlenmesine, fen bilirkişisinin 30.03.2015 tarihli rapor ve krokisinin karar eki sayılmasına karar verilmesi üzerine; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, paydaşlar arasında elatmanın önlenmesi isteğine ilişkindir.
Dosya kapsamından, dava konusu 166 parsel sayılı taşınmazın elbirliği mülkiyeti hükümlerine göre davacı, davalı ve dava dışı kişiler adlarına kayıtlı olduğu, mahallinde yapılan keşif neticesinde hazırlanan bilirkişi raporu ve tanık beyanlarından; dava konusu taşınmazın tamamının davalı ve dava dışı ... tarafından kullanıldığı, taşınmazda davacının kullandığı alan bulunmadığı anlaşılmıştır.
Türk Medeni Kanunu'nun 701.maddesinde ifade edildiği üzere, elbirliği mülkiyeti, birden çok kişinin kanun veya kanunda öngörülen sözleşmeler uyarınca oluşan topluluk dolayısıyla mallara birlikte malik olmalarıdır. Anılan düzenlemeden de anlaşılacağı gibi, elbirliği mülkiyet üzere olan taşınmazlarda ortakların belirlenmiş payları olmayıp her birinin hakkı, ortaklığa giren malların tamamına yaygındır.
Bu durumda Mahkemece, davaya konu taşınmazı kullanamayan davacı lehine elatmanın önlenmesi kararı verilmesinde isabetsizlik bulunmamakta ise de, davalının davaya konu taşınmazda davacıya ait miras payı oranında elatmasının önlenmesine karar verilmesi gerekirken, davacıya ait 4.621,84 m2'lik kısıma elatmanın önlenmesine karar verilmiş olması doğru görülmemiştir. Ne var ki bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden hükmün 1086 sayılı HUMK'nun 438/7. maddesi uyarınca aşağıdaki şekilde düzeltilerek onanması yoluna gidilmiştir.
SONUÇ: Temyiz edilen kararın yukarıda açıklanan nedenlerle, hüküm fıkrası (1) nolu bentteki "... davacıya ait 4.621,82 m2'lik kısıma ..." ibaresinin hükümden çıkartılarak yerine "... davacıya ait miras payına..." ibaresinin yazılmasına, Yerel Mahkeme hükmünün 6100 sayılı HMK'nun geçici 3. maddesi yollaması ile HMK'nun 304. maddesi (1086 sayılı HUMK'un 438/7. fıkrası) gereğince DÜZELTİLMİŞ BU ŞEKLİ İLE ONANMASINA, taraflarca HUMK'nun 440/1. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, istek halinde peşin harcın temyiz edene iadesine, 31.05.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.