MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : İtirazın Kaldırılması ve Tahliye
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalılar ... ve ... vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Dava itirazın kaldırılması ve tahliye istemine ilişkindir. Mahkemece, davalı ... aleyhine açılan davanın reddine, davalılar ... ve ... hakkında açılan davanın kısmen kabulüne, takibin 10.000,00 TL üzerinden devamına, davalı ...'in temerrüt nedeniyle taşınmazdan tahliyesine karar verilmiş, karar davalılar ... ve ... vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1- Davalı vekilinin davalı ... yönünden temyiz itirazlarının incelemesinde; davacı alacaklı vekili 10.07.2015 tarihinde başlattığı icra takibi ile 01.04.2014 başlangıç tarihli 2 yıl süreli yazılı kira sözleşmesine dayanarak ödenmeyen kira alacaklarının tahsili ile tahliye talep etmiştir. Davalıya gönderilen örnek 13 ödeme emri muhatabın adresten ayrıldığı gerekçesi ile iade edilmiştir. İİK.nun 269. maddesi gereği ödeme ve itiraz süresi ödeme emrinin tebliğ tarihinden itibaren işlemeye başlar. Davalı borçlu kiracıya usulüne uygun yapılan bir tebligat olmadığından, yedi günlük itiraz ve otuz günlük ödeme süresi de başlamamıştır. Davalılar vekili borçlu ... ve ...'e ait vekaletname sunarak takibe itiraz etmiş ise de itiraz dilekçesi içeriğinden itirazın sadece kefil ... için yapıldığı anlaşılmaktadır. Borçlu ... yönünden ödeme emri tebliği yapılmadığından davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi yerinde görülmemiştir.
2- Davalı vekilinin davalı ... yönünden temyiz itirazlarının incelenmesinde; davalı ... takipte dayanılan 01/04/2014 başlangıç tarihli ve 2 yıl süreli kira sözleşmesini kefil olarak imzalamıştır. Taraflar arasındaki kira sözleşmesi 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun yürürlüğe girmesinden sonra düzenlenmiştir. Bu nedenle kefaletin şartlarının 6098 Sayılı Yasa hükümlerine göre belirlenmesi gerekir. TBK.nun kefalet sözleşmesinde şekil şartını düzenleyen 583.maddesi “Kefalet sözleşmesi, yazılı şekilde yapılmadıkça ve kefilin sorumlu olacağı azami miktar ile kefalet tarihi belirtilmedikçe geçerli olmaz. Kefilin, sorumlu olduğu azami miktarı, kefalet tarihini ve müteselsil kefil olması durumunda, bu sıfatla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girdiğini kefalet sözleşmesinde kendi el yazısıyla belirtmesi şarttır.” hükmünü içermektedir. Taraflar arasındaki kira sözleşmesinde kefilin sorumlu olduğu azami miktar ve kefalet tarihine ilişkin el yazısı ile yazılmış bir ibare bulunmamaktadır. Bu durumda TBK.nın 583.maddesinde belirtilen şekil şartlarına uyulmadan yapılan kefalet sözleşmesi geçersiz olduğundan, mahkemece davalı kefil ... hakkındaki davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenler ile temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün İİK'nın 366. ve 6100 sayılı HMK'nın Geçici 3. maddesinin yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nın 428. maddesi uyarınca kararın BOZULMASINA, taraflarca İİK'nın 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edenlere iadesine, 28.05.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy